KOMKAR’dan Gezi Parki ve protesto eylemlerine yönelik basin açiklamasi

– Göstericilere siddet uygulayan güvenlik güçleri ve onlardan sorumlu Içisleri Bakani istifa etmelidir;
– Demokratik haklarini kullanan kitleler, eylemlerin yönünü ve içerigini degistirmek isteyen provokatörlere karsi dikkatli olmali; her türlü siddete karsi çikmalidirlar. Siddet kullananlarla aralarina mesafe koymalidirlar;
– Hükümet kitlelerin demokrasi taleplerini kabul etmelidir; en kisa zamanda sorunun barisçil bir sekilde çözümü için uzlasma yolu aranmali.
AKP hükümetinin ve Istanbul Belediyesi’nin Taksim’deki Gezi Parki’ni söküp yerine bir zamanlarin Topçu Kislasi’ni yeniden dikmek için aldigi karara karsi, Istanbul’da baslatilan protesto eylemlerine yönelik polisin asiri siddet kullanmasi ve Basbakanin karara arka çikip göstericilerin tümünü suçlamasi, Taksim’de baslayan eylemin Türkiye’nin her yerine ve ayni zamanda yurt disina tasmasina neden oldu. Ülkenin çesitli yerlerinde sürdürülen gösteriler sirasinda 3 kisi yasamini yitirdi, yüzlerce kiyi yaralandi.
Hükümetin son zamanlarda aldigi kararlara yönelik insanlarda olusan siyasi öfke ve tepki, Gezi Parki sorununda bir toplumsal tepki ve öfkeye dönüstü ve bir bakima AKP hükümetinin istifasini isteyen eylemlere dönüstü.
Ilk baslarda birkaç sivil toplum örgütü ve bir kaç bin sivil, sözkonusu projeye karsi tepkilerini dile getirmeye basladilar. Buna karsilik siyasi iktidarin, dedigim dedik tavri, protestoculari asagilayici ve onlari küçümseyen ifadeler kullanmasi, ‘onlar da kim oluyor, biz taviz vermeyiz’ seklindeki anlayisi isin çigirindan çikmasina neden oldu. Öte yandan gösterilerin, derin devlet ve onlarin uzantilarinin ya da CHP’nin girisimi olarak degerlendirilmesi de, kendi içinde ciddi yanlisliklari tasimaktadir. AKP hükümeti, protesto gösterilerini dikkate almali, onlarla sorunun çözümü için ortak adimlar atmalidir.
Nitekim Basbakan Yardimci Bülent Arinç’in kimi açiklamalari ve kimi yanlisliklari dile getirmesi, yine göstericileri temsilen olusan komiteyle görüsmesi, toplumun kimi kesimlere tarafindan olumlu olarak degerlendirildi.
Silahlarin susturulmasi ve barisa yönelik adimlarin atildigi bir dönemde, AKP hükümetinin gündeme getirdigi ve toplumsal hassasiyetleri dikkate almayan kimi girisim ve kararlari, kitleler arasinda tepkilerin giderek büyümesini birlikte getirdi. ‘Yavuz Sultan Selim Köprüsü’, ‘alkol düzenlemesi’ bunlarin basinda geliyor.
Dünyanin her yerinde toplumsal tepkiler yasaniyor. Demokrasiyi hazmetmis ve bir yönetim biçimi olarak kabul etmis ülkelerde, iktidarlar, kendilerini yönelik protesto ve tepkilerle inatlasmak yerine, diyalog ve uzlasmayi seçen bir yol izlemektedirler.
Türkiyede ise, hükümet tam aksi bir politika izledi ve kendisiyle kavgali olan kesimlerin eline altin bir tepside firsatlar sundu.
AKP hükümeti, demokratik bir hak olan protesto eylemlerine hosgörü göstermeli; kitlelerin sesine kulak vermeli ve gereksiz yere gerilim yaratmaktan kurtulmali; demokratiklesme ve Kürt sorununun çözümüne agirligini vermelidir. Yine, son protestolarda oldugu gibi, polisin asiri siddet kullanmasina izin vermemeli ve bunu yapan polisler hakkinda sorusturma açmali; ayni zamanda güvenlik güçlerinden sorumlu olan Içisleri Bakanini görevden almalidir. Bunlar yapildigi takdirde, hem ülke içinde hem de disinda AKP hükümetinin mesrulugu zedelenmez. Öte yandan, hükümete ya da yerel yönetimlerin aldigi bir karara yönelik dile getirilen protestolarin barisçil bir sekilde yürütülmesi de büyük önem göstermektedir.
Kürdistan Dernekleri Federasyonu KOMKAR, silahlarin susturulmasi, Kürt halkinin ulusal-demokratik haklarina kasvusmasi; ülkenin demokratiklestirilmesi yönünde atilan her olumlu adima destek verecektir. Ülkeyi yeninden bir kaos içine sokmak isteyen, Kürt halkinin ulusal-demokratik haklarini inkardan gelen irkçi-fasist-Kemalist güçlere firsat verilmemelidir.
Tüm demokratik güçler el ele vermeli, sorunlarin barisçil ve demokratik bir sekilde çözümü için mücadele etmelidir.
Berlin, 06.06.2013
KOMKAR-Kurdistan Dernekleri Federasyonu
Dengê Kurdistan


