Küresel Plütokrasi
Çeviren: Nizamettin Karabenk
Isviçre’de, Alplerin eteklerinde bir tatil kenti Davos’ta varlikli ve iktidar sahibi asalak bir tabakanin her yil düzenlenen yillik büyük gösterisi; Dünya Ekonomik Forumu arifesinde uluslararasi yoksullukla mücadele kurulusu Oxfam dünya çapinda yasanan sosyal esitsizlikte simdiye kadar benzeri görülmemis oranda büyüme oldugu uyarisinda bulunan bir rapor yayinladi.
Bu raporda, pek de iyi niyetli olmayan plütokrat tayfasinin elinde oldugu bir dünya tanimlanirken, en zengin 85 kisinin, dünya nüfusunun % 50’sini teskil eden 3,5 milyar insanin gelirine karsilik gelen bir serveti kontrol ettigi belirtiliyor. Ayrica, dünya nüfusunun en zengin %1’inin dünyadaki servetin % 46’isini da kontrol ettigine de isaret ediliyor. Oxfam kurulusunun hazirladigi bu raporunda ; ‘dünya nüfusunun %1’ini olusturan en varlikli kesimin serveti 110 trilyon dolar ($), yani, dünya nüfusunun % 50’sini olusturan alt kesimin sahip oldugu mal varligi toplaminin 65 kati’ oldugu da ifade ediliyor.
Bu raporda, ABD’nin 2008’den beri, gelismis diger devletlere göre en büyük sosyal esitsizligin yasandigi ülke oldugunu gösteren bir grafik de bulunuyor.
Wall Street borsasinda yasanan düsüsten bu yana, bir yandan emegiyle geçinen çalisan kesimin daha da fakirlesmesi, diger yandan finansal seçkinlerin daha da zenginlesmesi de hiz kazandi.
Küresel milyarderlerin mal varligi iki katina çikarken, bugünün dünyasinda günde bir dolardan daha düsük bir parayla geçinmek zorunda olan 1 milyardan fazla insan var. Dünya nüfusunun yaklasik olarak yarisi, yani, üç milyardan fazla insan, günde 2,5 dolardan daha az bir parayla geçinmek durumunda kaliyor.
Oxfam kurulusunun yayinladigi arastirmasina göre, Uluslararasi Çalisma Örgütü (ILO) dünya genelinde issizlerin sayisinda 2013 yilinda 5 milyon artisla 202 milyona yükseldigini bildirmisti. ILO ayni zamanda issiz kisilerin sayisinda 2014 yilinda da artis olacagini ifade ertti. Insanlik tarihi seyrinde bu gün oldugu kadar belirli ellerde servet birikiminin oldugu paralel bir dönem yasanmadi. Bu oranda asiri bir asalaklik ve ‘yeni normal’i’ olusturan çöküs yasanmadi. Çagdas kapitalizm ‘ yönetici sinif ve onun siyaset ve medyadaki dalkavuklari ‘serbest piyasa sistemi’ diye adlandirdiklari – dünya nüfusunun son derece küçük bir oraninin servetini artirma ve koruma yönünde duyulan ihtiyaca göre her bir politika kararinin dikte edildigi bir dünya düzeni yaratti.
Bu küresel plütokrasi düzeni ‘ tanimi geregi bir avuç varlikli sosyal tabaka tarafindan yönetilen bir toplum ‘ toplumsal faydasi olan ürünlerin üretiminden ve toplumun üretim kapasitesinin gelismesi sonucunda degil de, esas itibariyle toplumsal üretim güçlerinde yikim yaratici özellikleri olan kriminal aktiviteler, parasal hareketlerin manipülasyonu, spekülasyon ve düpedüz dolandiricilik faaliyetlerinden dolayi seçkin yönetici sinifinin olaganüstü düzeyde ve sürekli olarak yükselen zenginligine yol açmistir.
Rüsvete bulasmis politikacilar, akademik savunucular, hayalet halinde gezen istihbaratçilar, her dalda uzman kisiler ordusunu arkasina alan, baski uygulayici askeri ve polis güçleri tarafinda desteklenen, sayilari birkaç yüz dolayinda olan seçkinler tayfasi insanligin yasadigi medeniyetin bogazini sikiyor ve doymak bilmez aç gözlerini doyurmak için bu medeniyette yikim yaratiyorlar.
Bu sosyal veya daha açikçasi anti sosyal olan bu düzen, aslinda halk katmanlarina düsmandir, vatandasin demokratik haklarini hor görendir ve sonuç itibariyle militaristtir.
