Makale

KOMKAR’in 24. Kongre süreci (2)

Küçük Beko ‘nun (B. Topgider) çirpinislari ve gerçekleri tersyüz etmesi

Küçük Beko, kendisi ve Yeni PSK’yi hakli çikarma çabasi, onun açisindan 3 uzun yazi yazmayi gerektiriyor.

En son yazisinin son paragrafinda ismimi vermeden beni ‘Arzuhalci’ olarak niteliyor. Öyle biri olup olmamam bir yana, K. Beko arzuhalciligin neden ve degerlerini bilmiyor.

Ben, Arzuhalciligi çocukluk dönemimden hatirliyorum. Günümüzde halen var mi yok mu bilmiyorum. Hatirladigim dönemde, genelde kirsal kesimden gelen ya okuma-yazmasi olmayan veyahutta Türkçe bilmeyen, bürokrasideki ‘karmasik’ iliskileri tanimayan insanlar Arzuhalci’ya basvururlardi. Arzuhalci ise, eski mekanik daktilosu ile ya kalabaligin oldugu bir meydanda, ya da Adliye binalarinin yakinlarinda oturur, müsteri beklerdi. Basvurulari az bir miktar para kasiliginda daktiloyla yazar ve basvuruyu yapanin imzasini attirir, ya da ezici çogunlukla parmagini mürekkebe batirarak yazdigi yazinin altina bastirirdi. Kisacasi K. Beko’nun alay etmek ve hor görmek istedigi Arzuhalci, ihtiyaci olan insanlara yardimci oluyordu. Belli ki K. Beko arzuhalciligin degerini bilme kapasitesinde bile degil!

Tekrar KOMKAR’in 24. kongresi sürecine dönersek, yine görüyoruz ki K. Beko kivranarak kendisini/kendilerini hakli çikarmak için binbir takla atiyor, ama Yeni PSK’nin Baskani Mesut Tek’in GYK kararina ragmen 3 Aralik günü salonun kapisinda durmasina neden cevaplamiyor? Bunun cevabini ben vereyim: Mesut Tek, K. Beko ve diger arkadaslarina güvenemediginden, oraya gelip delegeler üzerinde baski uygulamak istiyordu.

Kongreye hazirlik dönemi de dahil 3 Aralik günü yapilan toplanti basindan sonuna kadar tüzüge aykiri ve yasal olmayan oyunlardi. Dernek ve komitelerdeki delege sayisini sisirtme konusunu daha evvelki yazimda ele aldigim için, bu yazida sadece iki dernekten bahsedecegim. K. Beko, yazisinda bir sehirde 2 dernek veya komitenin KOMKAR’a üye olamayacagini belirtiyor. KOMKAR’in tüzügünde böyle bir madde veya belirleme var mi? Hayir yok!

Derneklerden biri olarak K. Beko Mannheim’deki Mala Gelê Kurd’u belirtiyor, ama gerçekleri söylemekten özellikle kaçiniyor. Bu dernek 2012 den beri kongresini yapmamis bir birim. Ne bir etkinligi ve ne de yaptigi toplantilar var. Kisacasi tüzüge göre bu birim dernek vasfini yitirmis. Lokali bile kira ödenmedigi için terk edilmis. Bu nedenle Mannheim derneginin eski üyeleri Ludwigshafen’da uygun lokal yeri de oldugu için Mala Gelê Kurd’i orada yeniden canlandirma istiyorlar. Sen, hiç bir sey olmamis gibi 2016 yilinin yaz ayinda Mannheim’a giderek taraftarlarinla toplanti düzenliyorsun. Olmayan bir dernegin kongreye gitmesi için çaba harciyorsun. Orada ortaya çikan ortak irade, 16 Ekim’de kongreye gidilmesi iken sen, dernegin kurucularindan Hüseyin Güler’in katilamamasi için kongreyi 9 Ekim 2016’ya aldiriyorsun.

