Kovid-19 ve kültür

‘Kanli ve ihanetli ellerini gidip yikayacaklari bagislayici nehirlerimiz,
gidip yikadilar kanli ellerini bagislayici bir nehirde derinlerinde sonsuz Firat duruyordu, hiç degismeden. – Gilgamis Destani‘
Korono-19’un etkileri ve insanlik üzerindeki, ekonomik, sosyal ve kültürel ve tabi yeni siyasal bakis açilari üzerinde de etkili oldugudur. Bu nedenledir ki, son kaç ay içinde basina yansidigi kadariyla, yirminin üzerinde parti kurulmus. Bu demokrasinin bir göstergesi gibi görünse de demokratik ülkelerde. Türkiye’de bunun böyle olmayacagi, geçmis deneyimlerden biliniyor. Basta Kürtler ve egemen anlayisa karsi olan, güçleri durdurmak, ülkenin egemenlerin baska isimlerle, hatta esitlik özgürlük temelinde, sorunlari çözecegini söyleyerek yeniden halklari kandirmaya yönelik adimlardir.
Bir toplumun duyus ve düsünüs birligini olusturan, gelenek durumundaki her türlü yasayis, düsünce ve sanat varliklarinin tümü kültürdür.
Bir toplumun; tarihsel ve toplumsal gelisme süreci içinde yaratilan her türlü degerlerle bunlari kullanmada, sonraki kusaklara iletmede kullanilan, insanin dogal ve toplumsal çevresine egemenliginin ölçüsünü gösteren araçlarin tümünde kültürel izler yer alir.
Son bir yildir, egemenlerin yarattigi kausun içinden çikmayi basaranlar, tüm olumsuzluklardan yasananlardan ve sonuçlarindan dersler çikaran kesimler, kendi siyasal, sosyal, toplumsal katmanlarindaki kültürel yapiyi koruyup, kendini hizli sekilde toparlayanlar kazanaçli çikacaklar. Birçok seyin hizli birsekilde mutasyona ugradigi bir çagda; saglikli ve ciddi mutasyona ugramayan çekirdek hücreleri ve anlayisini koruyan siyasi kültüre sahip olmak bu nedenle çok daha kiymetlidir.
Milyarlarca yil ömrü olan yerküre, bugüne kadar çok uygarliklara ev sahipligi yapti. Bu uygarliklarin tarih sahnesinden silinenlerin yaninda, bugün dünyada güçlü kültür ve yazili edebiyat ve sanatlara sahip olanlar kendi kültürlerini, kendinden sonraki nesillere birakmayi basaranlara baktigimizda, siyasal olarak da gücü elinde bulunduranlar olmustur.
Hizli gelisen insanlik ve hizli sekilde degisen yasam, düsünce ve ekonomik, sosyal yasam içinde, en etkin ve köklü olarak insan yasamina etkisi olan kültürdür. Gelismis çagdas demokrasinin yasandigi ülkelerin de üzerinde durdugu ve ilk Avrupa’ya gidildiginde göze çarpan nokta da, çok kültürlülüktür. Kültürlerin kaynasmasi birbirinin içine geçisidir. Bu konuda Avrupa birligi ülkeleri bir sonraki yüzyilin ön çalismalarini kanunlariyla da, siyasal olarak da, bunu yasamin içine yerlestirmek için büyük bir çaba içindedirler. Bununla hem kendi kültürlerini, inançlarini korumayi hem de kendi siyasal ve yasam kosullarini daha güçlendirdi. Ayni zamanda o ülke halkinin ve o ülkede yasayan tüm farkli inanç, irk ve kültürlerin özgür yasamasini özgür düsünmesinin önünü açti. Çok kültürlülügün bir zenginlik ve yasam tarzi oldugunu biliyorlar.
Küresellesen yeni dünyada; kültürlerini koruyanlar, her türlü siddeti red eden anlayislar, sosyal devlet anlayisi. adalet ve esitlik ilkesini hayata geçiren yöneticiler, siyasi anlayislar kazançli çikacak. Kovid-19 insanligi büyük karamsarliga sürükledi gibi görünse de, bu karamsarlik ve batis olarak görülen dünyanin yeniden dizaynini siyasal ve sosyal olarak getirecektir. Bizim gibi özgürlügüne henüz kavusmamis halklarin da bu süreçte önemli firsatlar yakalayacagi kaçinilmaz görünüyor.
