Makale

Kürdler ortaya tavir koyamadilar

BAS – AK Parti ve MHP’nin hazirladigi yeni Anayasa maddeleri Meclis Genel Kurulu’nda oylaniyor. Anayasa degisiklik önergesinin ilk bes maddesi Meclis Genel Kurulu’nda geçerken, diger maddelere iliskin hararetli tartismalar da devam ediyor. CHP, Genel Kurul oylamasinda ‘ret’ oyu kullanirken, HDP ise Genel Kurul’u boykot ediyor.

Yeni Anayasa degisiklik teklifindeki maddeleri Bas Gazetesi’ne degerlendiren Dr. Vahap Coskun, HDP’nin ‘mutlak bir karsitlik pozisyonu’ aldigini belirterek, ”HDP disindaki Kürd siyasal parti ve örgütler ise henüz Anayasa taslagi konusunda tavirlarini ortaya koymus degiller’ degerlendirmesini yapiyor.

Meclis Anayasa Komisyonu’ndaki görüsmeler devam ederken, tekliften 15. madde çikarildi. Bu madde, “Merkezi idare kapsamindaki kamu kurum ve kuruluslarinin, kurulus görev, yetki ve sorumluluklari Cumhurbaskanligi kararnamesi ile düzenlenir” ifadesini içeriyordu. Bu madde ile Cumhurbaskani’na, belediyelere müdahale yetkisi verdigi söyleniyor. Ana muhalefet temsilcileri; “Cumhurbaskani’na eyalet kurma, özerk sistemin önünü açabilme yetkisi veriliyor’ iddiasi ile bu maddeye itiraz ederek, maddenin metinden çikarilmasini sagladi. Benzer ifadeler 11. maddeye eklendi ve yapilacak oylama sonrasinda yasallasmasi bekleniyor.

Bahse konu madde ile özerklik veya federasyonun gündeme gelme ihtimali var mi? Bu madde Kürdler lehine yorumlanabilir mi?

Özerklik ya da eyalet sistemi gibi durumlarin ortaya çikacagini zannetmiyorum. Türkiye’nin idari yapisinda bir degisikligin, bölgesel parlamentolar gibi degisikliklerin söz konusu olabilmesi için bunlarin Anayasa’da tanimlanmasi, görev ve yetkilerinin yine anayasal olarak düzenlenmesi, karsilikli denetim mekanizmalarinin yasal, yapisal metinlerinin de Anayasa’da hüküm haline getirilmesi gerekiyor. Dolayisiyla su anki düzenlemeden böyle federasyon veya idari yapinin radikal bir sekilde dönüsümünü saglayacak herhangi bir adimin çikacagini düsünmüyorum.

Kürdler Anayasa degisikligi sürecinin disinda kaldi. Öyle bir durum söz konusu, HDP’nin bu konuda kendi inisiyatifinin oldugundan söz etsek dâhi, Genel Kurul’da olsalar bile, oylamalara katilmiyor, reddediyor. Diger Kürdlerin, diger örgütlerin sürece dahil olmadiklari da gözleniyor.

Kürdlerin bu Anayasa degisikligine olan ilgisizliginin nedeni AK Parti hükümetinin tercihi mi? Kürdlerden kaynaklanan bir durum mu?

Bence en önemli neden, Kürdlerin bu meseleye biraz soguk yaklasmalari, meseleye çok fazla ilgi, alaka göstermemeleri. Ayrica Anayasa degisiklik taslaginin içerigi ile ilgilidir. Simdi, Kürd Meselesi’nin çözümü noktasinda Anayasa’da beklenen bazi maddelerin degistirilmesiydi. Bu Anayasa degisiklik teklifinde 3. ve 4. maddeden tutun da anadilde egitimin düzenlenmesine, vatandasligin yeniden tarif edilmesine, yerel yönetimler ile merkezi yönetim arasindaki iliski düzeyinin nasil tanitilabilecegine dair hükümler olsaydi, o zaman Kürdler kendilerini dogrudan ilgilendiren bu meselelerde daha aktif bir rol alabilirlerdi. Süreci daha da tartisilip, fikir katma noktasinda daha aktif bir pozisyonda bulunabilirlerdi. Ancak bunlarin hiçbir tanesi yok. 18 maddelik Anayasa degisiklik taslaginin tamami, hükümet sisteminin degisimine odaklanmis maddeler. Bunun disinda kalan bir, iki madde daha var seçilme yasinin 18’e indirilmesi, milletvekili sayisinin 600’e çikartilmasi veya askeri yarginin ortadan kaldirilip tamami ile adli yargiya tabii kilinmasi disinda geri kalan hükümlerin tamami hükümet sisteminin degismesi ile ilgilidir. Dolayisiyla burada Kürdler dogrudan tartismanin bir parçasi haline gelemediler.