Küçük Beko bununla da yetinmiyor. Ren nehrinin öteki yakasinda bulunan Ludwigshafen’da neden bir dernegin olusturuldugunu sorgulayarak o dernegin olusturulmasini red ediyorsun. Ludwigshafen sadece nehrin diger yakasinda degil, ayni zamanda baska bir eyaletin en büyük sehir ve sanayi merkezlerinden biri. Ayrica, Kürdistanlilarin da yogun bir kitle olarak yasadigi bir sehir. Buna ragmen sen orada bir dernegin kurulmasina karsi çikiyorsun, hem de binbir takla atarak!

Gelelim Bottrop Hevalti’nin 2012 deki KOMKAR’dan ayrilma, istifa nedenine ve yeniden üyelik basvurusuna. Ayrilmanin gerekçesini ben dernek baskani Fettah Timar’in o dönemdeki yazismalarindan buraya aktaracagim, hem de hiçbir ekleme ve degisiklik yapmadan.

08.01. 2012 tarihli mektubu:

“Degerli Yoldaslar, ekte sundugum rahatsizliklarimdan dolayi bu güne kadar ciddiyetle sürdürdügüm örgütlü çalismayi PSK ve KOMKAR bünyesinde sürdürmemin mümkün olmadigi kanaatine vardim.

Yazdigim kisa notlar bir çok kadronun rahatsizligidir, bundan sonra belki yolunuzu aydinlatir amaciyla yazdim.

Sizlere yolunuzda basarilar dilerken tüm görevlerimden istifa ettigimi belirtmek isterim. Bu kadar rahatsizligi olan birisinin birlikte yürüyememesini anlayisla karsilarsiniz umarim.

Selam ve saygilarimla.”

17.01.2012 tarihli Mesut Tek’e yazilan istifa yazi:

“PSK Genel Sekreteri Sayin Mesut Tek, degerli Yoldaslar,

Bildiginiz üzre 08.01.2012 tarihinde gecenin geç vaktinde YDK üyelerine ve PSK Genel Sekreteri Sayin Mesut Tek`e istifa dilekçemi iletmistim. Ayrica kisa basliklarla rahatsizliklarimin nedenlerini de detaylara bogmadan eklemistim. Ertesi sabah saat 10:00-11:00 sularinda Sayin Genel Sekreter`den pespese telefonlar geldi, öglenden sonra saat 17:00 sularinda da GS kendileri, Kovan Amedî ve Riza arkadaslar Bottrop dernegine geldiler. Aslinda benim agir suçlamalarim vardi, nevarki GS`imiz içerige girmeden israrla istifami geri almami istedi. Ben de yillarin mucadele arkadasligi veya Kürd davasina olan büyük askim veya Kürd kadirsinasligi beni kararimi geri almaya götürdü.

O günden beri kendi kendimle muhakemedeyim, yazdiklarima bakiyorum, suçlamalarin agirligina bakiyorum, herseyi yazmadigim halde, tamiri mümkün olmayan seyler oldu. Ki ben de diledigi zaman olumsuzluklari tamda zamaninda seslendiren, kulis yapmayan, açik oynayan bir kadro oldugumu biliyorum, ama dedigim gibi benim rahatsizliklarim göz önüne alinirsa birlikte çalismamiz mümkün degil. Çünkü tümün degisimden yana olmadigi meydanda.

Bu yüzden PSK üyeliginden, YDK görevimden ve KOMKAR`dan istifa ediyorum ve sizlere basarilar dilerim.

Not: Tümünüzden çok sey ögrendim ama illegal kalmayi ve onu kilif olarak kullanmayi bir türlü ögrenemedim. Herhalde gerekte yoktur.

Selam ve saygilarimla.

Fettah Timar”

F. Timar’in ekte sundugu yazinin önemli bölümlerini de verelim:

“Beni rahatsiz eden ve endiselendiren bazi noktalar.

