Kürt’ün hakki, Türk’ün haysiyeti…
Çabalarin iki kardes halkin kaderini degistirebilecek bir boyut kazanmasi, sizi neden bu kadar telaslandiriyor?
Bu kez silahlarin susmasi yönünde iki tarafli ciddi bir duyarlilik ve kararlilik görülüyor. Toplumun da bu çözüm çabasina olumlu bir sessiz destek verdigi söylenebilir. Her kritik çözüm asamasinda bir tertiple yüz yüze gelindigi bir gerçek. Çözüm çabalarinin bundan sonra karsilasabilecegi engelleri algilayabilmek adina biraz geçmise bakalim…
Oslo görüsmelerinin kamuoyuna yansidigi günlerde, ‘milliyetçi tepki’ bekleyenler umduklarini bulamamisti. Toplumun önemli bir agirligi, esas olarak, PKK ile yapilan görüsmeleri olgunlukla karsilayabildigini göstermisti.
Bugüne kadar, çesitli iktidar odaklari, çatismadan beslenerek var olabildiler. Ülke üzerindeki egemenliklerini sürdürmelerine katkida bulunan sihirli anahtarin adi ‘çatisma’ydi.
Türkiye’de, askerin siyasete müdahalesi, yillarca, ‘siyasetin olmazsa olmazi’ konumundaydi. Bu, su an büyük ölçüde asildi, asiliyor… Kürt sorununun silahli bir mesele olarak varligini sürdürmesi, militarizmin ve militarizmi canli tutmak isteyen kesimlerin elindeki son umut kalesi.
Çözüm yönünde eskiye oranla daha inandirici bazi adimlarin atilmasi, Türkiye’nin ufkunu, hedeflerini yeniden tanimlayabilecek kadar ciddi bir etki yapabilir. Bugünden yarina tam bir çözüm mümkün görünmese de silahlarin susmasi halinde, Türkiye’nin son yillardaki dönüsüm süreci yeni bir heyecan kazanabilir.
Ülkedeki alisildik normlari böylesine degistirebilecek bir gelismenin, eski çatismaci Türkiye’den beslenen çevrelerde bir ‘tepkisel psikoloji’ dogurmasi normal.
Simdi, çözümü zorlastirabilmek ve milliyetçi kamuoyunu, militarist damari kiskirtabilmek yönünde son bir umutla ‘Türklerin haysiyeti’nden söz etmeye basladilar. Süreçte daha ileri adimlar atilmasi halinde, Türkiye’nin batisinda çatismaci bir durumun ortaya çikacagi yönünde ima ve tehditlerde bulunuyorlar.
Binlerce yildir kardesçe yasamis, 32 yillik çatismaya ragmen durumu bir düsmanliga dönüstürmemis iki halktan söz ediyoruz… Kürt’ün hakkini hukukunu kazanmasi Türk’ün haysiyetini neden rencide etsin ki! Yillardir iç içe yasadigi bir halkin özgürlügüne karsi olmak mi ‘Türklerin haysiyeti’dir? Farkli kimliklerin bir arada yasayabilmesi Türk’ün haysiyetine darbe mi vurur? Türkleri özgürlük düsmanligi yönünde kiskirtmak, haysiyetli bir gazetecilik anlayisi midir?
Türkler, kardeslerinin anadillerini konusmalarini, kimliklerini sahiplenebilmelerini, insani haklarina, siyasi özgürlüklerine tam anlamiyla sahip olabilmelerini neden bir onur meselesi yapsinlar? Türklügün onuru, tam tersine, bu konulara saygi, sevgi, hosgörü ve evrensel degerler penceresinden bakabilmek degil midir?
Kürtlerin haklarini kazanmalarinin Türklerin onuruna dokunacagini iddia edebilmek nasil bir ruh halidir? Böyle bir tahrikçi dil nasil mümkün olabiliyor?
Surasi bir gerçek ki, bir kesim, AK Parti’nin basarisizligini kendisine temel amaç edinmis durumda. ‘Yeter ki AK Parti isleri çözemesin, Türkiye batacaksa da batsin’ psikolojisi bu anormalliklerin tek açiklamasi olmasa da bugünkü korkunun ve tepkisel çikislarin önemli nedenlerinden birini olusturuyor.
Birileri ‘Açik açik konusalim’ diyor. Evet, konusalim… Çözüm ve yenilenme yönündeki çabalarin, bir ülkenin ve iki kardes halkin kaderini degistirebilecek bir boyut kazanmasi sizi neden bu kadar telaslandiriyor?
Yoksa çözüm yolunda atilacak her adim size döneminizi tamamladiginizi mi hatirlatiyor?
Kaybettiginizi mi hissediyorsunuz
—————————————————–
Radikal-5 Ocak
Oral Çalislar