Mizmizlanan, mirildanan Islamcilara
Dikkat: Asil sözümü son bölümde söyledim.
Yazi biraz uzun o yüzden ilk yarisini okuyup ‘Vay, Levent de iyi çakmis’ veya ‘Levent bizi haslamis’ filan demeyin sakin
***
Uzun yillar AK Parti iktidarina destek olmus, onun yaninda durmus kimi muhafazakar- Islamci yazarlar arasinda giderek artan bir huzursuzluk var.
Bu huzursuzluklarini köse yazilarinda, kapali ortamlarda, mirildanma, mizmizlanma, yakinma, sizlanma seklinde disa vuruyorlar.
Mealen söyle diyorlar: ‘Ne oldu bize’, ‘Hani nerede Müslüman ahlaki’, ‘Sinavi kaybettik’, ‘Paraya, makama teslim olduk’,’Davadan uzaklastik’, ‘Çürüyoruz’, ‘Ahlaki üstünlügümüzü yitirdik’, ‘Böyle mi olacaktik?’
Belli ki durumdan pek memnun degiller.
Fakat bu memnuniyetsizlik net bir tavra dönüsmüyor.
Çocukça sizlanma, çaresizce mirildanma, ürkekçe geveleme
Sahici muhasebe yok. Olup bitenin nedenleri üzerinde saglikli analiz yok. Özür, hesaplasma, yenilenme yok.
Sikayet ettikleri tablonun sorumlulariyla aralarina net mesafe koymak da yok.
Hiçbiri istifa etmiyor mesela.
Açikça ‘Ben bu iste yokum’, ‘Buraya kadar’, ‘Elveda’diyemiyorlar.
Tek yaptiklari yukarida da dedigim gibi mizmizlanma, yakinma, aglama, sizlanma ve sonrasinda da hiçbir sey olmamis gibi yollarina devam etme.
Bu arkadaslara birkaç soru, birkaç da önerim var.
Sorularim:
Bugün sikayet ettiginiz ahlaki yozlasma, makama ve paraya teslim olma, iktidarin sebep oldugu çürüme, hakki, hukuku, adaleti hiçe sayan yönetim anlayisi
Bütün bunlar bir gecede olmadi.
Sanki sabah kalktik ortada büyük yikim var! Birdenbire her sey çürümüs, yozlasma bir günde yasanmis siz de bunu yeni fark etmissiniz gibi yazip konusuyorsunuz.
Öyle mi gerçekten?
Bir anda mi fark ettiniz ahlaki üstünlügü kaybettiginizi? Sikayet ettiginiz çürüme bir günde mi oldu?
Davayi kaybetmeniz, paraya, makama teslim olmaniz, lükse satafata cevaz vermeniz, fütursuzluga eyvallah etmeniz
Ülkenin demokrasiden uzaklasip otoriterlige kaymasi, bagimsiz medyanin yok edilmesi, adalet mekanizmasinin çöküsü, adam kayirmanin had safhaya varmasi, egitimin çökmesi, yoksullugun artmasi, isçi haklarinin gözetilmemesi
Tüm bunlar ani gelismeler mi?
Bütün bunlar olurken siz nerede duruyor, ne yapiyordunuz? Bir hatirlayin bakalim.
AK Parti 16 yildir iktidarda. 16 yil boyunca bu iktidarin yaninda durdunuz.
Iktidarin her sözünü, her eylemini, her yanlisini ‘aman davaya zarar gelmesin’ saçmaligi ile desteklediniz.
Bugün sizin sikayet ettiginiz konulari 10 yildir yazan, uyaran, ‘Yapmayin, etmeyin, isler kötüye gidiyor’ diyen benim gibi herkesi ‘Erdogan düsmani’ yaftasiyla degersizlestirdiniz.
Gazetecilerin susturulmasina, medyanin bütünüyle bitirilmesine yazilarinizla, konusmalarinizla araci oldunuz. Kiminiz iktidar adina yayin yönetmenlerini arayip ‘Tayyip Bey filandan çok rahatsiz’ diyerek insanlarin ekmegi ile oynadi.
Sekiz yil önce ‘Ülke otoriterlige kayiyor’ diye uyaran yazarlara, aydinlara ‘Darbeci’ dediniz.
Iktidara ‘Gözünün üstünde kasin var’ diyen herkesi düsman ilan ettiniz.
Simdi bütün bu yaptiklariniz sonucunda ortaya çikan tablodan sikayet ediyorsunuz.
Niye bugün? Ne oldu? Ne degisti?
Gidisati mi göremediniz? Göremediyseniz siz nasil yazarsiniz, aydinsiniz?
Görüp de dava uguruna bütün bu pisliklere ortak olduysaniz Sizin nasil ahlak anlayisiniz var?
Mesela, Berkin Elvan’in annesi yuhalatilirken, Soma’da isçi tokatlanirken, çocuk tecavüzlerinin üstü örtülürken niçin sustunuz?