Bir kaç noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bu konulari YDK konferanslarinda ve YDK toplantilarinda PSK Genel Sekreteri`nin de hazir bulundugu anlarda dile getirdim, hatta bazi noktalari kendisine yazili olarak verdim. Bundan dolayi detaylara girmeden basliklar halinde vermek istiyorum.

Kollektif çalismanin tamamen gündemden çikmasi; Islerin kadrolarimizin omuzlarina dagilmamasi, çalisma alanlarina göre uygun kadrolarin görevlendirilmemesi; Delegeler Kurulu toplantilarinin tamamen kaldirilmasi ; GYK toplantlarinin yapilmamasi; MYK toplantilarinin yapilmamasi, isin bir kisinin (Riza) boynunda kalmasi; Derneklerde toplantilarin yapilmamasi(merkezî düzeyde); Seminerlerin merkezi olarak düzenlenmemesi. Bundan kastim K. Burkay, M.Tek degil, örgüt yönetiminin veya farkli alanlarla ilgili örnegin: tarihçiler, ögretmenler, dil bilimcileri, politikacilar veya yabanci haklariyla ilgili konular, özellikle Kürdlerin Almanya`daki istemleri ve yasam kosullari. Bu konulardan bazilari:

Anadil Dersleri ve velilerin tutumu; Kürdlerin baslibasina bir halk olarak kabul edilmesi ; TV ve radiolarda kürdlere daha fazla yer verilmesi ; 50. Yilda Kürdlerin Almanya`da uyum sorunlari; Kürd ailelerinin durumu ve sorunlari; Kürd kadininin uyum ve meslek egitimi konulari; Gençlerin meslek egitimi, issizlik ve uyum sorunlari; Çocuklarin çocuk yuvasi ve okul sorunlari; Yaslilarin sorunlari, gibi konular.

Dernekler arasinda da programli bir koordinenin olmamasi; Bassizligin günbegün artmasi; Örgütte olaylarin farkli yorumlanmasi, farkli yaklasimlar; Alman dilinde, ne gelen haber ve informasyon derneklere bildiriliyor ne de gelen bir soruyu cevaplandirabilecek bir çaba var.

Zamansiz ve realist olmayan proje „KOMKAR-EU’ yürümüyor. Daha planlandigi zaman YDK ve KOMKAR kongresinde bunu seslendirdigim için düsman ilan edildim. Son 5-6 senede 9-10 dernegi idare edemezken, tüm Avrupa ülkelerini birlestirmek istedik. Halbuki bizler birlikte 2001 yilinda,bundan sonra KOMKAR`i nasil yönetebiliriz dedik ve cevabi ise- DEZENTRALIZIM- dedik. Her dernek bir KOMKAR gibi ama koordineli çalismali ve KOMKAR merkezinin yükü azalsin dedik. Seminerlerle derneklerde tartistirdik ve bu kabul gördü. Ne olduda aniden dil bilmeyen, yöneticilik tecrübesi olmayan, kollektif çalismayi beceremiyen arkadaslarin sirtina böyle bir yük yüklendi. Simdide daha önceki elestirileri olan insanlara bir hak vermeden, neyse olmadi adi kalsin ama biz yönetimi Almanya`dan seçelim deniyor. Ama ayni kadrolarla.?????? Halbuki:

KOMKAR baskani Almanya`dan olmalidir , Alman dilini iyi bilmelidir; KOMKAR Baskani tüm Alman partilerinin politikasini çok iyi bilmelidir; KOMKAR Baskani Alman sivil örgütlerinin yapisi ve hedeflerini, çalisma alanlarini çok iyi bilmeli (Diakonî, Caritas, DRK, AWO û Parîtätê/DPWV gibi). Sadece tanimak da yetmiyor, baskan bu örgütlerin hangi projeleri desteklediklerini de iyi bilmeli.

