Makale

Leyla Güven’in Kürdlügü, Berberoglu’nun Türklügü

Iki HDP’linin vekilliginin düsürülmesini; Kürdlerin, Kürdlügün asagilanmasi, anlamsizlastirilmasi olarak hissettirilmesi, degerlendirilmesi yersizdir. Bu anlayis, mecliste ve yerelde hep benzer durumlara düsmektedir. Bu kesintisiz ve kararli politika bölgeyi çift tarafli cendereye almistir. Sonuçta hep Kürdler ve cografya kaybetmektedir. Ne yazik ki, bazi Kürdler ve Kürd yapilari bu son süreçte de halen politik, örtük, çikarci, zarar getirici dil ve yaklasimi terk edememistir.

Leyla Güven tutuklandiginin ertesi günü ‘Bir Kürt kadini olarak halkimiza sözümdür. Kürt halki özgürlügü alincaya kadar mücadelenin her asamasinda var olacagim.’ dedi.

O halde Leyla Güven’in asagida yer alan eski birkaç açiklamasinda da Kürdlük arayalim; demokrasi savunuculugunu; kaynagi ne olursa olsun siddeti, ölümleri, yikimi, tutuklanmalari, sürgünleri durdurmaya çalisan kadin iradesi, direnci ve niyeti arayalim. DTK Es Baskani ve HDP Hakkari eski milletvekili Güven’in açlik grevi boyunca 9 Kürdün ölme nedenlerini ve ölenlere kadin iradesini, sefkatini arayalim.

’29’uncu isyanin adidir PKK. Kürtler neden 29 kez isyan etti? 29 isyanda hendek mi vardi? Kürtler haklarini talep ettigi buna savasla karsilik vermislerdir. Bugün kentlerde evler yakildi. Açik söylüyoruz; halkin iradesini sinamayin. Size Kobanê direnisini hatirlatiriz. 6-7 Ekim’de serhildani var. Nasil Kobanê’yi DAIS’e birakmadiysak, hiçbir kentimizi size birakmayacagiz.’ (26 Aralik 2016)

‘Ben siyasette PKK Lideri Abdullah Öcalan’in kadinin siyasette yer almasi perspektifinden esinlenerek aktif olarak yer aldim. Bugün Sayin Öcalan üzerindeki sadece bir kisiye degil, bir halka uygulaniyor. Tecrit bir insanlik suçudur. Ben de bu halkin bir parçasi olarak, Sayin Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek amaciyla süresiz-dönüsümsüz açlik grevi eylemine basliyorum.’ (7 Kasim 2018)

(Abdullah Öcalan’in “Açlik grevi ve ölüm oruçlari amacina ulasti, eylemlerin sonlandirilmasini bekliyorum” demesinin ardindan) Açlik grevini 200. gününde sonlandiran Güven: “Bu kolektif bir direnisti. Bu direnisle Türkiye halklari, Türkiye demokrasisi kazandi. Sayin Öcalan’in sesinin disariya çikmasi Türkiye’nin demokratiklesmesi, Ortadogu’nun barisi için çok önemliydi. Keske hiçbir kayip olmadan basarsaydik. Yüregimiz buruk ama gerçekten direnis kazandi, zindanlar kazandi.” (26 Mayis 2019)

‘Savasin sebebi HDP degildir. Savasi çikaran zihniyet Kürt sorununu çözümsüz birakan zihniyettir. Bu sürdügü sürece gerillaya katilim da olacak savas da olacak çatismalar da…’ (13 Eylül 2019)

HDP’nin (ve bu gelenegin), böyle açiklamalar yapan üyesi ya da üyeleri için iç inceleme baslatip baslatmadigini bilmiyorum. Her ikisinin de uluslararasi kabul görmedigi ve uzak duruldugu gerçegi ile Öcalan ve PKK’yi de bir kenara birakalim; örnegin bir CHP’li, AKP’yi ve liderini överse ve onu referans aldigini açiklarsa neler olur? Ya da, bir MHP’li, Iyi Partiyi ve liderini överse ve onu referans aldigini açiklarsa neler olur? Cografyamizin simdisinin ve geleceginin tuzaklanmasinin son bulmasini, bu tür sorulara verecegimiz yanitlar ve alacagimiz tutumlar belirleyecektir.

