Memleketimde yasanan siddet olaylari da yanginlar da sistematiktir

Temmuz ayinda, on bes günlük bir memleket ziyaretinden sonra Almanya’daki evime döndüm.
Eh! tam oturmus gezi izlenimlerimi memlekette gördügüm doga güzelliklerini, memleketteki suskunluk ve degisim üzerine izlenimlerimi siz okuyucularimla paylasmak için bilgisayarin basina oturmustum ki, bu aylarda çikarilan sistematik yanginlar, tatile çikmamdan öncesi Bingöl’de çikarilan yanginlar, bu günlerde de Manavgat, Kozan, Mersin’in Aydincik, Bozyazi ilçeleri ile Osmani merkeze bagli Dereobasi ve Kadirli ilçelerindeki orman yanginlarinin ardinda Marmaris’te meydana gelen yanginlar. Mevsimsel rant mi? Tekniksel mi? Sistemsel rant mi? Yoksa ülke topraklarinda oynanan siyasal sistemin sistematik farkli oyunlarinin sahneye konacaginin sinyalleri miydi? Bu ates yeniden çikarilmaya basladi.
Yakilarak öldürülen doga ve içindeki canlilarin acisi atesi sönmeden, daha önce sokak ortasinda, tank ve tüfeklerle, mayinlarla, çocuklari gözleri önünde katledilenler simdi de, toplu olarak bir Kürt ailenin yedi bireyi, Konya Meram’da evlerinde öldürülüyor evleri atese veriliyor. Bu olaylarin benzerleri, daha geçmiste, farkli isimlerle, farkli tekniklerle, geçmiste yaz ve bahar aylarinda, egemenlerin, asker sehit edebiyati yaparak, halkin üzerindeki zulüm ve siddeti sürdürürken, saymakla bitmeyen aci benzer olaylar, bu topraklar üzerinde onlarca defa yasandi.
Fasist; kan ve siddetle beslenen siyasal sistemlerin beslendikleri yer; demokrasi, insan haklari, adalet, esitlik hak hukuk degildir. Onlarin beslendikleri yer, kan, siddet, öfke ve dumura ugratilmis insanliktan çikarilmis zihniyetlerin beslenerek, dinler, mezhepler, irklar, siniflar, cinsler arasindaki çikmazlari çogaltarak birbirlerine vurusturmaktir. Egemen zihniyet dün neydise bugünde ayni politikasini sistematik olarak sürdürüyor. Kimse kimseyi kandirmasin. Yüzyillardir cografyamizda sürdürülenler sadece isim ve tarih olarak degisik. Yasananlar yapilanlar hep ayni. Kana doymayan siyasal sistematik zihniyetin sürdürebilirligi içindir.
Biz kardes degiliz, kardesi kardese vurduran bir zihniyetle kardes olunmaz. Dogayi, kurdu kusu, börtü böcegiyle yakan, dagi tasi yakan, hazine adi altinda daglarimi yikayan, yerle bir eden, suyumu kirleten, bulandiranlar ve egemen zihniyet ve taseronlariyla kardes degildik, olmak da istemiyoruz. Kardeslik, bir aileyi cani cani yok etmekse, ormanimi yakmak, suyumu kurutmak ise, biz sizinle sizin taseronlarinizla kardes degildik. Kardes de olmak istemiyoruz. Düsün artik yakamizdan topragimizdan, çekin elinizi börtü böcegimin, topragimin, kardesimin, ailemin, bakir topraklarim üzerinden, duygulari sömürülen halkimizin, analarimizin üzerinden.
Egemen zihniyet, geçmiste kendi emrindeki taseronlari kullanarak, sokak ortasinda isledigi cinayetleri, tankla topla yakip yiktiklari yerlere, bugünün dünyasinda artik aileleri birbirine kirdirtmayi, kisisel, ailesel, örgütsel, mezhepsel çatismalar aklimiza gelemeyecek bin bir oyunla, ülkeyi yasanilmaz, halkin o renkli çok sesligini yok etmek için yüzyillardir ugrasiyor. Bu onlarin isi. Kandan, siddet, çatisma, farkliliklar zenginlik degil. Ölüm ve siddet yok etme gerekçeleri durumunda. Tüm bunlar ülkemizdeki, yer alti ve yer üstü zenginlikleri, topraklarimizdaki renkliliklerin tek renge, tek dile, tek irka, tek dine, ellerinde gelse tek cinse dönüstürme çabalaridir.
