Makale

Kürtlerin bitmeyen drami ve romantik siyasetinin izdüsümleri

‘Zulme karsi çikmak,zalime boyun egmemek delilik degil,bilgeliktir.Ilkel insanlar,büyük zalimlerin gölgesinde üreyen ve yürüyen küçük zalimler bunu anlayamazlar.’Belki de bilge Sokrates’i (M.Ö.469-399) baldiran zehiri içmeye mahkum eden,zulme karsi bu kararli durusudur.

Sokrates’ten 2500 yil kadar sonra Kürt çogunlugun gücünün düstügü otuz yillik zaman dilimin sonrasinda,Kürtlerin hayatindan siddetin gölgesini kaldiracak tekelin sona erdigi düsünülmesine ragmen,yasatilan kirimlar,dramlar,vicdanlara dayatilan tecavüzler nedeniyle Kürt siyasetinin irade ortaya koymak yerine,gerçekle örtüsmeyen jakobenlige takilip feodal kodlar adina mazlumlarin içindeki yargiyi,adalet duygusunu yok etme çabalarina boyun egise zorlanis,toplumun kendine duydugu saygiyi tüketme istencinden baska anlam ifade etmemektedir.

Çatismali ortamin sona ermesiyle,yasanan travmalarin neden oldugu sorunlarin dogru saptanmasi yerine,Kürtlerin öncelikleriyle alakali olmayan ve Kürt cografyasinda maddi temelinin yasam bulmasina izin verilmemis Demokratik Cumhuriyet,Demokratik Modernite,olmadi Demokratik özerklik gibi fantazilerle yüzlesilmesi,üstelik bu fantaziler bilinç karartma taktiklerinin aygitlari sayildikça,zaten ne evrensel anlamda ne Kürt sorununun çözümü baglaminda deger ifade etmez.Buna karsin son seçimde okundugu gibi muhalif Kürt dinamikler,rasyonel olmayan bu tespitlere itiraz edip saflarini siklastirmak dururken,siyaset disi kalmayi rahatlik saymalari,bu sosyal hastaliga güç kaynagi olabilirligi öngörmemeleri,ayrisik görünen kirli aglarin da içiçe geçerek karsilikli satin alma iliskilerine dönüsümünü kolaylastirmis.Hal böyle olunca elbette açilmasi gereken pandoranin kutusu,ayzberge dönüstürülerek,siyasi pazar olarak Kürtlerin yasamina dayatilacak ve adina demokratik bilmem ne denilecektir.

Adi hangi marka demokratikçilik konuluyorsa konulsun,Kürt çogunluk için düsünmenin,sorgulamanin toplumsal algiya dönüsmesi halinde,feodalizmin temel taslarini sarsacagi endisesiyle ergenekon panaroyasinin bölüstürdügü rol paylasimi,siyaset patentiyle rahatlikla faili meçhule terk edilmis binlerce cinayetin,yagmanin,talanin,irz düsmanliginin aydinlatilmasinin önünü kesici vandal bir yapi olarak toplumun karsisina çikacak.

Demek ki siyaseti hükümranlik alanlarinin sigortasi sayan toprak ve siyaset isgalcileri,sadece rant getirisi hayli yüksek yerel yönetim isgaliyle yerele yagan bereketi sagma hakkinin sadece kendilerine mahsus olduklarini düsündükleri bu hakki,kullanmak amaçli olarak tüm techizatlariyla yerelin karsisina çikmiyor.Hiyerarsik bir düzen içinde hatalara,yanilgilara yer birakmayacak sekilde otuz yillik çatismali ortamla hirpalanmis,direnisi kirilmis,kirli ittifaklar ve türevlerinin bencil çikarlari ugruna yasamlarina dayatilan kiyimlarla önemsizlestirilmis,çalinan hayatlariyla itibarsizlastirilip izole edilmis magdurlarin hak arayislarina karsi hukuki müeyyidelere basvurmanin önünü tikayici zorba rolünü oynamak da amaçlanmakta.Hiçbir vicdanin,hiçbir inancin kabul etmedigi bu kirli iliskiler agi,sayet adalet kurumlarini ilgilendirmiyecekse elbette AIHM’sini de dünyayi da ilgilendirecektir.Çünkü dünyanin her yerinde halklarin statüsü ne olursa olsun,devlet vardir ve devlet denilince akla toplumsal düzeni kamu yararina olacak sekilde biçimlendirdigi kurumlarla herkesin,topluluk içinde hakça birlesip kaynasmasi akla gelmektedir.Buna karsin OHAL sendromundan kurtulamamis adalet, yoksul Kürt çogunluga karsi ayar verici rolünü basariyla oynarken, toprak ve siyaset isgalcilerinin zorbaligina,holiganligina karsi hükümsüzlügü oynamayi yegler ve siyaset de bundan hosnut ise,elbette kendilerini sömürgeci güçlerin ayricalikli çocuklari sayan tekil sahislar,HIYMEN edasiyla dayandiklari argumanlardan edindikleri güvenle klavuzu olduklarini varsayip avuçlarinda saydiklari siyasi olusumu,potansiyelini ihtiyacina göre biçimlendirerek asiret mantigiyla parmaginda oynatmayi hak saymalari kaçinilmazdir.