Sayin Recep Tayyip Erdogan’nin 2013 yilindaki bir söylesisinde ‘Osmanli Devleti’nde Kürdistan ve Lazistan eyaletleri vardi’ ayni sekilde o dönemin AK Parti Grup Baskan Vekili Naci Bostanci’nin ‘Eyalet sistemini, âdemi merkeziyetçiligi tartisabiliriz’ seklinde açiklamalari vardi. Cumhurbaskani’nin 11. maddeden kaynaklanan yetkilerini kullanmasi ve yerel yönetimler kanununda degisiklik beklenebilir mi?

Cumhurbaskani’nin neler yapilabileceginin üzerinde tahminde bulunmak biraz zor. Söylediginiz, ‘Federasyonu tartisabiliriz, yerel yönetimlerin yetkilerini degistirebiliriz’ denilen dönem, 2013 yili Çözüm Süreci’nin basladigi, Türkiye de bölünme kaygilarinin asgariye indigi bir dönemdi. O sözleri söylemenin çok rahat oldugu bir dönemdi. Su an çok farkli, bambaska bir atmosferdeyiz. Türkiye’de bir beka kaygisinin hem devlette hem de halkin genelinde çok yayginlastigi bir dönemden geçiyoruz. Türkiye’nin özellikle Irak ve Suriye’de yasananlardan kaynakli kusatildigi duygusunun çok ciddi manada kabartildigi bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir dönemde yani bu sartlar devam ettigi müddetçe ben, hükümetin veya Cumhurbaskani Recep Tayyip Erdogan’in bu tür bir adim atacagi kanaatinde degilim.

Bu tür söylemlerin, yerel yönetimlere daha fazla yetki verilecegi, alternatif yönetim modellerinin tartisilabildigi bir sürece girebilmemiz için, bu çatisma ortaminin bitmesi gerekiyor. Ancak o zaman bunu rahatlikla konusabiliriz. Yoksa bu ortam devam ettigi müddetçe bu tür radikal dönüsümü gerçeklestirecekleri kanaatini tasimiyorum.

Neden tartismanin bir parçasi haline gelemediler? Aktif rol alamadilar?

Bunun sebeplerinden bir tanesi budur elbette, ikincisi yine dedigim gibi Anayasa taslaginin içerigi ile ilgili bir durum. Kürdler açisindan bu noktada ciddi engel var. Bir diger mesele, Anayasa degisikligi teklifinde % 13 oy almis HDP’nin bu süreç içerisindeki tavridir. HDP mutlak bir karsitlik pozisyonu üzerinden siyaset üretiyor. HDP’nin pozisyonu mutlak bir karsitlik pozisyonu, bu da çatismayi gerektiren bir pozisyon degil sadece neden karsi oldugunu söylemek ile ilgili bir durum. HDP’nin disindaki Kürd siyasal partiler ve örgütler ise, henüz bu konuda, Anayasa taslagi konusunda kendi tavirlarini ortaya koymus degiller. Zannediyorum biraz da Meclis’teki süreci bekliyorlar. Eger Meclis’te maddelerin tamami kabul edilirse, o zaman diger siyasal partiler de, sivil toplum kuruluslari da kendi pozisyonlarini belirlemek durumunda kalacaklardir.

Yeni Anayasa’nin geçmesi bekleniyor. Yeni Anayasa’nin referandumla onaylanmasi, siyasal iktidarlara Kürd Meselesi’nin çözümü konusunda bir avantaj sunacak mi?

Bu konuda sunu söyleyebilirim; su anki Anayasa degisikligi teklifi baglaminda Kürd Meselesi’nde kolaylik saglayacak bir hüküm yok. Bu Anayasa degisikligi teklifi kabul edildigi takdirde, bunun Kürd Meselesi’ni dogrudan etkileyecegini söylemek dogru degil. Yeni Anayasa özgürlük alanlarini genisletecek bir sonuç üretmeyecek, dolayisiyla bu Anayasa teklifi artik bir yerde hükümetin bu konuda nasil pozisyon alacagiyla dogrudan ilintili bir durum. Kürd Meselesi’ne bir çözüm imkani getirmesi, bu Anayasa degisiklik teklifinin kabul edilip edilmemesinden çok seçim seklinin ve hükümetin yeni tavirlariyla dogrudan baglantili gelisecek. Orada da hükümetin pozisyonunu bildigim kadariyla, özellikle hükümete yakin gazetecilerin konusmalarina ve açiklamalarina baktigimda çikardigim sonuç su; PKK silahli mücadeleyi sürdürdügü sürece mevcut durumdan herhangi bir degisiklik olmayacak. Yeni Anayasa parlamentodan geçip halk oylamasi asamasina geldiginde muhtemelen AK Parti, Kürdlerin oylarini da alabilmek için bir takim vaatlerde bulunabilir. Diger taraftan son derece milliyetçi bir siyasete eklemlenmis bir AK Parti var. Bu da onun söyleyebileceklerinin limitini oldukça asagida tutacak bir durum.

