Kürtler ve baraj

Seçime sayili günler kaldi. Seçimin en çok merak edilen konusu, HDP nin % 10 barajini geçip geçmiyecegi sorunudur. Kimileri, Kürtleri dogru yola yönlendirmek için, kimileri ise batakliga sürüklemek için, bu konuda durmadan konusuyorlar, yaziyorlar, önerilerde bulunuyorlar.
Ara sira yaptigim gibi, bu gün de sizleri barajla ilgili olarak, basit bir hesap yapmaya davet ediyorum. Verdigim rakamlar, yuvarlak rakamlardir. Bu nedenle bazi rakamsal kusurlarimi hosgörüyle karsilamanizi rica ediyorum.
Kimilerine göre Türkiyede 25 milyon, kimilerine göre de 30 milyon Kürt yasiyor. Önümüzdeki seçimde, 53 milyon 741 bin seçmen oy kullanacak. Katilim orani, iptal ve benzeri nedenlerle, 50 milyon oy kullanildigini kabul edelim. Bunun 12,5 milyonu Kürt oyudur.
Son yerel seçimde HDP, 3 milyona yakin oy almisti. Demek ki 10 milyon civarinda Kürt, baska partilere oy vermis. Yuvarak hesap bunun 6 milyonu AKP ye, 3 milyonun CHP ye, 1 milyonunun da MHP ye verildigini kabul edebiliriz.
Önümüzdeki genel seçimindeki Kürtlerin oy dagilimi da, asagi yukari bu durumdadir. HDP’ nin baraji geçmesi için, 2,5 milyon oy daha almasi gerekiyor. Bunun için AKP ve CHP ‘li Kürt seçmenlere seslenmesi, onlari yanina almasi gerekir.
Malum, dört partinin de kemiklesmis oylari var. Bu seçmenlerin kendi partisini birakip, baska bir partiye oy vermesi zor görümüyor. Bu tür fanetik Kürt seçmen sayisinin, 3 milyon oldugunu kabul edelim. Geriye ikna edilebilecek 7 milyon Kürt seçmen kaliyor. Peki bu 7 milyon Kürt seçmenini nasil bir söylem ve programla ikna edebiliriz acaba?
Bunun için her seyden önce Kürt sorununa bilimsel ve siyasal bir teshis koymamiz gerekir. Zira, dogru teshis yapmadan, dogru tedavi uygulayamayiz.
Kürt sorunu, bazilarinin dedigi gibi, sinif, cins, kültür, dil, geri kalmislik, din ve mazhep sorunu degildir. Bunlarin hepsini içinde barindiran, ulusal bir sorundur. Zaten bunun için kendisine ulusal sorun deniliyor.
O zaman yapacagimiz tedavinin temel ilaci bellidir. Kürt ulusal çikarini her türlü çikarin önüne koymak, Kürt ulusal birligini saglamak, tüm ulusal degerleri esgüdüm halinde mücadele alanina sürmektir.
Sorunu böyle ortaya koydugumuzda, bazi anasinin gözü insanlar, ‘ O zaman, ilerici, devrimci, sosyalist Türk oylari HDP’nin kanadi altindan uzaklasir’ diye yaygara kopariyorlar.
Simdi sorunun netlesmesi için, küçük bir analiz daha yapalim. Kürtler, 90 yildan beridir, sömürgeci, fasist üniter Kemalist rejime karsi, insani ve ulusal haklari için bas kaldiriyor.
Edindigi deneyimler sonucunda yanliz kendisini degil, Türkiye’deki diger muhalefet gruplarini da kurtulusa tasima gücüne erismis bulunuyor.
Iste bu yüzden Türk egemen çevreleri, telasa kapilmis durumdalar. Bu nedenle Kürt ulusal kurtulus mücadelesini provake etme, ana hedefinden saptirip onu, sinif, cins, din ve mezhep mecralarina kanalize etmek için, akil durdurucu entrikalar çeviriyorlar.
‘Türkiyelilesmek, isçi sinifiyla ciddi bir bagi olmayan Türk solculariyla sosyalist bir cephe kurmak, halkin kutsal degerleri üzerinden polemik yapmak, çözüm süreci aldatmacasini güdemde tutmak, Imrali ve Kandille paslasmak’ ve benzeri tuzak projeleri piyasaya sürüyorlar.
Simdi, kaçacagi söylenen sol oylarin miktarina bir göz atalim. Siyaset de ticaret gibidir. Yapilan her isin, söylenen her sözün bir getirisiyle bir götürüsü vardir. HDP’nin kanadi altina girdigi söylenen sol oylarin toplami, yüz binler mertebesindedir.
Gelin, hep beraber bir bakkal hesabi yapalim. Ulusal siyaset yapmamiz halinde, alma ihtimalimiz olan Kürt oyu 7 milyon civarindadir. Kaçacagi söylenen sol oy miktari ise 300 bindir. Bu durumda akli basinda olan bir insanin yapacagi sey, CHP’deki Alevi, AKP’deki dindar Kürtlerin oyuna odaklanmaktir. Solcu Türkün oyuna degil, yurtsever Kürdün oyuna göz dikmektir.
Seçime parti olarak katilma karari alan HDP yöneticilerinin bu durumu görmemesi ve kavramamasi mümkün mü? Orada, seytana papucunu ters giydiren yöneticiler var. Peki bu adamlar neden, devletin kurdugu tuzak projelere cumburlop atliyorlar?
Bence HDP’sinin bazi yöneticileri, kulaklarina üflenen görevi yerine getiriyorlar. Onlar, parlementoya girmek, gurup kurmak, Kürt sorununu esitlikçi bir temelde çözüm yoluna koymak degil, Kürt ulusal mücadelesini batakliga çekmek istiyorlar.
Kürtlere bu tuzak projeler hazirlayan yerli ve yabanci karanlik odaklar, Kürt ulusal mücadelesinin Türkiye’de ve Ortadogu’da var olan toplumsal sorunlari çözecek güce ulastigini görüyorlar.
Bu nedenle Kürt ulusal bilincinin güçlenmesini, kurulu düzeni degistirecek bir aksiyon haline gelmesini istemiyorlar. Bunun için Kürt kimligini sinif, cins, din ve mezhep kimliklerinin arkasina atarak, mücadeleyi yanlis mecralara yönlendirmeye çalisiyorlar.
Ittihat ve Terakkicilerin irkçi genlerini tasiyan Türk solcularini, Kürtlere ilerici, devrimci, çagdas ve demokrat insanlar diye yutturmaya kalkiyorlar. Türk-Islam sentezi yapan irkçi, fasist Türk dindarlarini bize Müslüman diye yutturmaya çalisiyorlar. Feminizmi, Kürt kadinlarina kurtulus yolu olarak sunuyorlar.
Kisacasi bizlere ve mücadelemize ‘Kürt olmayin da, ne olursaniz olun,’ diyorlar. Bu, Kürtlerin önüne konulan en sinsi tuzaktir. HDP baraji geçmezse eger, bunun suçlusunu baska yerde aramayalim. Bunun en büyük suçlusu, Apocu yöneticiler olacaktir.
Yilmaz Çamlibel