Açiklamalarina bakildiginda, HDP’li Leyla Güven’in ‘sivil demokrasi’ anlayisi yildan yila degismemistir. Bu birkaç açiklama dikkate alindiginda bile; Leyla Güven’in daha demokratik, yerinden yönetilen, elde edilen haklari degerlendiren ve güçlendiren, Kürd dilini yayginlastiran, geliri artan, gelir esitsizligi azalan, egitime erisimi artan, nitelikli egitimde esitsizligi azalan, huzurlu, çatismasiz, her alanda üretken, gelisen ve varlikli bir cografya talebini dile getirdigi için ceza verilmedigi açiktir. Çabalarinin Öcalan ve PKK’nin mesruiyetine ve rehberligine odaklandigi anlasilabilir zaten bunlari açik açik ve çogu kez kendisi söylüyor. Bunda yadirganacak bir durum yoktur. Bu, Leyla Güven’in kararidir, yasamidir ve bu pratigin getirdigi külfeti yillardir gögüslemektedir.

Güven’in yukaridaki açiklamalari ile son açiklamasinda yer alan ‘Kürt halki özgürlügü alincaya kadar mücadelenin her asamasinda var olacagim.’ cümlesi bagdasmamaktadir.

Itiraz ettigim nokta; her hangi bir sürecin sonuçlarina bakildiginda, tüm bu çevrenin ‘Kürdler için, statü için ve Kürdlerin gelecegi için de eziyet çektikleri, ‘bedel’ ödedikleri’ görüsüdür. Haklarin vekili Leyla Güven, Kürdlügü ya da Kürd haklarini, statüsünü savundugu için ceza almamistir. Sanki Kürdlügün temsil edilmesi ya da Kürdlük yüzünden cezalandirilmis gibi açiklamalar yapilmasi asilsizdir ve buna öncelikle Kürdler direnç göstermelidir çünkü bu oldukça hassas bir meseledir. Evet, bedel ödüyorlar ancak Kürdler için degil. Ve, isteyen istedigi politikayi yapmakta serbesttir.

Bir de statü meselesine deginmek için iki açiklamayi dikkate alalim:

DTK: ‘Daha yakin zaman önce Kürtler onuruna sahip çikmak ve degerlerini korumak için Rojava Kürdistan’inda 15 binin üzerinde gencecik insanini feda etti.’ (https://artigercek.com/haberler/dtk-kurtler-arasi-gerilim-asla-kabul-edilemez)

‘ABD ve Rusya, bölünmüs bir Suriye ve bölünmüs bir Irak istiyor. Fakat öyle bir bölünme ki, her kesimin sürekli teyakkuz içinde oldugu; kendisini korumak disinda hiçbir faaliyet yürütemeyecegi bir sistem. Herkesin birbirine düsman oldugu ama ayni zamanda ABD ve Rusya’ya muhtaç oldugu sürekli bir kriz hali.’ (https://yeniozgurpolitika.net/ulusal-birlik-mi-yoksa-uluslararasi-tasfiye-plani-mi/)

Sunu sormak gerekir mi: madem statü istenmiyor, Esad’in geçici olarak emanet ettigi Rojava’da 15 binin üzerinde Kürd gencini neden öldürtüldü? 6-8 Ekim’de sokaklarda Türkiye’den PYD’ye silah ve tibbi yardim istenirken; Roj pesmergeleri topraklarina sokulmazken, son nefes öncesinde KBY ve ABD imdada yetismisken; ’16 bine yakin Kürd gencinin’ Rojava’da nasil ve neden öldürtüldügünü Kürdlerin sorgulamamasi ayri bir problemdir? Ellerine bu kadar geçmis bu kadarini öldürtebilmisler. Daha fazla genç olsaydi, onlari da öldürtürlerdi.

