Makale

Kök kazicilari, matematik, biyoloj, kimya ve fizik

Bizim köylerde çok önceleri, içinde seyrek mese agaçlarinin oldugu arazileri tarla yapabilmek için, bu agaçlari kökleriyle çikaran baltacilar vardi. Bunlara meyve agaçlarina dokunmamalari söylenmesine ragmen bazen hizini alamayip meyve agaçlarini da kökten sökerlerdi.

Neden meyve agacina kiydin? Soruldugundan da ‘bir agaç gördügümde hemen kökünden sökesim geliyor, üstünde ne olduguna bakmadan köke dadaniyorum’ derlerdi, yani meslegi geregi…

Dersim yöresinde meyve agaçlari kurumadigi sürece kesilmezdi, sanirim çogu yerlerde de böyledir, meyveden beslenen diger canlilarin da hakki vardir diye meyvenin tümü toplanmazdi. Kürdistan’in komsularinin hepsi de yeri gögü yaradana inanan, yaradanin dogasini, kullarini korumakla mükellef olduklarini söyleyip adelet ve vicdan dem vururlar. Gel gör ki insan ve doga düsmanlari meyve agaçlarini keserek, sulari kirleterek, akar sulari barajlastirarak, ormanlari yakarak, kimyasal bombalar kullanarak hem dogal dengeyi hem de sosyo ekonomik dengeyi bozdular ve bozuyorlar da. Bunu da kendi toplumuna medeniyet ve toplumun genel emniyeti diye yuturuyorlar, masallahi var yutmak için de milli ruhla siraya girmisler…

Matematik, bioloji, kimya ve fizik gibi bilim dallari kurnazlik kabul etmez, hele hele ölçüsüzlük hiç kabul etmez, bunu yapanlar da sonuçlarina katlanmak zorunda kalacaklardir, zaten böylesi alemlerde hirlamalar, ezmeler, kök kazmalar, etkisizlestirmeler, demogojiler, psikolojik bunalimlar, takozlamalar, olagan üstü hallerde idare etmeler, hinklamalardan kaynakli saglikli çözümlerde üretilemiyor, toplumsal aydinlama bir türlü gerçeklesemiyor. Bu bilim dallarini baz alan toplumlarin kavgalari bile beli norm ve ölçülere göre hesaplanarak yapilir güç kulanimi dahi yasal normlarla belirlenir bu hem egitim alanina hemde sosyo ekonomik boyutuna yansiyor.

Hesaplari: dogal dengeyi ve sosyo ekonomik etkilerini gözetliyerek toplumun genel refahini, huzurunu, çogulculuk dengeyi saglamak kaydiyla, normlastirarak, demokrasi dedigimiz çogulcu açik toplum anlasmalar halkasi olustururlar, bu da çagin gerekli gelisimine göre tartismalar süzgecinde geçirilerek pozitif yönde yenilenir, gelistirilir, toplumun en önemli sigortasi olan sosyal güvence ile pekistirilir.

Savaslarin insanliga ve dogaya bir getirisi olmadi ve olmiyacak da. Sonuçlari ortada, belli gruplar ceplerini doldurabilir, beli gruplarda orgazmini sagliyabilir ama uzun vadedeki sonuçlarinin hiç kimseye bir faydasi yoktur.

Tek millet projesinin ölçüsüzlügü bir asirdir tutmadi tutmiyacak da. Nedeni gayet açik, çünkü sosyal bilimlere ters. Güçlü olmak sorunlari çözemiyor sadece erteliyor, agirlastiriyor ve sivillesmenin (medeniyetin) gelisimini tahrip ediyor. Sorumluklarini ve haklarini bilen bilgili bireylerin gelismesini engelliyerek mesleksiz yiginlar yaratiyor, geçici olarak bazilarinin isine yariyabilir, sonunda hiç de beklenilmeyen anda bumeranglesiyor.

Kendi vatandasi olan ve onlarin soydaslariyla savasarak, zeytin agaçlarini bombaliyarak, korumasiz insanlarin üzerine baskalarinin dalina binerek düzlemek, simdilik sorun degil ama matematik akil isi, güçlü olma isine hiç benzemez.

Ne yapalim ne insanlik ne de tanri Kürtlerle empati kurmuyor, etrafi kök kazicilarla, takozcularla ve onlarin stratejik ortaklariyla çevrili. Bin bir hilelerle milliyarlik projeler pazarligi yapiliyor ve yapilacak da. Bir o kadar taraftarda Kürtler’de olunca kolay degil.

Afrin ne ilk nede son saldirganlik olacak, bindigi dali kesmek veya haydut gruplarin eliyle kestirtmek akilsizligin pratikteki deneyiminden baska bir sey de ifade etmiyor. Harcanan canlara yazik..

Metin Can

Back to top button