Makale

Kürrdistan referandumu (6) açlik-yokluk tehdidi

Kürdistan Bölgesel Yönetimi bagimsizlik için referanduma gitme karari aldiginda, muhtemelen Türkiye’den bir tepkinin gelecegini bekliyordu. Iki sebepten ötürü: Biri, Türkiye’de iktidarlar degisse de varligini koruyan köklesmis devlet zihniyetinin, Kürdistan’in bagimsizligini kolay sindiremeyecegi sezgisiydi. Digeri de, Ortadogu’da mevcut statükoda radikal bir sarsinti yaratacak bir gelismeye bölge devletlerinin sicak bakmayacaklarinin bilinmesiydi. Dolayisiyla Türkiye’nin bagimsizlik sürecini sahiplenmemesi, desteklememesi ve belli bir oranda tepki koymasi normal karsilaniyordu. Türkiye’nin baslangiçtaki tavri da beklentilere uygun düsüyordu.

Fakat büyük gün yaklastikça Türkiye’nin herkesten daha sert bir tavra yönelmesi KBY’de bir saskinlik yaratti. KBY, Iran’dan gelecek asiri bir reaksiyona hazirdi. Lâkin Türkiye ile ilgili düsünceleri farkliydi. Zira Türkiye ile KBY arasinda örnek gösterilebilecek bir siyasi-iktisadi isbirligi ve diyalog vardi. KBY uzun bir süredir fiilen bagimsiz bir devlet gibiydi. Türkiye, KBY ile Bagdat’i by-pass eden petrol anlasmalari imzalamak suretiyle, bu fiili durumu tanidigini gösteriyordu.

Ayrica KBY’nin istikrari Türkiye’nin menfaatineydi. Eger KBY zayif düserse bundan kuvvet devsirenler PKK ve Iran olacakti. Herhalde Türkiye kendi aleyhine neticeler doguracak bir davranisa yönelecek degildi. Kaldi ki bagimsizlik uzun vâdeli bir hedefti. Dolayisiyla Türkiye’nin — arka çikmasa da — daha ihtiyatli bir çizgi takip edecegi umuluyordu.

Fakat umulanin tersine Türkiye’nin tepkisi giderek sertlesti. Gene de KBY, baslangiçta bunun iç politikaya dönük oldugunu ve söylem düzeyinde kalacagini tahmin ediyordu. Elbette bir anlasma zemini ortaya çikacak ve kendilerini hangi sartlarin bagimsizlik oyununa ittigi Türkiye tarafindan da anlasilacakti. Ama öyle olmadi; zaman geçtikçe Türkiye söylediklerini eyleme dökmeye basladi ve KBY’ye tamamen sirtini döndü. KBY soke oldu; bu, ISID’in Erbil’e saldirisi sirasinda Türkiye’den bekledigi yardimi görmeyen KBY’nin yasadigi ikinci hayal kirikligiydi.

‘Kiliciniz keskin olsun’

Hayal kirikligi sadece KBY ile sinirli kalmadi. Türkiye’de AKP’ye oy veren Kürtlerin büyük bir kismi da allak bullak oldu. Basta Cumhurbaskani Erdogan olmak üzere çesitli siyasi aktörler ve iktidara yakin medya, KBY’ye karsi ezici ve yikici bir lisana müracaat ettiler. Mesela, Mavi Marmara gibi yüksek volümlü bir kriz döneminde ve Israil için bile öngörülmeyen tedbirler (!), söz konusu KBY olunca çok rahat gündeme tasindi. Milli Savunma Bakani, sinirda tatbikat yapan askerlere ‘Kiliciniz keskin olsun’ diyerek Kürtlere gözdagi verdi. Hükümet medyasi, asli astari olmayan ‘Barzanilerin Yahudiligi’ senaryosunu tekrar isitip piyasaya sürdü, naralar atti, savas davullari çaldi.

Her ne kadar hedefin sadece KBY oldugu söylense de kullandiklari ifadeler KBY üzerinden bütün Kürtleri tahkir eden bir nitelik tasiyordu. Asiri dil bütünüyle yanlis ve zararliydi. Çünkü bu, Türkiye’ye dis politikada bir yarar saglamadigi gibi, iç politikada da ciddi bir yarilmaya neden oluyordu.