Dahasi da var! Türkiye’yi (ve ardindan Ortadogu’yu) kurtarma iddiasi tasiyan ve Aralik 2015’te ilan edilen 14 maddelik özyönetim deklarasyonunda da bir kez bile Kürd kelimesi geçmiyordu (https://www.milliyet.com.tr/gundem/dtkdan-oz-yonetim-deklarasyonu-2170231). Ya da, statüyü artirma çabalari baslayinca buna da karsi çikiliyordu (https://www.kurdistan24.net/tr/news/f4b5dbc0-03cd-4797-82d0-944c98aabba2).

Yani Leyla Güven’in ‘Kürt halki özgürlügü alincaya kadar mücadelenin her asamasinda var olacagim.’ cümlesi için referansi nedir, vaad ettigi nedir, yöntemi nedir?

Baslik cümlesine geri dönelim. Enis Berberoglu’nun vekilligi ‘Türklügü’ yüzünden mi, Türk oldugu için mi düsürüldü? Elbette hayir! Berberoglu’nun vekilliginin Türklügü yüzünden düsürülmedigine eminsek, iki HDP’linin de vekilliklerinin Kürdlükleri yüzünden düsürülmedigine, yukaridaki alintilar sayesinde, eminiz. Demek ki ödenen bedeller Kürdlük ya da statü talebi yüzünden degil? Öyleyse ne?

Bir tweet: ‘Enis Berberoglu Koronavirüs salgini gerekçesiyle tahliye edildi. Dogru yapildi. Ayni darbede vekilligi düsürülen, Leyla Güven ve Musa Farisogullari neden tahliye edilmedi? Çünkü onlar Kürt! Çünkü onlar HDP’li! Türkiye’de HDP’liye, Kürde Düsman hukuku uygulanir.’

Kürdlerin haklarini savunduklari için degil, “silahli terör örgütüne üye olmakla” suçlanan Farisoglu 9, Güven 6 yil 3 ay hapis ceza almisti. Sadece Güven ve Farisoglu degil, Berberoglu da ayni gün tutuklandi. Denetimli serbestlikten yararlandirilmayan ya da yararlanmak istemeyen (geçerli nedeni bilmiyoruz) Leyla Güven kalan 2 ayini cezaevinde geçirecek. Berberoglu ile ayni haklara sahipseler, Berberoglu ev hapsindeyken Güven’in cezaevinde bulunmasi muhtemelen Güven’in karari olmalidir. Dogrusunun bilinmesi için, Güven’in avukatlari yakinda bu konuda da açiklama yapabilir. Bu belirsiz durumda bile, Kürdlügü öne sürmek Kürdlügü araçsallastirmaktir.

Vekilligi düsürülenler arasinda Berberoglu da olmasaydi, CHP’liler tipki dokunulmazliklarin kaldirildiginda oldugu gibi, muhtemelen HDP’lilerin vekilliginin düsürülmesi lehinde oy kullanacakti, hiç oy kullanmayacaklardi ya da sonuncu da oldugu gibi itiraz edeceklerdi. Berberoglu dahil edilmeseydi ne olurdu? Ya da, neden dahil edildigini kim bilebilir!

HDP’li vekillerin tutuklanmasinin ardindan Kiliçdaroglu ve Aksener HDP’li vekilleri anmadan sadece Berberoglu’na degindiler. Yenilerin ise akli daha farkli, bizim içlerimizden bir akildir ancak bu aklin Kürd cografyasinin normallesmesine kafa yordugu, inisiyatif alacagi ya da bunda diretecegi süphelidir. CHP ve Iyi Parti’nin sessiz kalmasinin nedeni yine Leyla Güven’in yukaridaki açiklamalari ve pratiginde sakli, yani hangi gerekçeyle ceza verildiginde sakli. Demek ki, Berberoglu CHP’ye özgü bir demokrasi için bedel öderken, Öcalan ve PKK’ye dair açiklamalari ve pratigi ile kendini ortaya koymus olan Güven bu degerlendirmenin disinda tutulmaktadir. ‘Muhalefet’ HDP’ye verecekleri destegin kendi demokrasi mücadelesi hanelerine yazilmayacagini; aksine, HDP’ye destek verirlerse kisa ve uzun vadede sorun yasayacaklarini düsündükleri için uzak duruyor olabilirler.

