Makale

Murat BELGE

Sol politika, insanlarin ‘özgür ve esit’ yasadigi bir dünya düzeni vaat eder. Insanlar hem özgür, hem de esit olabilmeli, onlara bu imkanlari kazandiran düzen de büyük zorluklara düsmeden kendini yeniden üretebilmelidir. Yani ayni zamanda ‘etkili’ bir düzen olmalidir. Bu, söylendigi kadar kolay bir is degil. Nitekim denendi ve aradan geçen bunca yildan (ve bunca çarpici olaydan) sonra, bugün dünyanin durumuna baktigimizda solun tarihinin pek parlak geçmedigini görüyoruz.

‘Esitlik’ zor çünkü insanlar esit dogmuyor. Dogan her çocugun ayni maddi imkanlar ortamina dogmadigini söylemiyorum. Bu böyle ve süphesiz böyle olmasi önemli. Ama insanlar sadece ‘aile serveti’ degil, sonuçta ‘DNA’ düzeyinde de esit dogmuyor. Ve herkes Tolstoy okuyup Brahms dinleyerek yasamiyor çünkü öyle yasamaktan hoslanmiyor. Dünyada dâhiler var, yiginla akil fukarasi da var. Maddi düzeyde daha adil davranabilsek, insanlarin bu gibi alanlarda da daha geliskin olabilmesinin yolunu genisletebiliriz — ama bir yere kadar.

Bazi alanlarda esitlik daha erisilebilir kilinabilir. En basta akla ‘hukuk’ geliyor. Örnegin yasa, herkesin karsisinda esit olmali. Iyi, ama herkes yasa karsisinda esit degil. Her gün bunun bir yigin örnegini gözlemleyebiliriz. Ama geregi gibi uygulandigini da gözlemleyebiliriz. Içinde yer aldigi toplulugun demokratik gelenegine, terbiyesine göre degisebilen dereceleri var.

Sosyalist bir rejim gelirleri esitlemek konusunda da bugün oldugundan daha etkili davranabilir. Rusya’da sosyalizm bir devrimle kuruldugu için Bolsevikler bu gibi konularda daha radikal bir yol tutturmus ve herkesin isvereninin devlet oldugu bir düzende insanlar arasindaki gelir farklarini azaltmisti. Ama bu ne kadar sürdü, bilmiyorum. ‘Katkisi kadar, ihtiyaci kadar’ v.b. tartismalari sürdü ama aranin yeniden açildigini tahmin ediyorum. Gene de, ne olursa olsun, kapitalist ülkelerdeki kadar büyük farklar olusmadigini saniyorum. Bu ‘sosyalizm’ biçiminde ayricaliklar da daha az ‘nakdi’ idi herhalde.

Ama ‘esitlikçi bir toplum’ olusturmakta Sovyetler, Çin, Küba ve geri kalan sosyalist ülkeler herhalde ‘özgür bir toplum’ olusturmaktaki ‘basarilarinin’ ötesine geçmislerdir. Bu da bir marifet degil çünkü bu alanda ‘basari’ diye bir seyden söz etmenin pek imkani yok.

Böyle olmasinin nihai açiklamasi, bence, daha önce de bu yazilarda tartistigim gibi, sosyalistlerin ‘ögreti’ konusunu ele alma tarzlarina bagli. Elde ‘Marksizm’ gibi gerçekten dahiyane bir teori var. Bu, bir yandan toplumda ne oldugunu daha iyi kavramamizi sagliyor, hem de gelecekte nasil bir toplumda yasamamizin iyi olacagina dair imrendirici bir hedef gösteriyor. ‘Sosyalist toplum’ olmus sosyo-ekonomik formasyonlar, bunu Marksizm düsüncesi sayesinde basardiklarina kesinlikle inaniyorlar. Böyle olmasi, bundan böyle ne yapmalari gerektigini de gösteriyor. Bunun öyle tartisilmasina falan gerek yok. ‘Tartisacagiz’ diye vakit kaybetmenin de anlami yok. Bir an önce harekete geçmek ve sosyalist toplumu kurmak gerek. ‘Marksizm’i’ tartismak degil, ‘iyi ögrenmek’ durumundayiz. Bunu basarmis olanlar zaten ‘parti’ üyeleri. Ülke, onlarin emin ellerinde, sosyalizme yönelecek. Mesele çikaran olursa, o da susturulacak.