Kisacasi:

Bu kadar içi bosaltilmis bir çalisma yönteminin, zamansiz ve yersiz alinan kararlarin ve aradan zaman geçtikten sonra neyse olmadi simdi gene eskisi gibi yapalim denilen yerde, yatay iliskilerin yogunlukla sürdürüldügü bir örgütte; Olaylari aydinlatma yerine üzerini örtme ve adam kayirma yöntemlerinin yürüdügü bir örgütte; Kadrolar arasinda bu kadar ayirim yapan, çaliskanligina ve fedekarligina göre degil de, eski ve yeni veya benim adamim zihniyetinin giderek belirginlestigi bir yönetim tarzinin sürdürüldügü yerde; Yillardan beri örgütün parasini çarçur eden, çalan veya vermeyen insanlarin kayirildigi bir yerde ve çifte standart uygulandigi bir yerde; Bilerek kadrolara görev verilmedigi bir yerde (bunu 3 YDK toplantisinda ve 3 YDK Konferanslarinda Genel sekreterin bulundugu anlarda dillendirmistim); YDK sinin kararlari olarak protokol edilip kongrelere sunulan raporlarin yaniltici oldugu ve gerçegi yansitmadigi bir yerde; 32 yilini bu örgütün çalismalarina veren, örgütün her kademesinde, birim derneklerinde, bölge etkinliklerinde, mesleki alanda, hiç bir kadronun gitmedigi hafta sonu seminerlerine giden, sendika çalismasina örgüt adina (GEW) katilan, kürd ögretmenlerin çalismalarina katilan, Üniversitelerde Kürdçe ders veren ve anadil derslerini koordine eden, gençlik çalismalari sürdüren, örgütün genel baskanligina kadar görev yapan ve tüm masraflarini cebinden ödeyen bir kadronun illegalite adina böyle linç edilmesine artik tahammülüm kalmadi.

Bir noktayi daha hatirlatmak isterim. Kisi olarak 1981`de KOMKAR ile tanistim ve 1988 tarihine kadar dernek veya örgüt üyeligi yasagi olan biriyim. Dogrusu çocuklugumdan beri yurtsever biriyim, örgütlü mucadelenin önemini bildigim için, yaptigim herseyi örgütlü olarak sürdürdüm, ve, KOMKAR ve PSK üyesi olmadigim halde sorumlulugumu bildim. Yani benim aliskin oldugum bir olay. Simdi de 2005 yilindan beri önüme set çekilmis, bunu da Genel Sekreter`in bulundugu toplantilarda sormus ve ögrenmek istemisim. Illegaliteyle ipotek altina alinan KOMKAR çalismasi ve PSK çalismasi içerisinde olmami gerektiren hiç bir neden kalmamistir.

Benim örgütlü çalisma inancim halen önemini koruyor ama bunu legalitede yürütmek istiyorum.

Fettah Timar”

Ben de dahil birçok yol arkadasimin da ayni görüste olduguna inaniyorum. Troisdorf/Siegburg Dernegi de ayni veya benzer gerekçelerle KOMKAR’dan ayrilmadi mi? Ayrilmalarin asil suçlusu, illegalite maskesinin altina siginarak hem PSK ve hem de demokratik çati örgütünü bu hale getiren Mesut Tek ve onun dümen suyundan hareket edenler degil mi?

Eger bugün Bottrop Hevalti KOMKAR’a yeniden üye olmak istiyorsa, KOMKAR’i tekrar demokratik-çogulcu yapisina kavusturma çabalarini gördügündendir.

Benim tekrar siyasi arenaya dönmemin sebebi de özellikle KOMKAR’i tekrar hakettigi konuma getirmek ve herhangi bir partinin de arka bahçesi olmasini kabul etmememdir.