Ancak kimse ayni güvenli mesafeyi Kürdlere önermiyor, Kürdlerden beklemiyor. Çok az kisi Kürdleri bu çevreye karsi uyariyor. Aksine, Kürdler sokaga, eyleme davet ediliyor. ‘Sokaga çiktiginiz anda siz de silahli terör örgütüne üye olmakla suçlanabilirsiniz!’ denmiyor. Demiyorlar, demeyecekler çünkü planlari olanlar için kimi Kürdler nihayetinde siyasi denklemlerde kullanisli oy nesnesidir, araçtir. Bunun disinda kalmak isteyen Kürdler de özne olmayi basaramadigi yani ‘adiyla ve cografyasiyla’ kendini açikça temsil edemedigi sürece de asla özne olamayacaktir.

Kürdler için politika yapmak bu degildir, böyle degildir. Kürdler kendi alanlariyla, Öcalan ve PKK çevresinin zitligini görmeli, belirginlestirmeli, Kürdlügün ve statünün istismarina direnmeli ve bunda kararli olmalidir. Kürdler statü istemiyorsa bile, kavramlarin bu tür kullanimlarina karsi huzursuz olmalidir. Simdiki sürece özgür iradeleriyle destek verecek Kürdlerin de ‘Kürdlükleri yüzünden’ degil de, bu yazinin sonunda verilen yapilar ve yöntemleriyle suçlanabileceklerini bilmiyorlarsa, hatirlatmak gerekiyor. Öyle bir durumda Ingiliz hakimin Aidan James’e söyledigi cümlenin benzerini, Türk hakimler de kulanacak. Elbette bireyler kimi ne derece de destekleyip desteklemeyeceklerine dair kararlarinda ve tutumlarinda özgürdür.

Dili, dini, kültürü ne olursa olsun, cografyasinda yasayan bireylerimizin bir karar vermesi gerekiyor: 21. yüzyila denk bir yönetim ve yasam mi yaratmak istiyoruz, yoksa bizi 19. yüzyila hapseden, gerçeklikten kopmus bir hareketin ‘fedaisi’ mi olmak isteniyor?

Iradesini baskasina teslim etmis birinin kendi iradesinden ve dahasi, baskalarinin iradesini temsil ettiginden söz edilebilir mi?

Leyla Güven’i ve HDP’yi biraz da mütevazi bir parçasi olduklari ‘demokrasi güçlerinin ve halklarin’ savunmasini öneriyorum, Kürdlerin degil.

ANF’den;

YPS-YPS-JIN, bir aylik eylem bilançosunu açiklarken, “Hiçbir AKP-MHP çetesini Kürdistan’da barindirmayacagiz” dedi. (7 Haziran)

Komalên Ciwan Koordinasyonu, AKP-MHP fasizminin Kürtlerin varligini ve degerlerini hedef aldigina dikkat çekerek, “Ölümcül darbeyi vurmanin zamani” dedi. Koordinasyon, gençligi harekete geçmeye çagirdi. (6 Haziran)

Atesin Çocuklari Inisiyatifi, Izmir ve Bursa’da 2 fabrikayi atese verdi. (6 Haziran)

KCK Yürütme Konseyi Esbaskani Besê Hozat, Kürt kadin hareketinin, dünya kadin hareketlerinin ideolojik, felsefi ve örgütsel öncülügünü üstlendigini söyledi. (6 Haziran)

Demokratik Birlik Partisi (PYD), iki HDP’li ve bir CHP’linin vekilliklerinin düsürülmesini kinayarak, ‘Bu uygulamalar, Kürt halkinin sesinin kistirilmasi ve ardindan yok edilmesini amaçlamaktadir’ dedi. (5 Haziran)

Atesin Çocuklari Inisiyatifi Istanbul’da bir tramvay duragi ve elektrik sistemini atese verdiklerini bildirdi. (5 Haziran)