Bu düzen, kendi sahsi servetini büyütme çabasi sirasinda, ülke nüfusunun büyük çogunlugu olusturan emekçi/çalisan kesimin hayat standartlarina amansizca saldiri düzenliyor. Bugünkü dünyanin her yerinde plütokratlar tarafinda kontrol edilen yönetimler, her zamankinden daha fazla aci faturasi olan kemer sikma politikasi dayatiyorlar, ücretlerde kesinti yapiyorlar, genis halk kesiminin is imkânina darbe indiriyorlar, sosyal programlari yürürlükten kaldiriyorlar, okullari kapatma yoluna gidiyorlar, saglik hizmetlerini kaldiriyorlar. Batirdiklari banka ve sirketleri kurtarmak üzere devlet hazinelerini bosaltiyorlar, merkez bankalari kasalarindan borsa hisse senetleri fiyatlarini yukari çekmek, sirket karlarini artirmak ve Sirketlerin Icra Kurullari Baskanlarinin (CEO) ödemelerinde artis olmasi için trilyonlarca tutari parayi finansal piyasalara pompaliyorlar.
Ülke yönetimleri, çalisan kesimlerden gelen itiraza bas edebilmek için, emekçi siniflarinca organize edilen direnisleri sistematik olarak kriminalize ediyorlar. Avrupa ülkelerinde yapilan önemli her bir grev hareketine yasal yaptirim ve polis siddetiyle karsilik veriliyor. Yönetimler, toplumsal devrim ihtimali çoktan dondurulmus halde oldugu için,sözlesmeli olarak çalisan ulusal güvenlik eski uzmani Edward Snowden’in itiraflarinda tanik oldugumuz gibi, küresel totaliter bir polis devletinin altyapisini insa ediyorlar.
Plütokrat rakip klikleri kendi ulusal devletlerini bir çesit operasyon üssü olarak kullaniyorlar. Daha zayif ülkeleri istila ediyor, isgal edip, acimadan talan ediyorlar. Isgal ettikleri ülkelerin vatandaslarini ölüme sevk edip, yikim yaratiyorlar. Ülke cografyalarini, piyasalarini, zenginlik kaynaklarini ve ucuz isgücünü kontrol altina almak üzere diger rakipleriyle olan mücadelede yasadigimiz gezenimizi silahli bir kampa çeviriyorlar. Bu kez insanligi, nükleer bir imha ile sonuçlanacak, üçüncü bir dünya savasina dogru sürüklüyorlar.
Zengin ve süper zengin ülkeler bu hafta Davos’ta ekranlarda boy gösterecekler. Hükümetlerin temsilcileri, Birlesmis Milletler, Avrupa Birligi, Dünya Bankasi, Uluslararasi Para Fonu gibi küresel düzeyde faaliyet gösteren kurum ve kuruluslarin liderleri, yilin olayi olarak, milyarder bankerlere ve sirket CEO’larina biat etmeye geliyorlar.
Küresel finans seçkin katmani, bu konuda yorum yapanlarin deyimiyle, ‘yanlarinda, kalp gözleri yeryüzünde olup bitenleri anlamaya kapali, kocalarinin bas döndürücü servetine tav olan genç esleriyle birlikte, Isviçre Alpleri üzerinde 5000 feet yükseklerde helikopterleriyle uçarak Dünya Ekonomik Forumunu katilmaya hazirlaniyor.’ Bu konferansa katilma maliyeti, CNN tarafindan verilen bilgiye göre, kisi basi 40.000 dolar oldugu tahmin ediliyor. Bu maliyet, benzer bir forumun Amerika’da olmasi halinde, yaklasik olarak % 50 daha fazladir.
‘Sosyal esitsizlik’ konusu bu forum sirasinda yapilacak görüsmelerin ana eksenini teskil edecegi ilan edilmisti.
Bu kriminal tabaka, hakir görüp, öfkelendigi kitlelere karsi vurdumduymaz tutumuyla, bütün ülkelerdeki kit kanaat geçimini saglayan genis halk katmanlarinin nefretini uyandiriyor. Kitlelerin bu asalak sinifa karsi duydugu öfkesinin eyleme geçmesi sadece bir an meselsi. Sosyal ayaklanma ve devrim hareketlerinin hayaleti servet sahibi bu seçkin tabakanin aklinda hiç çikmiyor. Bu tabaka, üç yil önce Misir’da, Hüsnü Mübarek diktatörlük rejiminin alasagi edilmesi sirasinda kitlelerin kabaran öfkesinin kendilerine verecegi aciyi hissetmisti. Avrupa kitasinda meydana gelen sosyal patlamalari gördüler ve Birlesik Devletlerde gerçeklesmesi mümkün olan ayaklamalari simdiden tahmin ediyorlar.