Peki bu tür olaylarin olacagina sessiz kalan, muhalif siyasi anlayislara ve onu büyüten kesimlere ne demeli? CHP’ye de kendini Kürt halkinin temsilcisi gören siyasi anlayislarin da tüm bu olup bitenlerde bu cinayetlerden sorumlu olduklaridir. Halkimizin artik bu parti ve oyunlardan kurtulmak istiyorlarsa, ne tekilci CHP’ye, ne de halkinin tek temsilcisiyim diyen zihniyetlere bel baglamasin. Ne de kendilerini sisteme pazarlayan seyh, dedelere artik dur desinler. Onlardan uzak kalmadiklari taktirde. Sistematik kötü kokularin çikmasina, kanli ve ayrismalarin olacagi bundan da bir kez daha halkimizin zarar göreceginin sinyalleri oldukça çoktur. Devekusu misali, baslar kuma gömülmüs. Ne acidir ki, üç maymun oynayan tabakalar olusmaya devam edecektir.
Iki hafta memleket gezisine çikmistim. Ilk çikis hedefim, bir hafta dogdugum topraklari kizkardeslerimi ziyaret etmek. Suyunu içip, bol oksijenli havasini soluduktan sonra, besgünlük bir Dersim de HAK-PAR’li onbes kisilik bir kadin grubuyla bir araya gelerek hem ülke, kadin ve partimizin kadin çalismalari vb konulari yüz yüze konusup, çözüm önerilerimizi birbirimizle paylastiktan sonra, Hardê Dewres’te kabirleri bulunan yakin dönemde aramizdan ayrilan, Hidir Mak abimi, Pirim Mehmet Ali Akagündüz’ü kabirlerini ziyaret etmekti. Kabirleri basinda yakacagim mumlari artik Karêr’in daglarindaki kutsal mekanlarda onlar adina yaktim. Ne yazik ki, Pandemi nedeniyle, Dersim’e gidecegimiz zaman dilimi içinde, valilik 30 günlük bir yasakla tüm etkinlik ve toplantilari iptal ettirince Dersim’e gidemedim. Gezi izlenimlerimi ayrica yazacagim için burada sadece kisaca bu pargrafta anlatiklarimla yitiniyorum simdilik.
Degerli okuyucularim; memleket memleket olmaktan çikmis, Texas’tamiydik. Nasil bir siddet, susturulmusluk cenderesi içine sikistirilmis insanlar, lanet okumak, bir basin açiklamasi yapmak ya da bir yazi yazmak yasanan acilari dindirmeyecek tamamiyle. Bu bir damla misali, yeterli olmasa da, siddetin ve öfkenin desifre edilmesi açisindan bu olaylarin temeline inmenin duyarli insanlarin, sivil toplum örgütlerin, siyasi partilerin derinlerde gelen kötü kokularin ve siddet cenderesinin sesi olmaya elbette devam etmeli.
Konya’nin , Meram ilçesinde , Kürt aileye düzenlenen silahli saldirida 7 kisi yasamini yitirdi. Saldirganlar evi de atese verdi. Cümlesini yazmak içimizi yakti bir kez daha. Orman yanginlari nefesimiz olan dogayi bir taraftan yakarken, bir taraftan da, öfke, çatismaci zeminler araciligiyla, halkimiz üzerindeki zulmü sürdürenler biçak bilemeyi sürdürdü, hiç bir zaman durdurmadilar. Derinden derinden, bilinçli ve sistematik olarak tarihler boyunca, kin, nefret, ikirciklikle, irkçi söylemlerini sürdürecek, zeminler ve kurumlar yarattilar. Geçmiste, bunu silahli güçler araciligiyla yaparken bunu simdi daha masumane göstererek, kimi okumuslar’ kimi muhtarlar,’ korucular, halkimiz arasinda ulusal duygulari, dini, mezhepsel, duygularin hala yogun oldugu direngen yerlerde. Egemen sistemin hizmetkarlarinin oldugunu görmek mümkündür.
Bu yanginlar, siddet olaylarin sekli degisiyor. Bu tür olaylarin olacaginin sinyalleri topluma bakildiginda görülüyor. Insanlar Pandemi’nin içine sikistirilmis görünse de, ülkedeki egemenler kendi hükümdarligini sürdürmek için, on yillar sonra olabilecek projelerini yürürlüge koyacaga benzemiyor. Tam da yürürlüge koymus durumda. Bunu bu yil bir kaç ili ilçeyi dolasinca, biraz halkin söylemlerine sözlerine kulak verince, olabilecekleri görmek mümkündü.