Tekrar 24. Kongre sürecine dönersek:

Hem kongreye hazirlik döneminde ve hem de ‘kongre’ sürecinde tüzük tümüyle ayaklar altina alinmistir. Nedenlerini yeniden siralayalim:

Delege tespitinde bilinçli olarak sisirme olmustur; Kongre gündemi tüzük kurallarina göre degil, 3 Aralik’tan 11 gün önce birimlere ve organ üyelerine bilidirlmistir; 3 Aralik günü yapilan toplantida GYK üyesi 5 kisi, Onur ve Denetleme Kurullarinin tüm üyeleri, ki OK ve DK herhangi bir rapor da sunmamislar, 3 kisilik Divan Baskanligindan 2 kisi, ki bunlardan biri KOMKAR Genel Baskani, ve delegelerin önemli bir kesimi toplantiyi terk ettiler.

Mesut Tek ve K. Beko ayni günkü toplantida insanlari ‘Onur Delegesi’ olarak belirleyip, onlara oy hakki veriyorlar. Onur Delegeleri tüzük kurallarinca kongrelerde tespit edilir, ama onlarin oy haklari yoktur.

Küçük Beko yazisinda 38 delegenin kongreye katilimindan söz ederken, yandaslarida sosyal medyada, bu ‘kongreye’ KOMKAR tarihinin en kalabalik delege katilimindan dem vuruyorlar. El Insaf! 1994 yilinda KOMKAR’a 30dan fazla dernek ve komite üye idi. 307 üyesiyle Köln Hevalti, Daimi Delegesiyle birlikte 19 delegeyle kongrelere katiliyordu. Diger dernek ve komitelerin sadece daimi delege ve tüzügün baz aldigi 20 üyeyi gözönünde bulundursak, ki bu hallerde her dernek en az 3 delege ve komiteler de 2 delege gönderebiliyordu, o zaman kongrelerde yer alan asgari delege sayisi, organ üyelerini de katarsak, en az 100’ün üzerinde idi.

Kendi örgütünün tarihini bilmeyenler veya bilerek çarpitanlar, geleceklerini olusturamaz ve hatalarina devam ederler.

Mesut Tek ve K. Beko gibileri demokratik kitle örgütünü simdiki hale getirdiler, yani hem küçültmek ve hem de içini bosaltarak ele geçirmek için her türlü yönteme basvurdular. Bunun en bariz örneklerinden biri, Mesut Tek’in (hatirladigim kadariyla) 2014 yilinda aldirdigi bir parti karariydi. Karara göre KOMKAR’in yönetimine sadece PSK üyelerinin seçilmesi idi. Neden demokratik bir kitle örgütüne bu denli bir müdahalede bulunmaya gerek görülüyor? Bu, açikça bir ele geçirme manevrasi degil mi?

Ya, peki Mesut Tek’in 2011 yilinda Duisburg Derneginde yapilan parti toplantisinda çikarttigi parti karari neyin nesi? Karar, HAK-PAR Dayanisma Dernegi’nde çalisan tüm PSK’lilarin üyelikten istifa etmeleri.

Amaç, böylelikle HAK-PAR Dayanisma Dernegi’ni zayiflatma ve etkisiz kilma degil mi? Hani, PSK ve HAK-PAR ayrisma sürecinin 10. kongreden sonra basladigi iddiasi? Hani, HAK-PAR diger Kürt yurtsever kesimlerinin de içinde oldugu ve olusturdugu ortak bir proje idi? O zaman sizlere sorulmaz mi, neden HAK-PAR Dayanisma Dernegi’nden parti üyelerini istifa ettiriyorsunuz?

Benim birinci bölümdeki yazimin hemen akabinde sosyal medyada kisiligime yönelik havada uçusan küfürler ve suçlamalara gelecek yazimda cevap verecegim. Ama, ben geçmisimde siyasi ahlak olarak küfürü benimsemedigim için, sadece o küfürleri sahiplerine iade ediyor ve ikinci yazimi sonlandiriyorum.

Tüm arkadas ve dostlarimin yeni yilini kutlar, esenlikler ve mutluluklar diliyorum. 2017 yilinin Kürdistan’in dört parçasinda ve Diasporadaki yasayan Kürdistanlilara özgür, esit ve baris içinde bir yasam diliyorum.

Köln, 03 Ocak 2017

Bekir Saydam

Back to top button