Kurban

Müslüman alemi, yeni bir kurban bayramini karsilama hazirlaniyor. Ben de ‘Kurban Bayramini’ yazimin ana konusu yaptim.
Günlük konusmalarimizda en çok kullandigimiz kelimelerdin biri de ‘ Kurban’ kelimesidir. Kadinlar erkeklere erkekler kadinlara, ebeveyinler çocuklarina çocuklar ebeveyinlerine ha bire ‘Sana kurban olurum.’ deyip duruyorlar.
Kimi insanlar vatanlarina, milletlerine, bayraklarina, milli kahramanlarina, parti baskanlarina, müdürlerine, seflerine, dostlarina, arkadaslarina kurban oluyorlar. Kimileri de heyecana gelip ‘Allahina Kurban’ diye nara atiyorlar. Peki, bu kurban kelimesi ne zaman, nerede ve asil ortaya çikmis acaba?
Bilindigi gibi antisemitistler, herseyde bir Yahudi parmagi olduguna inanirlar. Belki inanmiyacaksiniz ama, kurban konusunda da Yahudi parmagi var.
Bundan üç bin yil önce Yahudiler, Allahin gazabindan kurtulmak, günahlarindan arinmak ve bagislanmak için Allaha kurban kesmeye baslamislardir.
Tevrat’a göre, Hz. Ibrahimin çocugu olmuyordu. Ömrünün sonuna yaklasmisti artik. Bir erkek çocugunun olmasi için Allaha yalvarip duruyordu. Kendisine bir erkek evlat vermesi halinde, onu kendisine kurban edecegine söz veriyordu.
Bu yalvarmalar üzerine, Allah ona bir erkek evlat verdi. Bu çocuk yedi yasina gelmisti. Hz. Ibrahim çok mutluydu. Allaha verdigi sözü ise unutmustu. Bunun üzerine Allah bir gece rüyasina girdi ve verdigi sözü ona hatirlatti.
Bunun üzerine Hz. Ibrahim, oglu Ismail’e güzel elbiseler giydirdi, saçini taradi, kokular sürdü ve onu alip Mina Dagi’na götürdü. Her iki elini bir iple bagladi ve biçagini girtlagina dayadi. Ne var ki biçak, çocugun boynunu kesmiyordu.
O esnada Cebrail elinde bir koçla yukardan asagi indi ve ona çocugu birakmasini, onun yerine Allahin emri geregi, bu koçu kurban etmesini söyledi. Böylece Kurban kesmek insanligin gündemine girmis oldu.
Üç bin yildan beridir insanlik aleminin önemli bir bölümü, bu tarihi günü dini bir bayram olarak kutluyor.
Tevrat’in yazdigina göre, Kurban, Allaha yaklasmaktir, ona teslim olmaktir. Canini malini bir karsilik beklemeden Allaha sunmaktir. Kisinin kendisine bahsedilen her seyini düsünmeden ve tereddüt etmeden, asil sahibi olan Allaha iade etmektir. Kulun Allahin rizasini almak için ona kosulsuz biat etmesidir. Ayrica kurban, kulun Allaha ne ölçüde sadik oldugunu gösteren bir imtihandir.
Kisacasi tek tanrici dinlerin ilki olan Musevilik, tüm inananlari kutsal olan Allaha düsünmeden, sart kosmadan teslim olmaya, biat etmeye özendirmektedir, yönlendirmektedir. Ve bunun karsiliginda onlara gönlünce yasayacagi bir Cennet vadetmektedir.
Dünyanin egemen çevreleri üç bin yildan beridir (Müslümanlarda bu süre 1500 yildir) bu konuda insanlarin beynini yikiyorlar, ölümü kutsuyorlar. Insanlari kan dökmeye, can alip can vermeye özendiriyorlar. Bu propagandalar sonucunda evlere senlik bir duruma gelmis bulunuyoruz.
Herkes bir seye kurban olmak için siraya girmis bulunuyor. Bazi insanlar bir seye kurban olmak için çirpinip duruyorlar. Analarimiz bile ‘Bir evladimi vatana millete kurban verdim, ötekini de seve seve veririm.’ diye bagiriyorlar. Bu sehit ve kurban propagandalari sonucunda, analarimizi bile vanpire dönüstürmüs bulunuyoruz.
Etrafimiza baktigimizda sunu görüyoruz. Bir kaç köy sahibi olan Kürt agasi vatanina milletine kurban olmuyor da, topraksiz Kürt köylüler kurban oluyorlar. Villa, konak, çiftlik sahibi olan Türk burjuvalari vatana ve millete kurban olmuyorlar da gariban Türk emekçileri kuban oluyorlar.
Bu ne menem istir arkadas? Kasasinda onlarca tapusu olanlar degil de hayatinda tapu senedi görmemis, bir avuç topraga bile sahip olmamis insanlar vatana kurban oluyorlar. Bu ne hin oglu hinliktir arkadas? Biz nasil olur da bu kadar aptal olabiliriz? Bir bilen varsa söylesin.
Içim daraldi, en iyisi yaziyi bitirmek. Nasil bitireyim acaba? Örnegin kurban bayraminizi kutlayayim mi? ‘Kurban bayraminizi kutlu olsun’ diyeyim mi demiyeyim mi, inanin bir türlü karar veremiyorum. Size kurban olurum, bana acele yardim edin.
Ne zaman Kurban konusunda yazsam veya konussam kizim Dilan’i hatirlarim. Ona ne zaman ‘Sana kurban olurum.’ desem, bana hep söyla der. ‘Yok baba, ne sen bana kurban ol, ne de ben sana. Her kes kendine kurban olsun, en dogrusu bu.’ Nasil cevap ama?
Eeeeee! Ne de olsa babasinin kizi. Olacak o kadar…
Yilmaz Çamlibel