Gezi’de bu ülkenin tertemiz çocuklarinin itirazini ‘Üst aklin operasyonu’ diye topluma yutturan siz degil miydiniz? Simdi neden kalkmis büyük piskinlikle ‘Her sey de üst akla baglanmaz ki canim’ diye yazilar yaziyorsunuz.
Kabatas yalaniyla toplum ayristirilirken o yalanin en büyük savunuculari siz degil miydiniz?
Lagim patlamis gibi yolsuzluk iddialari ortaya döküldügünde neden sesinizi yükseltmediniz?
Birakin sesinizi yükseltmeyi köselerinizden, TV ekranlarindan büyük piskinlikle bu yolsuzluklari olmamis gibi göstermeye çalistiniz. Neden?
Ülke adim adim otoriterlige giderken o yapiya niçin tas tasidiniz? Simdi niçin sikayet ediyorsunuz?
Bugün sikayet ettiginiz adaletsizlikler, haksizliklar, hukuksuzluklar, lüks satafat düskünlügü ve nihayetinde ortaya çikan çürüme yayginlasirken, siz bozuk degirmene su tasimakla mesguldünüz.
Simdi kalkmis bütün sorumluluk baskasindaymis gibi ‘Ahlaki üstünlügümüzü kaybettik, çürüdük, böyle mi olacaktik’ diye yazilar yaziyorsunuz.
Kim çürüttü sizi?
Bugün ülkedeki sikayet ettiginiz tablonun sorumlusu kim? Ne oldu da böyle oldu?
Neleri yaptiniz, neleri yapmadiniz?
Açik olan su ki
Sorumlulugun önemli kismi sizde.
Muhafazakar kesimde çürüme varsa, bu sizin çürümeniz.
Ahlaki yozlasma varsa, kaynagi sizsiniz.
Ülke yikimin esigine gelmisse o yikimda sizin vurdugunuz darbelerin etkisi var.
Bütün suç baskasindaymis gibi yazmak, konusmak yazara, aydina yakisiyor mu?
Kendi kusurunu görmemek, aradan siyrilmak, bilmezden, anlamazdan gelmek?
AK Parti’nin seçmenleri size bakti, sizin yazdiklariniza bakti, sizin taraftarliginizla, referansinizla, tesvikinizle bu çürümenin parçasi oldu.
Simdi utanmadan dindar mahalleye uyarilar yapiyor ‘Davayi kaybettik’ diye mahalleye ahlak dersi vermeye kalkiyorsunuz.
Üstelik tek özrünüz yok. Özelestiriniz yok.
Tertemiz, sütten çikmis ak kasiklarsiniz, ondan mi özür dilemiyorsunuz?
Tüm sorumlulugu baskasina attiginizin farkinda degil misiniz?
Bu ‘ne sis yansin, ne kebap’, hatta ‘muhafazakar iktidarin nimetlerinden faydalanayim ama muhalifler de beni sevsin’hesabi gülünç, farkinda misiniz?
Karniniz tok, sirtiniz pek, keseniz dolu, üstüne fedakar aydin pozu veriyorsunuz.
Kendinizle, yaptiklarinizla toplum önünde sahici hesaplasmaniz yok.
O günlerde niçin öyleydiniz, bugün niçin böyle düsünüyorsunuz? Bu durumunuzu izah etmek gibi olgunlugunuz da yok.
Hem ülkeyi bu hale getiren yöneticilerin yaninda durup hem de durumdan sikayet ediyorsunuz.
‘Ben bu iste yokum’ deyip bu tablonun sorumlusu iktidarla baginizi koparmaya cesaret bile edemiyorsunuz.
Net tavir içermeyen gevelemeler, mizmizlanmalar bu düzenin devamina katki sagliyor, göremiyor musunuz?
Unutmayin, hem iktidarin avantalarini alip hem de milletin gönlünü kazanamazsiniz.
Ancak üç bes safdil genci, yoksulu kandirirsiniz.
Sizin isiniz bu muydu?
Insanlari kandirmak, yalan söylemek, kivirtmak, görmezden gelmek, bilmezden gelmek, sasirmis gibi yapmak miydi?
Siz bu dönemin yalanci sahitleri misiniz?
Peki ne öneriyorum?
Hepiniz üç kurus almak için kötülüklerin ortagi oldunuz. Sonuçta da hem savundugunuz degerler büyük yara aldi hem de ülke.
Ne dindar mahallede sözünüzün etkisi kaldi ne de muhalif kesimde.
Daha dogrusu topluma, ülkeye söyleyecek sözünüz kalmadi.
Savundugunuz felsefe, görüs iflas etti.
Bütün bunlardan ders çikarmaniz gerekiyor.
Yeni söz bulmaniz gerekiyor.
Yeni anlayis gelistirmeniz gerekiyor.
Sözünüzün etkili olmasi için açik net özür dilemeniz gerekiyor.
Cesur olun. Kendi kusurunuzu görün ve bunu ifade edin.
Hem kendinizle hem de bugüne kadar savundugunuz fikirlerle toplum önünde hesaplasmaniz gerekiyor.