Zembereginden bosalmis bir kötücül söylem bütün degerleri çigneyip geçiyordu.

‘Kürtleri ötekilestirmek’

Bu süreçte birçok yaralayici söz sarf edildi. Onlarin içinden en öne çikani ise Cumhurbaskani Erdogan’a aitti: ‘Bir vanayi kapadigimiz anda is bitti. Bütün geliri meliri, hepsi ortadan kalkiyor. Tirlar Kuzey Irak’a çalismadigi anda bunlar yiyecek giyecek bulamayacaklar. Öyle bir duruma gelecekler. Niye? Mecburuz, yaptirim.’

Oysa Hakan Albayrak’in dedigi gibi ‘Böyle bir mecburiyetimiz yok ve olamaz’ idi. Kürdistan ahalisini en temel ihtiyaçlarindan bile mahrum etmeye varacak bir yaptirimin, tatbiki bir yana, telaffuzunun dahi kitapta yeri yoktu. ‘Bilakis, en azili düsmanlarimizla savasirken aldigimiz esirleri bile yedirmeye ve giydirmeye mecburuz. Onlari dahi aç ve çiplak birakmamiz caiz degilken böyle bir yaptirimi kardes ve dost IKBY halki için nasil düsünebiliriz?’

Siyaseti bir yana birakin; bu sözler ne insani ne de Islami olarak kabul edilebilirdi. Insana kiymet katan bütün hasletlere dogrudan aykiri düsüyordu. Her sart altinda Türkmenlerin koruyuculugunu üstlenirken Kürtleri açlikla ve yoklukla tehdit etmek, Türkiye’nin bütün Kürtleri ‘ötekilestirmesi’ disinda bir anlama tasimiyordu. Gerek icraati ve gerek üslubuyla devlet, Türkmenler ile Kürtler arasinda bir ayrimcilik yaptigini ve ‘Irak Kürtlerinin Irak Türkmenleri gibi ‘bizden’ kabul edilmedigini’ dünya âleme ilan ediyordu.

Ankara ne kadar anladi ya da hissetti bir fikrim yok ama, bu ayrimci dil, bizatihi kimliklerine yönelik bir tepki biçiminde görüldügünden, Türkiye’deki Kürtlerde AKP’ye karsi derin bir kirilma yaratti. Bunun en önemli göstergesi, sadece AKP’lilerin degil, 16 Nisan referandumunda AKP’nin yaninda duran diger bütün parti ve sivil-siyasi inisiyatiflerin de bu söylemden duyduklari rahatsizligi açikça dillendirmeleriydi.

‘Kobani düstü düsecek’

Suriye’de ISID’in Kobani’ye saldirdigi dönemde Erdogan’in kullandigi ‘Kobani düstü düsecek’ sözü bölgede AKP’ye çok pahaliya mal olmustu. AKP’liler bu ifadenin öncesinden ve sonrasindan koparilarak kullanildigini ve Erdogan’a haksizlik edildigini savunsalar da, bu söz Kürtlerin genis bir kesimi tarafindan bir ‘temenni’ gibi algilanmis ve buradan kaynaklanan tepkiler sandiga yansimisti.

Bagimsizlik referandumu baglaminda kullanilan ‘Yiyecek giyecek bulamayacaklar’ sözünün de benzer bir kirilma yarattigini düsünüyorum. Bunun da AKP’ye siyasi bir fatura çikarip çikarmayacagini ise simdiden söylemek güç. Üç nedenden dolayi:

Bir, seçimlere hatiri sayilir bir vakit var ve aradaki sürede köprülerin altindan daha çok sular akar. Iki, seçmenin tercihi salt AKP’nin degil, rakip partilerin izleyecegi yol ve icraatla da sekillenir. Ve üç, eger mevcutlarin disinda baska bir siyasi alternatif meydana çikarsa, dengeler kökten degisir.

O sebeple, hâlihazirdaki kirginligin gelecekte AKP aleyhine bir siyasi maliyet üretip üretmeyecegini görmek için biraz beklemek gerek. Bununla birlikte, yiktiklari gönül köprülerini onarmalarinin, Erdogan ve AKP için eskisinden çok daha güç olacagini söyleyebiliriz.

———————————————–

Serbestiyet-3 Kasim 2017

Vahap Coskun

Back to top button