Kürt müsün? Müslüman misin?

Bu, sikça kullandigim bir tabirdir. Bu durum, siz degerli okuyucularin da dikkatini çekmis olabilir. Hos görünüze siginarak, bunu bir kere daha kullanmak zorunda kaldim.
Efendim, 1943 yilinin eylül ayinda, ilkokula baslayali henüz bir hafta olmustu. Bir gün tam donanimli iki jandarme eri sinifimizin kapisini açip içeri girdiler.
Günün moda deyimiyle ögretmenimizle ‘anlasilmayan bir dille’ konusmaya basladilar. Sonra beni derdest edip yani (tutuklayip) siniftan disari çikardilar. Beni önlerine katip kaymakamlik binasinin önüne götürdüler.
Binanin önünde, kasali büyük bir kamyon duruyordu. Kamyonun içi ev esyalariyla doluydu. Iki annem ve on kardesim kamyondaki esyalarin üstünde oturuyorlardi.
Beni de söför muhallinde bulunan babamin yanina bindirip, Çorum’un Alaca Kazasina sürgüne gönderdiler. Yani henüz yedi yasindayken, devletin insanlik disi vahsi Kürt politikasiyla tanismis oldum.
Ilkokula Alaca’da basladim. Bir tek kelime Türkçe bilmiyordum. Cetvel, sopa, tokat, tekme ve yumruklar esliginde Türkçe ögrenmeye basladim. Ulu önder Atatürk’ün buyurduklari gibi, az zamanda çok mesafe kaydettim.
Zaman içinde, aile bireyleriyle Türk komsularimiz arasinda tercümanlik yapma seviyesine ulastim. Babam beni radyosu bulunan kahveye götürüyordu. Okunan ajansi (haberleri) ona açikliyordum. Zira babam da dogru dürüst Türkçe bilmiyordu. Anlayacagiz, ben ailemizin bagrindan dogmus ve Türkçe konusmasini bilen bir kahramandim.
Mahallemizin bakkali, beyaz saçli, güler yüzlü, sevecen ve sempatik bir ihtiyardi. Ne zaman bir sey almak için dükkanina gitsem, adam beni ellerimden yakaliyip ‘söyle bakiyim, sen Kürt müsün yoksa Müslüman misin?’ diye sorardi.
Müslümanim dedigimde ‘demek sen Kürt degilsin.’ diyip kahkahayla gülerdi. Kürdüm dedigimde ‘demek sen Müslüman degilsin.’ diyip basardi kahkahayi. Akil edip hem Kürdüm hem de Müslümanim diyip adamin alaylarindan kurtulamiyordum.
Kisacasi, bu sevimli ve sempatik ihtiyar, benim belalimdi. Herif beni fitik ediyordu, çildirtiyordu.
Ortadogu’nun, Balkanlarin ve Kafkasya’nin en büyük devrimcisi olan Öcalan’in bir islam konferansi düzenlemesi için müritlerine emir yolladigini okuyunca, Alaca’nin Cumhuriyet Mahallesindeki bakkalimizi hatirladim.
Apo, politika sahnesine ilk çiktiginda kendisini ‘Serokê Netewî’ yani ulusal baskan, führer ilan etmis, ‘Bagimsiz birlesik, sosyalist Kürdistan’ için militanlarina savasin emrini vermisti. Ona göre, Kürtler dört devlet arasinda bölünmüs Kürdistani önce sömürge zincirinden kurtaracak, sonra dört parçayi birlestirecek, daha sonra da feodal üretim iliskileri zincirinden kurtulamamis Kürt halkiyla, Marksist-Leninist bir devlet insa edecekti. Bu yeni devlet ve rejim, dünyaya yeni bir nizam verecekti. Her kes parmagini isirip kalacakti.
Bu projeye destek verenler kahraman, vermeyenler ise ulusal hain ilan edilmisti. Böylece bir anda, Kürtlerin küçücük bir bölümü kahraman, kahir çogunlugu ise hain konumuna gelmisti.
Ulusal baskanin verdigi emir geregi, Apocu militanlar bu hedefe kitlendiler. Dil, din, mezhep, kültür, örf ve adetlerini bir yana atip, her kese parmak isirtacak bir komünist olmak için, var güçleriyle çalismaya basladilar.
Bir taraftan komünist olma projesi yürülürken, diger taraftan ‘Kürt Müslümanlar Birligi, Kürt Aleviler Birligi, Kürt Yezidiler Birligi’ isimli dernekleri kurdular. Kürt Halk Önderi Apo, son olarak da Kürt Islam Kongresinin toplanmasi emrini verdi.
Kirk yil süren siyasi çalisma, otuz yil süren savas, topraga verilen kirk bin sehit, yikilan dört bin köy, göçmen konumuna düsen üç milyon insan ve dibe vurmus bir ekonomi sonucunda kahraman Kürtler, ulu önderinin tam istedigi kalitede komünist olma asamasina gelmisken, baskanin verdigi emir geregi, geriye çark edip, yüzlerini yineden kibleye döndüler.
Kimine göre ‘kilise-cami) kimisine göre (kisla-cami) kimine göre (sagci-solcu) kimine göre (dindar-laik) kimine göre (kahraman-hain) Kimine göre de (Komünist Müslüman) kiskacina sikismis durumdayiz.Toplum bu kimlik karmasasi içinde kafayi yeme durumuna gelmis bulunuyor. Her kes bir birine büyük bir merakla soruyor ‘sagci misin solcu musun? Kürt müsün Müslüman misin?’
Gerçekten biz neyiz? Kürt mü, Komünist mi, liberal mi? Sosyal demokrat mi? Müslüman mi? laik mi? Alevi mi? Yêzîdî mi? Apocu mu? Hain mi kahraman mi?
Hey! Kemalizmin üniter idolojisiyle beyni zehirlenmis ulusal önder, bir karara var artik. Komünist mi olalim, yoksa Müslüman mi? Bak ne istiyorsan yapiyoruz. ‘Vur diyorsun vuruyoruz. Dur diyorsun duruyoruz. Öl diyorsun ölüyoruz. Bizden daha ne istiyorsun heval? Allahtan korkmuyorsan, Marks’tan kork. Muhamet’ten utanmiyorsan, Lenin’den utan’ daha ne diyeyim sana?
Yilmaz Çamlibel