Avrupa’da faaliyet gösteren Alevi ve Kürt kurumlari, AKP-MHP’nin Meclis’teki darbesini kinadi, “Mesru direnis kullanilacaktir” mesaji verdi. (5 Haziran)

PAJK’li tutsaklar milletvekilligi düsürülerek tutuklanan HDP milletvekili Leyla Güven’in halklarin vekili oldugunu belirterek, demokrasi güçlerine birlikte mücadele çagrisi yapti. (5 Haziran)

Sur Sehitleri Intikâm Birimi, Amed’de bir bekçiyi cezalandirdi, bekçinin tabancasina da el koydu. Birim, “Her an ve yerde hedefimiz olacaklar” uyarisinda bulundu. (5 Haziran)

KON-MED, 6 Haziran’da Almanya’nin çesitli merkezlerinde düzenlenecek yürüyüs ve mitinglere katilim çagrisinda bulundu. (5 Haziran)

Meclis’teki darbeye karsi açiklama yapan TJK-E, Türk devletinin gasp, rehin alma ve tecavüz kültürüyle ayakta kaldigini vurguladi. TJK-E, direnis mesaji vererek, 6 Haziran’da düzenlenecek eylemlere çagirdi. (5 Haziran)

Sehit Salih Kandal Intikam Birimleri, Urfa’nin Ceylanpinar ilçesinde Tarim Isletmeleri Genel Müdürlügü’ne (TIGEM) ait bugday arazisi ile bir balya makinesini atese verdi. (5 Haziran)

‘HDP’li Güven ve Farisogullari ile CHP’li Berberoglu’nun vekilliklerinin düsürülmesine iliskin açiklama yapan KCDK-E Esbaskanlik Divani: ‘Her gün eylem, her gün Kürdistan eylemlerine güçlü katilalim.’ (04 Haziran 2020)

YPS, Amed Sur’da bir ‘ajani’ cezalandirdiklarini duyurarak, Türk devleti ile isbirligi yapanlari uyardi. (3 Haziran)

Atesin Çocuklari Inisiyatifi, Bandirma’da turistik bir Ahsap Kule ile Sakarya’da polis ve asker ailelerinin kaldigi üç katli bir binayi atese verdiklerini bildirdi. (2 Haziran)

YPS ve YPS-JIN: Hemen ve her yerde direnise! YPS ve YPS-JIN, Kürt halkinin büyük irkçi saldiri ve tehditler altinda olduguna dikkat çekti, her yerde direnise geçmeye çagirdi. Açiklamada, “En radikal yöntemlerle hesap soracagiz” mesaji verildi. (2 Haziran)

Ankara’da Baris Çakan adli Kürt gencinin katledilmesine iliskin açiklama yapan Atesin Çocuklari Inisiyatifi, “Kürtlerin her yerde intikam için ayaga kalkmasi zamanidir” dedi. (1 Haziran)

KCDK-E Esbaskanlik Divani, Ankara’da bir Kürt gencinin Kürtçe müzik dinledigi gerekçesiyle katledilmesi ve karakolda bir Kürt gencine iskence yapilmasini kinayarak, ‘soykirimci fasist Türk devletine karsi sokaklara’ çagirdi. (1 Haziran)

KCK Yürütme Konseyi Esbaskani Besê Hozat, demokratik muhalefetin sokaga ve meydanlara tasinmasi-tasmasi gerektigini; fasizme karsi mücadelenin sokakta/meydanlarda verilmesi gerektigini söyledi. (1 Haziran)

Kürdistan halkina ve Türkiye demokrasi güçlerine çagri yapan KONGRA-GEL, “Mücadele birligi ertelenemez ve hayati önemde. Bu çete ittifakini yikmak için her sey mesrudur” dedi. (31 Mayis)

Atesin Çocuklari Inisiyatifi Mayis ayi bilançosunu açikladi. Inisiyatif aralarinda fabrikalar, araçlar, tren gari, ATM’ler ve is merkezileri de olmak üzere onlarca yeri atese verdi. (31 Mayis)


Prof. Dr. Aziz Yagan
Dicle University, Z.G. Education Faculty,
21280-Diyarbakir/TURKEY

Aziz Yagan

Back to top button