Iyi de, ‘susturmak’ deyince, sosyalizmin öbür ‘onsuz olmaz’i, ‘özgürlük’ ne olacak? Bunu soran da çikacaktir herhalde.

‘Bak, yoldas, herkes özgür olacak, elbette. Ama senin anlaman gereken bazi seyler var. ‘Özgürlük’ deyince, aklina burjuva liberalizminin soyut ve saçma sapan özgürlügü gelmesin. Biz bütün insanligi yeniden tanimliyoruz. Özgürlük sosyalizme ulastigimiz zaman özgürlük olur. Sosyalizme ulasmak için yapilanlari olur olmaz elestirmek özgürlük degildir. Buna ‘bozgunculuk’ denir, ‘anarsizm’ denir.’

Bu yazdiklarimi söyleyen birini örnek olarak gösteremem, ama bu sözlerin üç asagi bes yukari benzerlerinin binlerce kere söylendiginden hiç süphem yok.

O hayali konusmada ‘liberalizm’ terimini geçirdim. Onun da milyon kere telin edildiginde süphem yok. ‘Liberalizm’ hem bir siyaset, hem de bir ekonomi terimi. Elbette ki bu iki kullanim birbiriyle ilgisiz degil. Ama ayni sey de degil. Özellikle ‘ekonomik’ kullanimi Marksizm’in bir numarali muarizi, düsmani. Marx, burjuva düzeninin ikiyüzlülügü baglaminda siyasi liberalizmle de tartismis, kavga vermistir; ama Marx sinifli toplum içinde yasamis ve sinifli toplumu, siniflarin varligini savunmus bütün düsünürlerle kavga etti. Marksistler de bu kavgayi büyüterek devam ettirdiler.

Nitekim Marx’tan da sonra Marksizm’in liberalizmle kavgasi iyice bir kan davasina dönüstü. Türkiye gibi toplumlarda orta yerde ‘Marksizm’ gibi bir ideoloji sözkonusu olmasa da egemen düsünce tarzinin liberalizmi sindiremeyecegi belli bir sey. Bu düsünce tarzi merkeziyetçidir, otoriterdir, bir isi basarmanin en iyi yolunun ‘yukaridan asagiya’ isleyecek bir mekanizma ile gerçekleseceginden süphesi yoktur. Bilgi ve düsünce ile iliskisi (Marksizm, liberalizm v.b. ideolojiler olsun ya da olmasin) temelde dogmatiktir — tabii bu gibi özelliklere sahip olan, bir tek Türkiye degil, dünya ülkelerinin birçogunda benzer egilimler görürüz. Marx’in kehanetlerinin tutmadigi bir konu, malum, sosyalizmin, ileri kapitalist toplumlarda seçilecek sistem olmasiydi. Bunlar ayni zamanda demokraside ileri gitmis toplumlardi. Bildikleri demokrasinin ‘liberal kökenli’ olup olmamasi da çok önemli degildi, çünkü buradan ‘demokratik sosyalizme’ geçmek zor olmazdi. Ama tarih böyle olusmadi ve sosyalizm mücadelesini kazanan toplumlar demokratik gelenekleri ve kültürleri görece gelismemis toplumlar oldular. Onlarin kuracaklari sosyalist sistemin demokratik olma sansi da yok gibiydi (gerçek tarihte izledigimiz gibi).

Sonuç olarak sosyalist toplumlarda ‘özgürlük’, ‘esitlik’ kadar da basarili olmadi. Bu da yiginla çeliskiye yol açti. Örnegin, sosyalizm üretici güçlerin önünü açacak ve müthis bir teknoloji yaratacakti. Bu olmadi ama ‘sanayi casuslugu’ dedigimiz etkinlik büyük bir gelisme gösterdi.

Neyse, bunlari uzatmayayim. Buraya kadar anlatmaya çalistigim seyi bir cümlede tekrarlayip keseyim: Sosyalizmin liberalizmin her türlüsüne açtigi savas öncelikle kendisi açisindan olumlu sonuç getirmemistir; onun için bundan böyle varligini devam ettirmesi için sorunlara liberal yaklasimi ihmal etmemelidir.

—————————————————————-

T24-2 Kasim 2021

Murat Belge

Back to top button