Bu yilki yaz tatilimde, dogdugum topraklari, çobanlik, berivanlik yaptigim kutsal topraklarimi dolastim. Ancak o memleketteki doga tüm zulüm ve olumsuzluklara ragmen yeniden canlanmisti. Mus ovasi memleketin nasil oldugunu gözler önüne seriyordu. Sakiro’nun o klamlari niye yaktigini çok daha iyi anladim. Hayran kaldim. Yedisu, Çat, Hinis, istikametindeki Erzurum daglari, derin vadiler. O çorak gibi daglarin arasina yerlesmis asfalt yollar bosuna yapilmamisti.
Korkunç bir asimilasyon ve tam olarak tekeline alinmis bir sistematik propaganda halkimizin birçogunu duyarli bilinçli yurtseverler disinda. Tamamiyle sistemin içine çekildiklerini, daha çok suskunlastiklarini görmek mümkündü.
Devlet kredileri, tarim ve deprem destegi amaçli, köy evlerinin köy arazilerinin devlet hazinesi adi altinda köylülere yeniden satilmasi. Metrepollerde asimile olmus insanlar, yeni edindikleri aliskanliklarla, köylerine akin etmeye baslamasini çok da hayra alemet olarak görmedim. Bunlarin her biri mahsumane degil, bilinçli özendirilmis, topraklarimizin ve halkimizin bir baska türlü ele geçirme ve asimile etmenin haberleridir. Yakin dönemde, ele geçirilen ve sosyal, siyasal tabani degistirilmis sehirlerimizden sonra, simdi de, en bakir olan topraklar ve köylerimize yöneldiklerini bu barbarlarin duyarli tüm parti, kurum ve aydinlarin dikkatine çekmek isterim. Büyük ve bilinçli bir satis yapiliyor mezopotamya topraklari üzerinde. Topraklarimiza halkima yapilan hizmet, onlarin en dogal hakki. Yol, elektriki, su, modren tarim, fabrikalarin açilmasi. Modern yollar. Modern evlerin yapilmaya tesvik edilmesi. Daha önce, yaptiklarini bu yeni yüzyilda da on yirmi yil içinde yapacaklarinin sinyalleri çok var. Topraklar satiliyor. Yer altini yer üstü kaynaklari halkin hizmetine sunulurken. Devlet halki da eline aliyor. Genci yaslisi, dedesi, seyhi ile…sesimi duyuyormusunuz?
Yine daha önce yüzyillardir o topraklara sahip olan yerli halktan insanlarin, topraklarini çok ucuza satmalari ayri dikkat çekici baska bir nokta. Ileriki zamanlarda baska köy ve sehirlerden baska halklardan insanlarin oralara yerlestirilecegi ve devlet hazinesinde gösterilen köylerinizi baska yerlerden getirilmis insanlarin yerlestirecegi ihtimali konusulunca asimilasyon ve cografik ve beseri degisimin neler olacagi, ne tür kargasalarin yakin dönemde çikarilacagin habercileriydi.
Sistemin hizmetinde olan köy ve mezra yollarinin suyunun hatta tarim ve hayvancilik konusunda desteklenmesi, ormanin yüksek daglarinin eteginde kurulan modern korucu evleri. Kapisina kadar getirilmis su, elektrik, inekler hayvanciliga ne kadari o cografyada yasayanlara hizmettir, taktiri siz duyarli okuyuculara birakiyorum.
Yillarca sistematik olarak yakilan köylerin yaylalarimizin yerinde ancak harabeden kalma taslari görmek. Ama o yikilmis yakilmis terkedilmek zorunda, göçe metropollere ve diasporalara gidenlerin yerini, sistemle uyumlu hale gelmis, direk korucu degil. Ama daha önce onlarca yayla evlerinin yerini bir aile almis durumda. Kimse buna sesini çikarmiyor. Onlarca yüzlerce hayvanin kuzunun otladigi meralar simdi yüzü geçmeyecek bir hayvan sürüsüne birakilmis. Buna ragmen, köyde yasayanlar arasindaki ayrismalar daha da artmis düzeyde.
Üç bes keçi ve koyunla yetinen ve buna ragmen yüzlerce hayvana ve aileye ev sahipligi yapip doyuran topraklarda ne saril saril akan sular, ne yüzlerce dönüm binlerce dönüm araziler yüz hayvana ve onlarca insana yetmeyecek hale gelmis. Önceleri hayvancilik yapan genç ve orta yas köy halki sehirde karin tokluguna, çocuklarini okutacak diye, hayvancilik ve kendi topraklarina meralarina sahip çikmak yerine gidip temizlik yapmayi seçmesinde devlet eliyle, köylerini terk edip, sehirlere göç etmis, emekli insanlarin dönmesine özendirilmesini, Toki evlerinin yapilmasi projeleri bu asimilasyon ve siddet olaylarina hazirlik degil de nedir?
