Makale

Maddenin Sakimi Kanunu

Insan, beyinsel fonksiyonu nedeniyle, yaratiklarin en gelismis olanidir. Insanlar, dogada var olan bazi seylere müdahale etme, yönlendirme ve biçimlendirme gücüne sahiptirler. Ama bazi seyler var ki, bizim irademizin disinda ortaya çikar, gelisir ve neticelenirler. Bunlara ‘doganin kanunlari’ diyoruz.

Bu kanunlarin en önemlisi ‘Maddenin Sakimi Kanunudur.’ Bilim adamlari, bu kanunu su sekilde özetliyorlar. ‘Dünyada hiç bir sey yoktan var edilemez, var olan bir sey de yok edilemez.’

Bu kanunun mantigina itiraz edenler var elbette. Diyorlar ki, örnegin insan canli bir metebolizmadir. Dogar, büyür ve ölür, sonuçta ortadan yok olur. Yani, dünyada var olan bir sey, yok olmus olur.

Bilim adamlari da diyorlar ki, ‘Ölen bir insanin bedeni zamanla topraga karisir. Insan vücudunda var olan tüm maddeler önce topraga geçir. Sonra, toprak araciligiyle üzerindeki nebatlara geçer. Sonra bu nebatlari yiyen hayvanlarin etine ve sütüne geçer. Daha sonra bu eti yiyen, bu sütü içen insanlara geçer. Yani var olan sey eski haline döner. Ve bu döngü, sonsuza dek bu sekilde devam edip gider.’ Kisacasi, dogada var olan bu sey kaybolmaz.

Bunca laftan sonra esas konuya gelelim. Osmanli döneminde, Kürt de vardi, Kürdistan da. Osmanli padisahi Kanuni, Fransa kralina yazdigi mektupta söyle diyordu. ‘ Ben ki Trablusgarbin, Mekedonyanin, Fizanin, Arabistanin, Kürdistanin ….sultani falanca…’

TC’nin kurulus sürecinde de, Kürt ve Kürdistan vardi. Kemalistler o dönemde, Kürtlere söyle sesleniyorlardi. ‘Iki Müslüman halk olarak el ele verelim. Yabanci güzlerin elinde esir olan padisahimizi kurtaralim ve ortak bir devlet kuralim.’

Kürtler, Kemalistlerden gelen ortak devlet kurma teklifi kabul ettiler. TC’nin kurulmasina büyük bir destek sundular. Lozan Antlasmasinin kabulünden hemen sonra Kemalistler bu sefer ‘Kürt diye bir halk, Kürtçe diye bir dil yoktur.’ demeye basladilar. Yani 6oo yillik Osmanli döneminde var olan bir halk, birden bire yok oldu.

Maddenin Sakimi Kanununa göre Kürtler, Kemalistlerin yok denilmesi üzerine yok olmadilar. Kemalistlerin yok demesine karsin, Kürtler var olmaya devam ettiler.

Kürtler, bu red ve inkar politikasi nedeniyle, Kemalistlere karsi bas kaldirdilar, öldüler ve öldürdüler. Kisacasi Kemalistler yakin tarihe kadar, ‘Kürt yok’ demeye devam ettiler. Kürtler de ‘Ben varim’ diyerek, ulusal direnislerini sürdürdüler.

Yani anli sanli Türk büyükleri, yok diyerek Kürtleri yok edemediler. Bunun üzerine soldan çark edip yeniden ‘Kürt var.’ demek zorunda kaldilar. Ve sorunu çözme adina bir sürü abuk sabuk laflar ettiler, projeler yaptilar.

Türk devlet yöneticileri, ‘Kürt vardir-Kürt yoktur.’ arasinda ha bire gidip geliyorlar. ‘Kürt yoktur’ denilince Kürtlerin yok almadigini, biz var dedigimiz için de var olmadigini anlamakta zorlaniyorlar. Doga kanunlarina karsi çikarak, dogayi degistirecegini zanediyorlar.

Bazilari bu tür insanlara, geri zekali diyorlar. Bence bu laf, geri zekalilara hakarettir. Hangi geri zekali insan ‘Kürt yoktur.’ biçiminde bir laf söyleyebilir? Böyle bir lafi ancak beyni duygularinni arkasina itilmis, gözü kararmis, irkçilar, fasist fanetikler söyleyebilir.

Kürt sorunu günümüzde, demokrasinin bir ölçü birimi haline gelmis bulunuyor. Eger bir insan ‘Kürt vardir, Kürt sorunu vardir.’ diyorsa, o insan hümanisttir, demokrattir, çagdastir, insan haklari savunucusudur. Eger ‘Kürt diye bir halk, Kürdistan diye bir ülke yoktur.’ diyorsa, o insan gericidir, çagdisidir, irkçidir, fasisttir.

Çagdas geçinen solcularina, Müslümanlarina, Alevilere, Atatürkçülere, liberallere bir de bu gözle bakmamiz gerekiyor. Ne dersiniz?

Yilmaz Çamlibel

Back to top button