Makale

Öcalan, Aidan James, PKK

Londra agir ceza mahkemesi PYD’ye katilan Aidan James isimli Ingiliz vatandasina ‘terör egitimi verilen yerde bulunmak’ suçundan 4 yil mahkumiyet verdi (https://www.bbc.com/news/uk-england-merseyside-50329077). Ingiltere PYD’yi terörist görmese de; James, Ingiltere’nin terörist kabul ettigi PKK’nin kamplarinda egitim almisti. Bagimsiz mahkeme bu kanitlanmis bilgiyi göz ardi edemezdi ve James’i cezalandirdi. Birçok ülkeye göre de Öcalan ve PKK teröristtir. James, PKK’yi terör örgütü olarak gören bir baska ülkenin vatandasi olsaydi yine suçlu bulunurdu.
James, yargicin bu kararina itiraz edebilir mi? Üstelik Ingiliz oldugundan, ‘Kürdüm diye cezalandirildim’ da diyemez! ‘Devlet kendi vatandasini demokrasi, baris istedigi için cezalandirir mi?’ da diyemez! Neden diyemeyecegini yargiç James’e net özetliyor: ‘PKK is “a terrorist organisation and you knew it”. (Türkçesi: PKK terörist bir organizasyondur ve siz bunu biliyordunuz.)
Mahkeme, James’i PYD yüzünden degil, ‘PKK yüzünden’ cezalandirdi. Buradan çikan sonuç sudur: PKK sadece içeride engel degildir, uluslararasi toplumun her düzeyde destegi için de engeldir.
Türkiye de benzer olarak: ‘Biz bir Kürdü Kürd oldugu için yargilamiyoruz, terörizmle baglantili oldugu için yargiliyoruz’ diyor. Örnegin, Afrin’deki ve Afrin için yapilan gösterilerde israrla Öcalan posterleri tasinmasini da gerekçe yapan Türkiye Afrin’e giriverdi. Güney’de olanlar zaten yillardir devam ediyor.
Türkiye, Öcalan ve PKK’yi yasalari çerçevesinde terörist olarak kabul etmis mi; evet, etmis! Bir Türkiye vatandasi bu yasalari ve cezalari yok sayabilir mi; sayamaz! Türkiye’nin HDP’ye PKK gibi davrandigini bilmeyenimiz var mi?
PKK silah ve patlayicilarla siddet uygulayan, yargi ve denetim disi ‘illegal’ bir örgüt mü; evet! Bu yasadisi örgüt önder olarak Öcalan’i belirtiyor mu; evet! Öcalan, ‘ben PKK’nin lideri degilim’ diyor mu; hayir, tam tersine ‘PKK’nin tartismasiz lideriyim’ diyor.
Öcalan yargilanirken kendisine ‘terör elebasi’ denilmesine bir kez bile karsi çikmis mi? Çikmamis! Terör tanimina uygun eylemler yapilmis mi? PKK, yaptigi eylemlerin (haraç, sivil ve çocuk katliamlari, bombalamalar, bombali tuzaklar, siyasi cinayetler, mekan ve yol isgalleri vs..) terör kapsamina girmedigini kanitlayabilir mi, mesela Ingiltere’de, Almanya’da kanitlayabilmis mi?
Öcalan ve PKK’yi öven, bir güç, bir taraf gibi gösteren, gerekçesi ne olursa olsun eylemleri savunan, sirtini onlara dayayan, hendek hezimeti sonrasinda iki kez ‘sorumlulugumuzu yerine getiremedik, sorun bizde’ diyerek özür dileyen; onlarla görüsen, onlarla diyaloga giren, ittifak/isbirligi adi altinda yakinlasan; Öcalan’i çözümün adresi olarak gösteren, Öcalan’a irademiz diyen herhangi bir kisi ya da parti/partilere Türkiye’nin nasil davranmasini beklersiniz? Ingiltere mahkemesinin Aidan James’e yaptiginin aynisini yapmasini beklersiniz. Türkiye’nin bu konudaki yasalari on yillardir aynidir.
Bir ögretmen okulda yakasina Öcalan fotografi takabilir mi? Bir maliyeci is yerinde masasina Duran Kalkan’in fotografini koyabilir mi? Bir ögrenci Cemil Bayik’in fotografindan defterine cilt yapabilir mi? Bir seçmen oy pusulasinda PKK de olsun diye dilekçe verebilir mi? Diyemez, çünkü suç oldugunu bilir. Derse, suç oldugunu bilerek der ve karsilinda alacagi cezaya razidir. Iste tuzak oldugu fark edilmeyen bir püf noktasi var: Öcalan’a ‘iradem’ diyen bir siyasi parti PKK gibi ya da PKK adina ya da PKK’nin istedigi gibi davraninca da ‘yasalar’ degismiyor.
Aralik 2015 tarihinde ‘Hendekteki, barikattaki direnisin nedeni; fasizme karsi katliama karsi durus ve direnistir.’ diyerek, ‘Halkimizi bulundugu her yerde bu onurlu, görkemli direnisi sahiplenmeye’ davet edenler kimlerdi? Sonuç: fasizme karsi (!) ‘onurlu, görkemli direnisi sahiplenenler’ öldürüldü, gözaltina alindi, tutuklandi, mahkum oldu ya da yurt disina kaçti.
Örnegin, bir siyasi parti PKK’nin siyasi kanadiyim derse, dünyanin karsisina dürüstçe, ‘delikanlica’ çikmis olur. Böylece, Öcalan ve PKK’yi terörist görmedigini lafi dolandirmadan, açikça söyler, tüm yaklasimlari, eylemleri kabullenir, savunur; nihayetinde, bunun karsiliginda verilecek cezalar umurunda bile olmaz. Ancak, bugün herhangi bir parti ‘PKK’nin siyasi koluyum’ derse, diger ülkeler o partiyi de terörist kabul eder ve yasaklar.
Bu durumda Öcalan ve PKK’ye mesafeyi netlestirmek gerekir. Öcalan’a ‘önderlik, iradem’; siddet uygulayan illegal bir PKK’ye ‘masum, temsilci’ diyen kisi ya da partiyseniz karsiniza yasalar çikar ve ‘terörist ya da terör örgütü üyesi gibi davranmak’ suçlamasiyla karsilasirsiniz. Ancak bu durumda; gözalti, tutuklanma ya da mahkumiyet olunca ‘barisi, demokrasiyi, halklarin kardesligini savundugumuz için, Kürd oldugumuz için’ açiklamalarini yapmazsiniz.
Milyonlarca Kürdün ve Kürdçesinin asimilasyonunda, toplumumuzun yoksullasmasinda, sermaye ve beyin göçünde Apocularin da katkisi vardir. Hendekler ne ise köy yakmalari aynidir, 6-8 Ekim aynidir, faili meçhuller aynidir.
Recep Tayyip Erdogan, Meral Aksener, Kemal Kiliçdaroglu, Devlet Bahçeli, Dogu Perinçek, Ali Babacan ya da AKP, MHP, SP, IP, CHP’li bir seçmenin Türkiye’nin daha fazla demokratiklesmesi talebi ve çabasi onlari malindan, mülkünden, konforundan, özgürlügünden etmezken (ki, etmesin de zaten); Apocularin etkin oldugu her yerde Kürdler hep kaybetmistir.