Oysa son otuz yillik çatismali ortam bahanesiyle faili meçhul denilince ilk olarak koruculugun dayatildigi 1985-88 yillari arasinda kan davasi,toprak uyusmazligi,bireysel husumetler veya menfaat karsiligi rahatlikla islendigi düsünülen ve failleri inatla meçhule birakilmis cinayetlerin hakkaniyetle arastirilmasi demek,faili meçhulleri çözmek demekti.Buna karsin derin odaklarca toplumun derinlerine itilmis bu seslerin,soluklarin kisilmasi sonucu 17 bin masum insanin ayni rahatlikla katledildigi,kaybedidigi artik yadsinamiyor.Günümüzde Kürtlere yönelik bu masum insan kirimini vacip kilmayi çagristirici UNUTUN hüküm vericiligi ise sadece kendilerine keder ve izdirap sunulmus,yokluga,yoksulluga mahkum edilmis 17 bin masum aileyi hiçlestirmeye yönelik degil…Bu hüküm vericilik,tarihsel anlamda orta çag karanliginin engizisyon mahkemelerinin hüküm vericileri ve verilen hükmün infazcilari Papa VIII.Innocentu’un örgütleyip biçimlendirdigi Dominikus’çu papazlari (halkin deyimiyle Cizvit papazlari) çagristiricilik,yalniz kör sövenizm degil,günümüzde nazi mantiginin toplumsal cinneti olarak okunmaktadir.Suçun subutusna ragmen demokratik siyaset anlayisi,toplumun gelecegini tehdit edici bu kör sövenizme karsi kendini sorumlu saymamasi,siyaset klavuzlarinin toplumun önüne siyasi bulaniklik adina baska sifreler,kodlar bulmalarini elbette kolaylastiracak.Iste bu sifre ve kodlarin en yaralayici ve düsündürücüsü faili meçhulleri,nesnel olmayan,soyut ama düsündürücü kavramlara yükleyip hak edis sunularak magdur ve mazlumlarin adalet istenci tüketiltmek istenecektir.Iste kendilerine isnat edilen ‘terör örgütüne yardim ve yataklik’ suçu bahane edilerek yasam kaynaklarinin her alani yagmalanmis toplumun,yasadiklarinin suç sorumlulugunu geride biraktiklari ve ödedikleri bedellerin karsiligi saydiklarinin üstüne yikilmasi baska türlü azap vericidir.Ne siyaset ne de vicdanla alakali olmayan bu yaniltici hedefin,sanki siyaset bilimcilerin veya bilim adamlarinin öngörüleri olarak Kürt siyasetinin güçlü kanadina damgasini vurmasi,o siyaset kanadinin fiiliyati ve kullandigi dilin ne kadar yaniltici oldugunu yasananlarla ortaya koymaya yetiyor.Daglara yüklesen kahrindan eriyecek böyle mesnetsiz hükümleri Kürtlere reva görenler,hangi güce dayanarak bu kadar kolay hüküm verebiliyorlar?sorusu ister istemez akillara geliyor.Esas soru ise su.Kürt çogunlukla ve yoksul emekçi Türklerle top oynar gibi oynayan bu hüküm sahiplerini biz mi seçiyoruz yoksa avuçlarinda saydiklari hüküm vericiligi kullanarak iman tahtamiza onlar mi kabus olup çöküyorlar? Benzeri sorulari çogaltmak mümkündür.

