Makale

KÜRDISTAN

Türkiye’nin güneyinde iki Kürdistan ‘resmîleserek’ ortaya çikiyor, bunlara ne isim takarsaniz takin, ister ‘özerk bölgeler’, ister devletler, ister eyaletler, isterseniz de ‘Kürt yerlesim bölgeleri’ deyin, taktiginiz isim oralarda Kürtler tarafindan yönetilen, Kürt ahalinin yasadigi bölgeler oldugu gerçegini degistirmiyor.
Kürtler tarafindan yönetilen Kürtler var orada.
Bu gerçek Türkiye yönetimini çok rahatsiz ediyor.
Mezopotamya’da dört ülkeye yayilmis yaklasik kirk milyon Kürd’ün yasadigini yeni fark ediyor gibiler.
Dünya ve özellikle Ortadogu çok temel bir degisimden geçerken bu kirk milyon insanin yasam biçiminin hiç degismeden kalacagini sanmak için gerçeklere karsi körlesmis olmak gerekir.
Ortadogu diktatörleri, halklarinin baris içinde yasayacagi bir sistem kurmaya hiç ugrasmadilar, onlar halkin bir kesimini yanlarina çekip ‘diger kesimleri’ ezerek yönetmeyi tercih ettiler, bu yönetim biçimi de büyük düsmanliklar yaratti.
Diktatörler yikilinca da o düsmanliklar daha keskin biçimde ortaya çikti.
Irak’ta Kürtler çok uzun zamandan beri mücadele ettikleri ve örgütlendikleri için Saddam yikilirken Kürt devleti de hemen olustu.
Suriye’de de çok uzun zamandan beri devam eden bir Kürt hareketi var.
Suriye Kürtleri kendi içlerinde bölünmüs durumdalar ama bir ‘Kürt devleti’ ihtimali belirince koalisyon yaptilar.
Tam nasil olacagi bilinmiyor ama Suriye’de özerk ya da bagimsiz Kürt bölgeleri ortaya çikacagi kesin.
Türkiye’nin yönetimi bu yeni Kürt olusumlarindan çok rahatsiz ama ne yapacagini da bilemiyor, ‘müdahale ederiz’ diyor, ‘yok etmeyiz ama kirmizi çizgi çizeriz’ diyor, kisacasi Irak Kürdistan’i olusurken hangi saçmaliklari yaptilarsa simdi de ayni saçmaliklari yapiyorlar.
Türkiye’nin bu gelismeleri önleme imkâni yok.
Irak Kürdistani’na zaten kimsenin dokunmasi mümkün degil.
Suriye Kürtlerine de Türkiye dokunmaya kalkarsa tarihinin en büyük belalarindan birini yasar.
Nese Düzel’le konusan Veysel Ayhan’in dedigi gibi Türkiye Suriye Kürtlerine müdahale ederse, Türkiyeli Kürtlerin de dâhil olacagi büyük bir Türk-Kürt çatismasi patlar.
Ayhan’in uyardigi gibi ‘savas Suriye’de kalmayabilir’.
Türkiye’nin ‘niye bu kadar rahatsiz’ oldugunu anlarsak, ne yapmasi gerektigini de görebiliriz bence.
Türkiye, sinirlarinda Kürt devletlerinin ortaya çikmasinin, Türkiye Kürtlerinde de ayni istegi uyandiracagindan korkuyor.
PKK’nin da ‘iki Kürdistan’ üzerinden Türkiye’ye saldirabileceginden çekiniyor.
Bu ihtimaller var.
Sormamiz gereken soru su bence:
Niye böyle ihtimaller var?
Niye Kürtler Türkiye’den ayrilmak ya da ‘özerk bölge’ kurmak isteyecek?
Niye PKK Türkiye’ye saldirmayi göze alacak?
Cevap çok basit.
Çünkü Türkiye’nin Kürtleri mutlu degil.
Içinde bulunduklari kosullarin degismesini istiyorlar.
Hemen bes yüz metre ötede Kürtlerin yönettigi, Kürtçe konusulan, Kürtçe egitim verilen, Kürt olmakla övünülen bölgeler varken Türkiye’nin Kürtleri anadillerinde bile egitim yapamamayi niye kabul etsinler?
Neden, çogunlukta olan Türklerin ‘esitligi’ reddetmesini, sürekli kendilerini tehdit etmesini sineye çeksinler?
Neden sürekli olarak ‘bunlari kabul edeceksiniz’ diyen bir zorbaligin kurbani olsunlar?
Türkiye’nin Mezopotamya’daki degisimleri engellemeye gücü de yok, imkâni da yok.
Irak’ta, Suriye’de Kürdistanlar kurulmasini engelleyemez.
Türkiye’nin gücünün yetebilecegi ve onu ‘korkularindan’ kurtaracak tek bir yol bulunuyor.
Esitligi ve özgürlügü kabul etmek.
Türkiye’nin Kürtlerinin Irak’ta ve Suriye’de bulabilecekleri özgürlükten, esitlikten, zenginlikten ve mutluluktan daha fazlasini onlara sunmak.
Bunu yapabilirse, tarihin aktigi yönde akar Türkiye de.
Bir sorun yasamaz.
Gerçekten bölge için model bir ülke olur.
Kendisi de daha güçlenir, zenginlesir, kendine güveni yerine gelir.
Bunu yapan da Türkiye’ye ‘çag atlatan’ adam olarak tarihe geçer, Türkiye’yi demokrasi içinde basariyla ve çok uzun süre yönetir.
Basbakan Erdogan’in aslinda hâlâ bu sansi var.
Ama Uludere gerçegini saklayarak, Kürtleri asagilayarak, Idris Naim Sahin gibi birini Içisleri Bakani yaparak, iskenceci polisleri terfi ettirerek Türkiye’yi sadece belaya ve çatismaya sürükler.
Orada burada küçük çapli ama ürkütücü Alevi-Sünni, Kürt-Türk gerginlikleri uç veriyor, bunlar küçük olaylar ama derinde olusan yarayi bize gösteriyor.
Zorbalik bitiyor dünyada.
Esed’in zorbaligini kinayip kendi ülkendeki Kürd’e karsi zorbalasamazsin.
Bir halkin anadilini inkâr etmek ‘zorbaliktir’, bunun baska bir tarifi yok.
Türkiye, ‘disaridan’ degil, her seyden evvel kendi ‘içinden’ korksun.
Kendi içimizdeki ‘korkuyu’ görmemek için bu korkuyu ‘disariya yansitmak’ derde deva degil, derdimizin devasi bu topraklarda.
Özgürlesmekte.
AKP’nin neredeyse nefret ettigi ‘özgürlük’ kavrami aslinda AKP’yi ve ülkeyi kurtaracak tek kavram.
Ama bunu görmek için önce iktidar körlesmesinden kurtulmak gerekiyor.
Taraf-1 Agustos

Ahmet Altan

Balkêş e ?
Close
Back to top button