Ellerindeki iktidar gücünden dolayi oturduklari sirça kösklerde yasam sürebilmeleri, her seyden önce, Fransa’daki yeni-Antikapitalist Parti, Almanya’daki Sol Parti, Yunanistan’daki Sol Koalisyon Partisi (Syriza) gibi sag-kanat savunucularinin da yardimiyla, kendilerini solcu diye takdim eden, idari merkezi ABD’de bulunan Uluslararasi Sosyalist Organizasyonlar tarafinda desteklenen sendikal bürokrasisinin ihaneti sayesinde olmustur.
Kapitalist sistemin ferasetli ve ileri görüslü savunuculari, insanligin içinde bulundugu mevcut durumun sürdürülemez oldugu uyarisinda bulunuyorlar. Financial Times gazetesinin ekonomi servisi sefi Martin Wolf, geçen hafta, sosyal devrimlerinin artan ihtimalinin yaratacagi tehdit uyarisinda bulundugu, ‘basarisizlik yasamakla karsi karsiya kalan seçkin sinif gelecegimizi tehdit ediyor’ baslikli bir yorum kaleme almisti.
Martin Wolf, Birinci Dünya Savasinin 100.yilinda oldugumuz hatirlatmasinda bulunarak, o dönemde yasanan ilk küresel felaketin kapitalizmin can çekistigi isaretini verdigini ve Rus devrimini üç yil daha geciktigi uyarisinda bulunuyor. ‘Küresel ekonomik ve finansal seçkin sinifinin mensuplari, bagrinda çiktiklari ülkelere çok daha fazla bagimli hale geldiklerini ve ülkelerinin kaydetmis oldugu ekonomik büyümeden dogan gelirinin sinirli orandaki dagilimi bu sosyal gelismeye neden oldugu, tam da bu neden dolayi, bu dünya düzeninin bir plütokrasi düzeni’ oldugunu ifade ediyor.
‘Ekonomik, finans, entelektüel ve politik seçkin sinif mensuplari’, 2008’de yasanan finansal bunalimdan beri, toplum nezdinde ki itibarlarini sarsmis oldular. Bu ‘seçkin sinif basarisizlik yasamaya devam ederse’ halklar düzeyinde öfkenin kabarmasina taniklik ederiz. Seçkinler daha iyisini yapmalari gerekiyor. Aksi kabaran toplumsal öfke hepimizi bastiracak. Bütün dünyanin insanlari, ‘toplum karsiti, kriminal, gezegenimizi sikbogaz eden bu sosyal tabakaya karsi nasil davranmasi gerekiyor?’ sorusuyla karsi karsiyadir. Plütokrasi düzeninin ‘iyi kalpli melekleri’ uluslararasi yardim kurulusu Oxfam’in imdada yetismesiyle de dünyanin sosyal gidisatinda hiçbir sey degisiklik olmayacak. Gazeteci Wolf’un yapmayi denedigi gibi, bu seçkinler sinifinin insafina siginmakla da halklarin yasamakta oldugu soruna çare bulunmayacak.
Sosyal hijyen ve hayatta kalmanin temel sorunu geregi, bu asalak tabaka servetinin kamulastirilmasi gerekiyor. Bagimsiz bir sosyal güç olarak organize olmus çalisan kesimlerin, sömürülmeleri marifetiyle elde edilen bu servete el koymalari ve içinde bulunduklari yoksulluk kosullarindan dolayi feryat edenlerin sosyal ihtiyaçlarinin karsilanmasinda, saglik hizmetlerinde faydalanmalarinda, gerekli egitim almalarinda, insan onuruna yakisir barinak ve gida maddelerinin saglanmasinda kullanilmasi gerekiyor.
Plütokrasinin finans ve endüstri sektörleri üzerine çöken ölümcül pençesinin kirilmasi gerekiyor. Tahakküm araci banka ve sirketlerin asalak tayfasi bu özel ellerden alinmasi, kamu mülkiyetine verilmesi ve demokratik bir denetim sistemine verilmesi gerekiyor. Bu durumda yapilacak tek sey vardir; toplumlarin devrimler yoluyla yeniden dönüstürülmesi ve daha adil bir sosyal düzenin kurulmasi.
(*) Plütokrasi: Iktidarin servet sahibi azinlik bir sinifin elinde oldugu yönetim sekli.
Kaynak : http://www.globalresearch.ca/the-global-plutocracy/5365647
Andrev Damon – Barry Grey