KÜRDISTAN’DA BIR ESKIMO
Eski zamanda Kuzey Buz Denizi kiyisinda yasayan bir Eskimo’nun yolu bir gün bizim Kürdistan’a düsmüs. Kendisini konuk etmis, yemek sunmus, yemekten sonra da meyve ikram etmisler. Sofrada elma, armut gibi meyveler; domates, biber, salatalik, sogan gibi sebzeler; ayrica karpuz ve kavun da varmis.
Malum, Eskimolar balikla beslenirler. Seninkinin yolu o güne kadar yabanci diyarlara düsmemis, bu nedenle baliktan ve kutup yöresindeki av hayvanlarindan baskasini, meyve ve sebzeyi tanimamis. O zamanlar kutup yöresine buzkiran gemileri, uçaklar ve meyve sebze tasiyacak yollar, araçlar da yokmus. Bu nedenle adam gördüklerine pek sasirmis.
Meyvelerden birini göstererek sormus:
‘Bu nedir?’
‘Elma,’ demisler.
Sonra baskasini sormus. ‘O da armut,’ demisler.
Bir yandan tadina bakmis, sonra ötekilerin adini sormus. Ev sahipleri de ‘bu domates, su hiyar, su biber, su kavun su da karpuz’ demisler.
Tabi Eskimo dilimizi bilmiyormus, tarzanca anlasiyorlarmis. Ama adamcagiz bu kadar adi nerden aklinda tutsun. Ikide bir elmayi göstererek:
‘Bu armut, degil mi?
‘Yo yo, o elma.’
Sonra bir hiyari göstererek:
‘Bu da domates, degil mi?’
Velhasil adamcagiz elmalarla armutlari karistirip duruyormus
Eh, eski zamanda yolu Kürdistan’a düsmüs bir Eskimo için bu dogaldir. Aydan, Venüs’ten gelmis gibi…
Dostlar, siyasette da bazen böyledir. Birikimi olmayanlar, cahil ama her seyi bildiklerini sananlar, çogu zaman hadlerini asar ve hayatini bu ise adamis, emek vermis insanlara bile ders vermeye kalkarlar.
Yani elmalarla armutlari karistiranlar her yerde vardir ve bunlarin ille de kutuplardan gelmesi gerekmez
14 Aralik 2015
C E M A L Î

