Makale

KÜRTLERIN KALBI HEWLÊRDE ATIYORDU

Geçtigimiz günlerde kanli Iran rejimi bir kez daha zalim yüzünü göstererek Kürt halkina olan kinini püskürttü. Bu kez hedef Güney Kürdistan’daki Koysancak kentinin, Iran KDP ve HDKI li ailelerin siginma kampiydi. Bu kez rejimin hedefi, Dogu Kürdistan’dan kanli rejimden kaçarak gelip sigindigi ve KALE denilen, Saddam’dan kalma bu güne dek hiçbir sekilde yikilmayan, yikilamayan bir ‘kale’ içi siginma merkeziydi. Kanli rejim topla bomba ile yikamayacagini anlayinca buraya dört füze firlatmis ve bu füzelerden ikisi isabet alarak 17 kisinin ölmesine ve yüzden fazla kisinin yaralanmasina neden oldu. Ölenler arasinda Iran Kürdistan Demokrat Partisi’nin bes MK üyesi de var. KDP-I nin bu günkü Genel sekreteri Mustafa Mewludi ve geçen dönemdeki genel sekreter Xalid Ezizi de yaralilar arasinda.

Kanli rejimin saldirisi iki önemli toplantinin yapildigi saatte gerçeklesmis durumda. Ilki yolun sag tarafinda’ Yekitiya Jinan’in toplantisi yapilmaktaydi Ayni saate de yolun karsi tarafi yani sol tarafta da KDP-I nin MK toplantisi yapilmakta iken füzeler toplanti odalarini hedef alacak sekilde ateslendi. Bu nedenle MK üyeleri ve Kadin örgütünün üyeleri yasamini yitirdi, elliden fazla kadin yarali var. Her iki toplantinin tam basladigi esnada ve örnegin Kale’de elliden fazla oda varken özellikle de toplanti odasinin hedef alinmasi manidar degil mi? Üstelik çesitli kaynaklar bu füze menzillerinin 40 kilometre oldugu ve bu füzelerin kirk kilometre mesafeden atildigini ileri sürmektedirler.

Acaba füzeleri nereden atti?

Acaba bu füzelerin tam isabet amacina ulasmis oldugu saat yer ve zaman bakimdan tamamen tesadüf olabilir mi? Böyle bir tesadüfün milyar da bir bile olsa sansi var midir?

Bu eylem içten destek aldi mi? Eyleme lojistik destek sunuldu mu? Istihbarat zaafi var midir? Tüm bunlar yakinda açiga çikacak ama akla iç ihanet sebekelerinin ve Iransevicilerinin bu iste bir parmagi var mi sorusunu getirmektedir.

Latif Epözdemir ve Abdulmenaf Kiran’dan olusan heyetimize Hewlêr temsilcimiz ve PM üyemiz Zana Sezen de katildi. Heyetimiz Hewlêr’deki programini olusturarak çalismalarina basladi. Esas itibari ile buraya gelis amacimiz bu elim olay sonrasi buradaki kardeslerimizin acilarini bir nebze olsun hafifletmek, ortak olmak ve onlara moral vermekti. Sayin Genel baskanimizin bassagligi mesajlarini ve dayanisma dileklerini sunmakti. Biz de programimizi bu yönde sekillendirdik.

Heyetimiz 12 Eylülde BM Hewlêr temsilciligi önünde Iran Kürdistan örgütlerinin düzenledigi ve tüm parçalardan örgütlerin de davetli oldugu bir basin açiklamasinda alanda hazir bulundu. Açiklama metnine imza koydugumuzu beyan ederek alandaki yerimizi aldik. Yüzlerce kisinin katildigi eylemde çesitli kesim ve parçalardan temsilciler kisaca duygularini dile getirdiler. Hiçbir parti ve örgütün flama açilmasina izin yoktu. Sadece Kürdistan bayragi açilmisti alanda. Konusmacilar da önceden belirlenmisti. En dikkat çeken durum ise toplantiya HDP temsilcisinin katilmasi ve planlandigi gibi konusma yaparak ‘Kürtlerin birliginden ve özgürlügünden’ bahsetmesiydi.

