Makale

Kürtçe medeniyet dili midir, degil midir?

Hûn çawa ne (nasilsiniz) ve spas dikim (tesekkür ederim) disinda tek kelime Kürtçe bilmiyorum.

Elbette bununla övünmüyorum. Bilakis, klasik klise tabirle söylersek, asirlarca bu topraklarda içe içe yasamis, kiz alip vermis iki halktan birinin digerine, vaktin birinde, ana sütü gibi helal ana dilini konusmayi yasaklamasini da, onu kendi dilini konusmaya zorlamasini da haksizca buluyorum.

Öte yandan, bu kadar farkli etnik dinsel grubun ve haliyle farkli dilin oldugu bir cografyada, ortak bir dili konusabiliyor olmak -bunun nasil saglandigindan bagimsiz olarak söylüyorum elbette- en temelde büyük bir gereklilik ve hatta güzellik. Insanlarin birbirini anlamasindan daha güzel ne olabilir?

Ayriyeten Türkçe de çok güzel bir dil. Bütün bu cografyanin, medeniyetlerin, kültürlerin, dillerin ve zamanin imbiginden damitilip gelmis, kivamini bulmus olmanin getirdigi zenginlige ve lezzete sahip.

Lakin ne Türkçenin resmi ve ortak dil olmasi, ne de bu ortaklasma saglanirken diger diller aleyhine isleyen politik ya da dogal süreçlerin, sebepler dikkate alinmadan sadece sonuçlariyla degerlendirilmesi ve keskin hüküm cümlelerine özne kilinmasi dogru degil. Üstelik bu tutum- maksat bu olmasa da- dil sahiplerini incitecektir ve incitmistir.

Basbakan Yardimcisi Sayin Bülent Arinç’in ‘Kürtçe bir medeniyet dili midir? Türkçe medeniyet dilidir’ sözlerinden bahsediyorum. Bu cümlelerin Kürtlerdeki etkisi bu oldu maalesef. Hem gerçegi yansitmadigi için, hem dil üzerinden bir kez daha kurulan hiyerarsi nedeniyle, hem de bu cümle AK Parti içinde ‘en vicdanli, en hakkaniyetli, en kalbi adam’ tarafindan kuruldugu için incindiler ve pes pese serzenislerde bulundular.

‘Eger bir dilde edebiyat yaratabilmisseniz bu, medeniyete tekabül eder. Kürtlerin de zengin bir edebiyati vardir’ dedi mesela Kürt aydin, yazar Orhan Miroglu.

Muhsin Kizilkaya da ‘Ben Kürtçeden Türkçeye bes bin sayfalik roman çevirdim’ diyor. AK Parti hükümetinin cesur adimlariyla açilan ve Kürtçe yüksek ögretim yapan Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Serdar Bedii Omay ise üniversitedeki Kürt Edebiyati bölümünü kendisinin kurdugunu hatirlatarak, Kürtçenin bir medeniyet dili oldugunu vurguluyor.

Arinç’in sözlerini ‘Kürtlere yapilan bir hakaret’ olarak algilayanlar da oldu. 20 yildir Kürtçe edebiyat dergisi çikarmanin yani sira binlerce kitap yayinlayan Nubihar’in açiklamasinda ise ‘Bir dilin toplumsal yasamda kullanilmasi insanlarin en temel haklarindan biridir. Bunu yasaklamak hem insani degil, hem inançli bir insan olarak bilinen Bülent Arinç’in da mensup oldugu Islam dinine de uygun degil’ deniyor.

Son yüzyilda kendini özgürce gelistirme ve yayginlasma imkânindan yoksun olmasina ragmen Kürtçenin, çok zengin ve köklü bir edebiyata sahip oldugu, sifahen ya da medrese çatisi altinda yapilanin disinda, Kürt edebiyatinin modern dönemde de çok eser verdigi süphe kaldirmaz bir vakia.

Kürtçe bilmiyor olmak, Türkiye edebiyat kamuoyunun Mem u Zin gibi birkaç klasik disinda Kürtçeden çevrilen eserlere pek ragbet etmiyor olmasi da evet, bir gerçeklik. Ama bu böyle diye, bunun bir baska gerçegi, Kürtçenin zengin bir dil oldugu ve ‘edebiyat kuranin medeniyet de kurdugu’ gerçegini gölgelemesine izin vermemek, daha dikkatli ve hakkaniyetli olmak da gerekmez mi?

Söylemezsem çatlarim

Unutmayalim ki Kürt meselesini mesele yapan sey, Kürtçenin yasaklanmasiydi. Kalici çözüm de -Türkçe yine resmi ve ortak dil kalmak kaydiyla- dileyen herkese ana dilde egitim hakkinin taninmasi ve bunun imkaninin saglanmasiyla gelecek.

———————————–

Sabah- 8 Subat

Fadime ÖZKAN

Back to top button