Demek ki drakula mantikli feodal bilesenlerin,yoksul Kürtlerin yasam hakkinin korunmasi istencine kurduklari faklari,kurt kapanlarini bosa çikarmanin ilk yolu,faili meçhulleri aydinlatacak kanallari açmaktan ve köye dönüs projesinin yasam bulmasindan geçiyor.Bu da Güney Afrika Cumhuriyeti örneginde oldugu gibi koruculugun lagavedilerek velevki cinayete,hirsizliga,talana,yagmaya bulasmislarin hak ettikleri sekilde cezalandirilmasi,suça bulasmamis olanlarin da topluma entergrelerini kolaylastirmak ve böylece toplumsal barisi saglamakla mümkündür.Insan ve doga odakli hakli siyasetin varlik nedeni bu olmali.Hatirlanacagi gibi Mandela’yi ceza evinden çikartan,ayni zamanda bir hukukçu alan yazar J.CUATZE ve medyanin çabalariyla ayikan adalet ve beyazlardir.Kürtleri demokratikligin ana temasini algilamaya ve demokratik yasama layik görmeden anlasilmaz sözcüklerle demokratikcilik oynamak,aldatmacadan baska bir sey degil.

Hal böyle iken,Kürt çogunluga dayatilmis vicdan yitimini sorgulamak bir yana,bu vicdan yitimine doping olup olmamamak bile tartisil(a)miyorsa,Kürt cografyasinda alt yapisinin yasam bulmasina izin verilmemis,kavramsal olarak alt-üst olus yasatilmis,sadece kadinlarimizi,kizlarimizi alanlarda sikir sikir oynatan,ardindan aile içi huzursuzluklari,kavgalari,vakalari törpüleyen oryantal oldugu kadar arabesk romantizmi yüklenmis muglak,anlasilmaz’demokratik’cilik oyunlari dayatilmak istenecek.Bu romantik istençler,siyaset piyasasinda boslukta sallandigi halde müsteriye aba altindan sopa (diyelim) gösterilerek pazarlaniyor olmasinda AKP’nin cemaatle FETRET DÖNEMI yasadigi kadar, Kürt siyaset arenasinda yasanan boslugu doldurmaya katilmak yerine hala kendini 80’li yillarin maglubu sayma hipnozundan kurtaramamis muhalif Kürt siyasetinin günahi hayli çok.Oysa 30 Mart seçimlerinde,bir siyasi sirket ortakliginin,beylik düzeyindekilerin disinda kalan insanlarin yasama hakkini önemsemeyen mantigina karsi muhalif Kürt siyaseti ve islami insiyatifler için dogru ve hakli kanatta yer almak,tarihsel sorumluluk anlayisiyla en saglikli kararlari olmaliydi.

SIYASETTE KALITEYI,TOPLUMUN TALEPLERI ILE BIREYCI NEFSIN TALEPLERININ AYRISTIGI YOL GÜZERGAHI BELIRLER.

17 Araliktan bu yana siyaset arenasinda yasananlara bakilirsa,siyaset yasami boyunca,Kürtleri demokrasi sözcügünün ‘d’sine bile layik görmeyen BDP’nin, potansiyelini CHP potasinda eritecek HDP’lesemekle cemaat bilesenlerine güç kaynagi olmaya hazirlanisi,günümüzde yasanan Fetret Döneminde gücünü ergenekon ve bilesenlerinden alip Seyh Bedrettin’i oynayan(lar) ve bilesenlerinin kazanmayacagini düsünmek saflik olur.Unutmayalim.Osmanlinin yasadigi Fetret Dönemi yalniz I. Mehmet (Çelebi Mehmet) dönemiyle sinirli degil.Genç Osman’da III.Selim de bu gibi dönemlerin kurbani seçilmisler.Günümüzde,Kürdi-Türki ergenekon ortakligi KARTEL üretimi Patrona Haliller,Alemdar Mustafa Pasalar saymakla bitmiyor.

Görülen o ki,kaosa zemin hazirlayici çagrisimlar,basarili olmasi halinde bu kez çanlar sadece AKP için degil,tekrar Kürtler için de çalacak.

ALI KIZILAY
Emekli Ögretmen-YAZAR

Ali Kizilay

Back to top button