Kanli Iran rejimi bu olaydan iki gün önce Ramin Huseyin Penahi ve iki yegeni Zaniyar ve Lokmani canavarca idam etmisti. Barissever kamuoyu bu idamlari engelleyemedi. Çesitli ülkelerin caydirma yönündeki temaslari etkili olamadi. Heyetimiz bu aci olay sonrasinda Raminin ailesine ve mücadele arkadaslarina da bas sagligi dilemek amaci ile kardes EMCET Huseyin PENAHI’yi bularak kendisi ile bir süre görüstü ve bassagligi dileginde bulundu. Emcet H.Penahi bu görüsmede çok duygulanarak heyetimize çok ilgi gösterdi.’ KOMKAR ve HAK-PAR’in bu idami engellemek için gösterdikleri çabayi takdir ediyor ve minnetle karsiliyorum’ dedi.

Heyetimizin sonraki duragi Koysancak’taki olay yeriydi. Bu olayda en büyük kayip PDK-I yani Kürdistan Demokrat Partisi-Iran’a aiiti. Füze onlari hedef almis gibiydi. Ölü ve yaralilarin yüzde doksan besi bu partiye mensuptu. Parti bes üst düzey yöneticisini kaybetmisti ki, bunlardan Ibrahim Zêweyî, uzunca zamandan beri tanidigimiz ve görüstügümüz bir MK yöneticisiydi.

HAK-PAR heyeti, siginma kampindaki olay yerine geldiginde heyeti özel bir karsilama bekliyordu. Özel bir güvenlik ekibi esliginde sayin genel sekreter MISTEFA MEWLUDI’nin taziye kabul salonuna dek geldi. Burada genel sekreterin disinda Pêsmerge ve güvenlik komutani, kadin örgütünden, basin yayin ve enformasyondan sorumlu MK üyeleri de hazir bulunmaktaydi. Heyetimiz adina Soranice bir konusma yapan genel baskan yardimcimiz Latif EPÖZDEMIR genel baskanin bassagligi telgrafini genel sekreter Mistefa Mewludiye verdikten sonra, HAK-PAR hakkinda kisa bir tanitim ve enformasyon konusmasi yaptiktan sonra konusmasina söyle devam etti: ‘ Kanli Iran rejiminin bu ‘Kürt Karsiti’ imha hareketini siddetle kiniyoruz. Iran rejimi uluslar arasi yasa ve kurallari da ayaklar altina alarak, ancak savasta kullanilmasi kabul gören füzelerle buradaki siginmaci aileleri hedef alarak kanli ve çirkin yüzünü bir kez daha açiga vurmustur. Bu gün bu saldiri yalnizca Kürtlere degil ama tüm barissever dünyaya yönelik olarak yapilmistir. Bu olay bir insanlik dramidir. Biz HAK-PAR olarak ve Türkiye’deki Kürdistanlilar olarak bu kanli ve vahsi eylemi siddet ve nefretle kiniyoruz. Dünya demokratik kamuoyunu ve BM örgütünü Iran’in bu kanli ve terörist eylemlerini durdurmasi için göreve çagiriyoruz.’ Dedi. Genel baskan Yrd. Abdulmenaf Kiran ve Hewlêr temsilcimiz Zana Sezen de kisaca taziye dileklerini sunduktan sonra, kalkip eylem alanini görmeye gittik.

Uzun ve çok mukavemetli bir yapidan olusan ve elli odadan fazla oval olarak insa edilmis adina da ‘Kale’ denilen bir yer olan olay yeri KDP-Inin de medyasinin ve kimi yönetim organlarinin oldugu bir yer. Buraya dört füze firlatilmis bunlardan ikisi isabet almis, bu iki füzeden biri de ne yazik ki KDP-I nin toplanti odasini hedef almistir. Dünya savaslarinda kullanilan silahlarin bile yaratamadigi agir ve büyük bir enkazla karsilastik. Ana kolonlar yikilamamis ama taban ve tavanlar tuz-buz olmus, demir ve beton parçalari bir kilometrelik alana dagilmis tam bir dehset tablosu karsimizdaydi.

Ve karsimizda baska bir tablo daha vardi: Dört tane genç ressam yikik duvarlar üstüne kirmizi boyalarla baris tablolari çiziyordu olup biten bu kanli eyleme inat.

Yan duvara ise elinde semsiyesi ile bir pesmerge resmediliyordu kanli duvarlar üstüne…

Latif Epözdemir

Back to top button