Tüm bunlarin sebepsiz olmadigini, bunlarin tümünün sistematik olarak yapildigini, önce hayvancilik ve tarim bölgesi olan yerleri yakip yikan egemenler, hayvanciligimizin, tarimimizin, kültürümüzün, daglarimizin, ziyaretlerimizin topraklarimizin asimilasyonuna ortak olanlarin memleketimizden çikiyor olmasi içler acisi.
Halka hizmet ediyorum, halkin yanindayim diyen partinin esamisi okunmuyor. Sadece birebir sohbetlerde isimler geçiyor. Dinin etkisinde olan kesimler sistemin etkisinde Islami’ kesimin hizmetinde veya Hizbullah’in etkisini özellikle Sünni köylerde görmek mümkündür. Özellikle, Bingöl, Hamamlardan çikip Karliova’ya giden yol üstündeki köylerdeki devasa camiler sistem ve ona muhalif dindar’ kesimlerin neye çalistiklarini görmemek mümkün degil. Örnegin, Bingöl havalimaninda karsilastigim manzaraya bakinca, ben Iran molla rejimindeki bir ülkede miyim.?Yoksa laik diye geçinen bir ülkenin sehrinde miyim diye düsünmeden edemedim.
Yedisu tarafindan dag köylerinden asagiya inince, kimi köylerde daglar tepeler hazine avcilari tarafindan yikaniyor. Yerli halk bu kazilar, niye yapiliyor, ne araniyor diye çok da haberdar degil. Peri suyuna akan çamurlu suda ne var? Ya bir mikrop zehirli bir madde tasiyorsa o arama sirasinda yikanan daglardan zehir mi mikrop mu sularimiza sürülüyor ihtimalini düsünmeden edemedim. On yillar sonra sularda tarima özendirilen halkin ekinlerinde hastaliklar çikma olasiligini düsünmek bakir verimli topraklari bir yarim yüzyil sonrasinda düsününce ürkmemek elde degil.
Kendi dedelerimin kutsal degerlerinin kimi seyitlerin eliyle Türk Islam sentezi içinde nasil eritildigini ve dedelerimizin korudugu kurdugu Tekiya’nin (kutsal mekan) nasilda sisteme yanastirilma çabasi içinde olanlari görmek. Alevi cemaatinin en azindan bir cenaze töreninde karsilastigim kendi kültürümüzden uzak defin islemi Karêrli duyarli halktan nasil tepki aldigina taniklik etmek umut vericiydi. Atalarimizin, inançlarimizin özellikle ziyaretlerimizin isimlerinin söylenmesi yerine, Ziyaretleri sehitlik diye “Seyit” tarafindan tarif edilmesi tanimlanmasi. Gûlbengle, deyislerle defin edilen ölülerimizin zorla, dayatmayla dönüstürülmeye çalistiklari yapilan Arapça dualari okunmasi Karêrdeki Alevi Kürtlere dayatilmasi bu asimilasyonun ne kadar derin ve bilinçli yapildigidir. Ancak, yapilanlara, yanlisliklara ses çikaranlarin olmasina ragmen birçok insan artik gerek inanç, gerek ulusal, mezhepsel çikarlarini korumak adina, kendi bireysel çikarlarini düsünen ve bundan nemalanan kesimleri, taht adina birçok degerin pazarlandigini memlekette görmek oldukça can aciticiydi.
Memleketimiz Konya’da bir aileye yasatilanlarin sinyalleri, topraklarimizin en ücra köselerinde kendini hissettiriyor. Devasa evler, niye yapildi. Daha modern ve rahat yasamak için degil miydi? On yüz hayvani bölüsen aileler, simdi iki koyunu paylasamaz, iki dönüm toprak için kardesler, aileler, asiretler birbirlerine düsürülmesi masumane degil. Sistematiktir.
Memleketimizde yasananlar, geçmiste yüzyillardir yasatilan yasananlarin bir baska versiyonudur. Buna dur demek içinde, ulusal çikarlarimizi koruyan kurum, lider ve partinin bu parti de su an Hak ve Özgürlükler Partisi’nin yaninda yer almak onun güçlenmesine yardimci olmak, yani sira; örgütlü olarak mücadele etmek ve bu talan, zulüm ve katliamlara karsi durusta, ortak olmak, bir olmaktan geçiyor. Bunun imi cimi kalmamistir. Birlikte hareket edilmez ise, bunun vebali tüm herkesin olacaktir.
31 temmuz 2021
Necla Çamlibel