Kürdler ne yapmali?
Apoculuk Sözlesmesi gibi çagdisi, feodal, geri, suç üreten bir anlayisla ilerleme kaydedilemedigi ayan beyandir. Apocularin dokundugu her alan yangin yeri oluyor, iflah olmuyor. Apocular, Apoculuk, PKK’nin teröristligi sadece Kuzeyde degil, diger parçalarda da kazanimlarin önündeki en önemli engellerdendir. Bugün Güneybati’da ‘PKK ile bagin kesilmesi kosulu’ açikça dile getiriliyor. Yarin Güney’e de ‘PKK’yi topraklarinizdan çikarin’ diyecekler. Kuzey ise ‘temsiliyet zaafi’ yüzünden daha büyük sorunlara ve kayiplara gebedir. Kuzeyliler sayisiz hezimete ragmen hala Apoculara karsi ciddiyet, açik ve kararli durus sergileyemedi ancak yerel yönetimleri kazanmak için harekete geçildiginde bu durum degisecek.

1915’in, Dersim 38’in, Maras’in failleri nasil hala savunmadaysa, Apocular da hala kendi geçmisine dogru yaklasmamaktadir. Apoculuk yüzünden yerel yönetimlerin düstügü utanç verici durum halen kendileri tarafindan sahiplenilmiyor. Kime oy vermis olursa olsun, Kürd toplumunun yerel yönetimde yasadigi krizin, küçük düsürülmenin, hizmet alma sorunlarinin sebebi, gerekçesi olduklari gizleniyor. Yeni bir seçim yapilsa, yine kazansalar, simdiki iktidar degisse bile yine belediyelere kayyim atanacagi ve devletin bunda kararli oldugu gizleniyor. Kayyimlarin AKP’nin degil, devletin politikasi oldugu gizleniyor. Kayyim atamalari yüzünden diger ‘muhalefete’ yakaranlar; yerelin ve yerel yönetimlerin itibarini, gururunu, huzurunu koruyacak yeterlige, sorumluluga; yerelin iktidari gücüne ve psikolojisine sahip olmadigini kanitlamistir. Sirtlarini dayayacak bir yapi kalmayinca, ‘seçmenleri’ yerine güncellenmis ‘demokrasi güçlerine’ yüzlerini çevirmislerdir.

On yillardir empoze edilen, karakter haline getirilmeye çalisilan acizlik, korkaklik, sinmislik elbisesine kimi Kürdler hala sigmamakta, sigdirilmaya direnmektedir. Kürd toplumu hala onurludur, ilericidir, ileridedir ve dinamik bir toplumdur. Yerelin iktidarini elde etmek için elbet bir çikis yolu bulunacaktir.
Tekrar ediyorum: PKK Kürd topraklarini terk et.

Aziz Yagan

Back to top button