Hangi mantikla, hangi anlayisla ülkeyi bu hale getiren yanlislarin ortagi oldugunuzu açik, net, sarih sekilde ortaya koymaniz gerekiyor.
Dahasi ülkeyi yikimin esigine getiren, ‘Dava’ dediginiz o saçmaligi masaya yatirmaniz gerekiyor.
Sikayet ettiginiz ahlaki yozlasmaya neyin kaynaklik ettigi üzerine kafa yormaniz ve tüm bunlardan yeni anlayis üretmeniz gerekiyor.
Inancin ideolojiye dönüstügünde ahlaki da çürüten bir isleve büründügünü kabul etmeniz gerekiyor.
Inancin bireysel tercih oldugunu kabul edip bütün topluma devlet eliyle giydirmeye çalismaktan vazgeçmeniz gerekiyor.
Dava dediginiz seyin sahtecilikten, ikiyüzlülükten baska bir sey olmadigini kabul etmeniz gerekiyor.
Dindarlardaki bu ahlaki yozlasmanin esas kaynagina inmeniz gerekiyor.
Dindarligin ahlaki üstünlük saglamadigini artik görmeniz gerekiyor.
Din insana ahlak vermezmis, bunu hepimiz gördük, siz de kabul etmelisiniz artik.
Din, ahlakli kilsaydi zaten ‘Çürüyoruz’, ‘Ne oldu bize böyle’ tür sizlanmalari yapmak zorunda kalmazdiniz.
Bütün bunlar olmamis gibi laf gevelemeyle bu ülkeye yarar saglayamazsiniz.
Gençlere örnek olamazsiniz. Onlarin yasamina, gelecegine katki sunamazsiniz.
Korkmayin. Çikin mahallelerinizden disari.
Dostça söylüyorum, ben hapsoldugum mahalleden çiktigim için aç kalmadim, susuz kalmadim, ölmedim tam tersine daha saglikli bir anlayisa kavustum.
Neticesinde de toplumun bütün kesimleri ile konusabilen, dertlesen, ortaklasan, ülke yarari için ayrim gözetmeden ele ele verebilen biri oldum.
Siz de gelin.
Hepimizin mahallelerimizden çikip bu ülkenin evladi olma ortak paydasinda, evrensel degerler çerçevesinde bulusmamiz gerekiyor.
Çünkü hepimiz ülkemizin iyiligini istiyoruz.
Evet, dogru anladiniz, sizden de tümüyle ümidimi kesmis degilim.
Barismak zorundayiz.
Hepimiz bu ülkede dostça, kardesçe, özgürce, saygin, dürüst, mutlu, huzurlu bir yasam sürelim diye çirpiniyoruz.
Bu çabaya ortak olmak, katki vermek istiyorsaniz önce kendinizle, geçmisinizle, yaptiklarinizla hesaplasin ki size güven duyulsun.
Inanci ideolojiye dönüstürmekten vazgeçmek, yani bütün topluma o inanç elbisesi giydirmeye çalismaktan vazgeçmek, inançtan vazgeçmek demek degildir.
Olgunlukla, özgüvenle yeni anlayis gelistirin.
Cumhuriyet felsefesinin, demokrasinin, özgürlüklerin, bagimsiz yarginin, bagimsiz medyanin ülkemiz için ne kadar kiymetli oldugunu anladiniz iste. Bunlari yok edenlere karsi açik tavir alin.
Korkmayin, cesur olun ve gerçekleri söyleyin.
‘Dava’ saçmaligini artik bir tarafa birakin.
Hepimizin tek davasi var: Bu ülkeyi yasanabilir kilmak. Yani özgürlük, esitlik, adalet gibi evrensel degerlerin etkin oldugu saygin bir ülke yapmak.
Dürüstlügün, sayginligin, nezaketin yürürlükte oldugu, dünyanin saygin ülkeleri arasinda yerimizi almak.
Neyse, yaziyi fazla uzattim.
Demek istedigim, ülkemiz vahim durumda.
Herk kesimden aydina, yazara, akademisyene, akli basinda herkese ihtiyaç var.
Ülkeye yararli olmak için ise kendimizden baslamamiz gerekiyor.
Hatalarimizdan ders çikarmamiz, yanlislarimizi görmemiz, bu yanlislarimizla hesaplasmamiz gerekiyor.
Bunlari yapmadan sonra hiçbir sözün yarari, anlami yok.
Mirildanarak ne dindar kesime faydaniz dokunur, ne de ülkeye.
Maksadim, size hakaret etmek, içinde bulundugunuz acikli durumu firsat bilip size ‘sallamak’ degil.
Maksadim, bana ettiginiz hakaretlerin, attiginiz iftiralarin intikamini almak hiç degil.
Maksadim sizi barisçi, özgürlükçü, çogulcu, sahici zemine davet etmek.
Buyurun, gelin artik.
Çok üzdünüz, çok kizdirdiniz
Fakat ülkemiz için barismak, el ele vermek ve hakiki isler yapmak mecburiyetindeyiz.
———————————————————–
Diken-1 Ekim 2018
Levent Gültekin
