Laiklik tartismasi baslatmakla neyi amaçliyorlar?
Demokrasi büyük ölçüde yok edildi.
Basin özgürlügü çignendi. Hatta bagimsiz medya diye bir sey kalmadi. Anayasa askiya alindi. Bagimsiz yargi yok edildi. Sivil toplum kuruluslari degersizlestirilip etkisizlestirildi. Sirketlere el konuldu. Sehirler yikildi.
Pespaye bir din anlayisi siyasette, ticarette, egitimde, toplumsal iliskilerde fiili olarak her alanda neredeyse belirleyici tek faktör oldu. Laiklik sadece kagit üzerinde kaldi.
Yani, ‘Yok canim o kadar da olmaz’ denilen ne varsa hepsi gözümüzün önünde yapildi.
Muhalefetteki kofluk
Tüm bunlari kabullenip sineye çekenler, laikligin anayasadan çikarilma tartismasi baslayinca ayaga kalkiyor. Demokrasi olmadan, bagimsiz yargi, bagimsiz medya, sivil toplum olmadan anayasada yazili laiklik gerçek anlamiyla uygulanabilirmis gibi ‘Laikligi anayasadan çikarirsaniz size dünyayi dar ederiz’ diyorlar.
Tüm bunlar olmadan laiklik olsa ne olur olmasa ne olur?
Erdogan bir sey fark etti: Meydan bos. Attigi adimlara karsi çikanlar bagiriyor, çagiriyor, kiniyor, kiziyor, tehdit ediyor Üç gün sonra da unutup kabulleniyorlar.
‘Bir sey olacak ve Erdogan iktidari yikilacak’ beklentisi hem ülkeyi hem de muhalefeti çürüttü.
Muhalefetteki bu kofluk Erdogan’i daha da cesur ve gözü kara yapti.
Simdilik
Peki ne yapacaklar? Ne yapiyorlar?
Laiklik tartismasi tesadüfen açilmis bir tartisma degil.
Yaklasik bir aydir ‘Önümüzdeki günlerde laiklik tartismasi baslatacaklar’ diye yazdim, söyledim, uyardim. Çünkü bu çok belliydi.
‘Dindar anayasa yapacagiz, yeni anayasada Islam’dan esinlenme olacak’ diyerek esasinda yapmak istediklerini açiktan ilan ediyorlar.
Bir taraftan ‘dindar anayasa’ istiyorlar diger taraftan da ‘Laiklikle bir sorunumuz yok, yeni anayasada kalacak’ diyorlar.
Böyle yaparak asil yapmak istediklerine gelecek tepkilerin önüne geçmeye çalisiyorlar. Bir taraftan dini referans alan maddeler koyacaklar, diger taraftan da belki de laikligi muhafaza edecekler. Ama simdilik.
Atmak istedikleri adimlar için ülkedeki degisim, dönüsüm henüz tamamlanmadi. Bunun için zamana ihtiyaçlari var.
Laikligi yeni anayasada muhafaza ederler mi bilmiyorum. Ama ederlerse sadece bundan sonra atilacak adimlara tepkileri azaltmak ve esas yapmak istediklerini perdelemek için yapacaklar.
Esas amaç
‘Dindar, yerli, milli anayasa yapiyoruz’ diyerek toplumun dini duygulari her geçen gün biraz daha kabartilacak ve istismar edilecek.
Böyle yaparak baskanlik referandumu bir anlamda dindarligin ülkede belirleyici resmi faktör olup olmamasinin referandumu olacak. Baskanligi topluma kabul ettirmek için böyle sunacaklar.
Böylelikle özgürlüklerden, demokrasiden, insan haklarindan nihayetinde yasanabilir bir ülke olmaktan her geçen gün biraz daha uzaklasacagiz ve geri dönülmeyecek noktalara varacagiz.
Öyle bir noktaya gelecegiz ki ‘Laikligi kaldiralim artik, gerek kalmadi’ dediklerinde muhalefet edecek, ses çikaracak kimse kalmamis olacak.
Gidisat çok belli. Bunu gizli sakli yapmiyorlar.
Kafalarinda pespaye bir dindarligin her alanda belirleyici tek faktör oldugu bir Türkiye modeli var.
Bu durum nereye kadar varir? Yapmak istediklerinde ne kadar basarili olurlar? Kafalarinda yarattiklari Türkiye’yi gerçeklestirebilirler mi? Gerçeklestirirlerse ne kadar sürdürebilirler?
Bu sorularin cevabinin Erdogan ve çevresindekilerin bildigini de sanmiyorum.
Muhtemeldir ki yarattiklari Türkiye’yi çok uzun sürdüremeyecekler. Çünkü eninde sonunda isler yasam tarzina müdahale asamasina kadar gelecek.
Geçmiste yanlis uygulandi diye
Peki ne yapacagiz? Ne yapmaliyiz?
‘Sikiysa laikligi kaldir’ sigligiyla bu gidisati durduramayiz. Üzerindeki bombayla kalabaligin içine girip ‘Ya benim dediklerimi yaparsiniz ya da bombayi patlatirim’ diyen adama ‘Erkeksen patlat’ demek gibi bir aptallik bu. Türkiye’yi gözden çikarmis bir siyasetçiyi çatismayla, iç savasla tehdit edip korkacagini, geri adim atacagini sanmak büyük cehalet.
Kaldi ki esas derdimiz Türkiye. Istiyoruz ki isler o raddeye varmadan bir çikis yolu bulalim.
Bu nedenle tehditle, kinamayla, sloganla bir sonuç elde edemeyiz.
Hepimizin özgürlügü, özellikle de inanç özgürlügümüz büyük tehdit altinda. Bunu topluma gösterecek isler yapmamiz gerekiyor. Inanç özgürlügünün olmadigi, devletin topluma din dayattigi ülkelerin ne hale geldigini topluma berrak bir sekilde anlatmamiz, göstermemiz gerek.
Laikligin herkesin inanç özgürlügünün teminat altina aldigi, inancimizin, siyasetçilerin elinde degersizlesmesinin, pazar mali yapilmasinin önüne geçmek için çok önemli bir deger oldugu, din sömürüsünü engellemek için anayasaya konuldugu bugüne kadar ne yazik ki anlatilamadi.
Geçmisteki yanlis uygulamalarla laikligi kirlettiler. Ama geçmiste yanlis uygulandi diye bütünüyle vazgeçecek degiliz. Bunu anlatacak kampanyalar düzenlemek gerek.
Esas tehlike
Türkiye alni secde gören hirsizlarin ülkesi oldu. Ve büyük bir felakete sürükleniyor. Bunu topluma göstermekten, anlatmaktan, onlari ikna etmekten baska bir yolumuz yok.
Sabah aksam yüzde 50’ye kizarak, hakaret ederek bir sonuç alamayiz. Gidisati durduramayiz.
Bize düsen, o insanlara ulasip ülkenin nereye gittigini, yaratilmak istenen Türkiye’de dindarlarin da nefes alamayacagini, böyle bir ülkede özellikle kadinlarin ne duruma düsecegini anlatmak.
Bunun için enerjiye ihtiyaç var. Akla ihtiyaç var. Stratejiye ihtiyaç var. Hepsinden önemlisi de elini gerçek anlamda tasin altina koyacak insanlara ihtiyaç var.
Esas tehlike laikligin anayasadan çikarilip çikarilmamasi degil.
Türkiye’yi kaybediyoruz. Farkinda misiniz?
—————————————————–
Internet Haber-28 Nisan
Levent Gültekin