OHAL yeniden uzatildi, yeni Anayasa muhtemelen Nisan ayinin basinda halk oylamasina sunulacak. Patlama ve siddet olaylarinin her geçen gün arttigi bir dönemde bizi nasil bir halk oylamasi bekliyor?

OHAL’in varligi Anaysa degisikligini hukuken engellemiyor. Yani OHAL var, Anayasa degisikligi yapilabilir. Ancak OHAL sürecinde, bir OHAL’in bütün kurum ve kuruluslarin etkin oldugu bir dönemde bir Anayasa degisikligi yapmanin siyaseten sakincalari var. Çünkü OHAL atmosferinin kendisi bile insanlarin fikirlerini açiklamalari, pozisyon belirlemeleri, Anayasa diye baslamis siyasi konuya iliskin tavirlarini ortaya koymalari konusunda ciddi bir problem yarattigini görebiliyoruz. Özellikle kamu görevlileri açisindan su anda hareket edebilme imkaninin son derece sinirlandirildigi bir dönemden geçiyoruz. Çünkü Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile çok fazla sayida insanin islerinden, mesleklerinden ihraç edildikleri veya görevlerinden uzaklastirildiklari bir dönemi yasiyoruz. Dolayisiyla bu hem sivil toplumun, özellikle içerisinde çalisan insanlarin hareketlerini son derece sinirlandiran bir durum, her ne kadar hukuken bir problem olusturmasa da kaçinilmaz bir sekilde bu Anayasa degisikliginin siyasi mesruiyeti tartisma konusu olacaktir.

2011 yilinda AKP, CHP, HDP ve MHP’nin Anayasa Uzlasma Komisyonu üyeleri 60’a yakin maddenin degismesi hususunda anlastiklarini belirtiyorlardi. Neden çogulcu bir Anayasa degil de sadece AK Parti ve MHP’nin hazirladigi bir Anayasa degisikligine gidiliyor?

Hatirlarsaniz, 2011 seçimlerinden sonra 4 partinin de halka yeni Anayasa taahhüdü vardi. Bu taahhüt dogrultusunda Meclis’te Anayasa Uzlasma Komisyonu olusturuldu. Bu Anayasa Uzlasma Komisyonu 2 yili askin bir süre çalisti ve 60 maddenin üzerinde uzlasti. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus sudur; bu uzlasmalar temel hak ve hürriyetlere iliskin uzlasmalardi. Kritik maddelere iliskin tartismalarda hiçbir uzlasma söz konusu olmamisti. Bu temel hak ve hürriyetlerin zaten belirli bir standartlari vardi. Yani hem Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi’nden, hem Birlesmis Milletler Insan Haklari Sözlesmesi’nden kaynaklanan standartlar var onun altina inmek mümkün degil. Dolayisiyla bu maddelerin üzerinde uzlasmak daha rahat olabilir. Ama Anayasa yapmayi gerekli kilan kritik konular üzerinde herhangi bir uzlasma söz konusu degildi. Yani ilk 4 madde konusunda, anadilde egitim konusunda, yerel yönetimlerin yetkileri konusunda, vatandaslik tarifi konusunda, idari yapilarin nasil olacagi olacagi konusunda, bu kritik konularda bir uzlasma söz konusu degildi. Dolayisiyla gerçekten bastan itibaren bir Anayasa yapmanin imkani olusmadi.

2015 yilinda iki önemli seçim yapildi. Seçimlerde zaten AK Parti kendi Anayasa degisikligini gerçeklestirebilecek bir çogunluga ulasmadi. Simdi bu durumda AK Parti’nin Anayasa degisikligini gerçeklestirebilmesi için bir baska parti ile isbirligi yapmasi gerekiyordu veya bir baska partinin yardimini almasi gerekiyordu. CHP ve HDP kategorik olarak baskanlik karsiti siyaset izledikleri için AKP ile uzlasmaktan kaçindilar. MHP ise bana göre kendince son derece akilli bir siyaset izleyerek AK Parti’nin bu Anayasa’yi degistirme hevesini çok iyi bir sekilde kullandi. MHP, ‘Eger baskanlik istiyorsan Anayasa’nin ilk 4 maddesine dokunulmayacak’ dedi. MHP, ilk dört maddeye dokunulmayacak, vatandaslik tanimi degistirilmeyecek, yerel yönetimlere ekstra bir yetki verilmeyecek ve anadilde egitimin önü açilmayacak taahhüdünü aldi. AK Parti de baskanlik sistemine geçmek için MHP’nin koymus oldugu bu sinirlari kabul etti. Bastan asagi yeniden bir Anayasa yapmak yerine, MHP’nin sinirlarini belirledigi AK Parti’nin de hükümet sistemini degistirme amacini gerçeklestirdigi son derece sinirli bir Anayasa degisikligi söz konusu oldu.

BAS GAZETESI- 16 Ocak

Vahap Coskun

Back to top button