Insanligi endiseye sürüklese de tüm bu yasananlar, diger bir yandan da insanligi büyülüyeci bir yönü oldugunu da unutmamak lazim. Onca batislar, savaslar, katliamlar yokoluslardan sonra, yeniden insan akli, yeniden ayakaga kalkip yeniden insaa etti yasami.
Öncekine uymayan, bir yasam anlayisi, kültürü ve sayasal ekonomik olarak farklilik gösteren , eskinin üzerine yeni seyler eklenerek, insanlik kendini tarih boyunca yeniledi.Bu da varolmanin ve degismeyen tek seyin degisim oldugu ilkesiydi.
Kültür, insanin toplumsal birliginin en ayirici özelliklerinden birisidir. Kültür; birikimli ilerlemekle birlikte, çok yavas bir degisim geçirir. Gelenek, örf ve adetler buna en iyi örnektir. Anaerkilden, ataerkile geçis sonrasindaki doyumsuz kültür, toplumsal yapilarin tüm kademelerinde etkisini gösterirken. Insanin davranis kodlarini veya davranis seklini de degistirdi. Bu degisimin olumsuzluklari toplumsal katmanlarin her alaninda yasaniyor.
Insanlar, dünyayi anlamak ve denetlemek için bilim ve teknolojiyi gelistirdiler. Inanç, efsane, gelenek, deger ve toplumsal kurallar insanin ve toplumsal hayatinda önemli bir etken olan kültürü olusturdular. Milyarlarca insan son bir yildir büyük bir efasene ve degisim içine girdi. Önceden sinyallerini verse de o degisim. Tipki bir annenin dokuz ay sonrasi dogucak bebegin sancilariydi. Ve o bebegin geldigi yer, eski yasanan cografik alan olsa da, ilk karsilasacagi seyler, teknoloji ve teknolojinin büyülü dünyasidir.
Insanlik yeni bir evrim geçiriyor. Her türlü bilgiye daha hizli ulasim agi olustu. Dünyanin en ucra yerine dahi, teknoloji girmis durumda. Ve hizli etkilesim, hizli gelisimi, hizli tüketimi beraberinde getirdi. Bu yeni sosyal ve kültürel yasam, toplumsal katmanlardaki yapiyi da, örf adet, alisa gelidigimiz, anadan çocuguna, babadan ogula, aile içinde edinilen, es dost akrabadan edinen, temel insani degerler, kesinlikle sarsildi. Onun yerine daha bireysel ve öz irade yerine özgür iradenin kisitlandigi, evrimlesmis nesil geliyor.
Insan, ister amipten, ister maymundan, isterse Adem yada Hava’nin (!) kaburgasindan dogmus olsun. Gilgamistan, Mem û Zîn ‘den günümüze degisen siyasal, sosyal, siyasal kültürel degisimler insanliga kültürlere çok seyler katti. En hizli dönüsümü de bu yüzyilda yasiyor.
Asil konu; siyasi, sosyal ve kültürel degisimde, Kürtler hangi siyasal anlayisla bu degisimin içinde yer alacak. Küresellesen dünyada, bugüne kadar savunulan idealist düsünceleri nasil yeni küresel yapiyla uyumlu hale getirebilecek.
Insanlik ailesinin dogdugu Mezopotamya’da, insan çigiligini siyasal ve kültürel olarak nasil bir devletlesmeye göstürecekler Kürt siyasi partileri. Ah! Vah! edip, sürece seyirci mi kalinacak. Yoksa, gücünü yer alti ve yerüstü zenginliklerini kullanarak, Ortadogu’da ana unsur olmayi basaracak gücünü iyi kullanamanin önündeki engelleri ortadan kaldirabilecek mi?
Türkiye parçasinda yasayan Kürtler, egemen siyasal rejimin ve onun kopyasi hizmetkari olan muhallefetin Osmanli’dan bu yana yaptiklari tekrarlara takilmayi mi tercih edecek? Yoksa kendi yol haritasini çizip, tüm olumsuzluklara ragmen, halkimizin beklentilerine siyasal farkindalik ve güç yaratarak yoluna devam mi edecek.
Diger önemli bir nokta, tüm bu olup bitenden ders çikarilacak siyasi iradeyi gösteren, yaklasik yarim yüzyillik birikim ve demokratik ve çagidas siyasi kültüre sahip partimizin az biraz reorganizasiyonuyla, bu gücü elde edebilecek siyasi ve kültürel birikimi olan anlayisimiz bu dönüsümde nasil yer alacak. Fikir cimlasitigi niteleligindeki görüslerim,
Devam edecek
Necla Çamlibel