Ortadogudaki gelismeler ve Kürtler
Ortadogu yogun firtinalarlan kasip kavrulurken,toplumsal dönüsümlerin ve dirençlerin kiyasiya bir çatismasi ile karsi karsiyayAdir.Mevcut statüko ve iktidarlarin olusumunda kenara itilen Kürt halki,muhtemelen degisim ve dönüsümün sonuçlarindan en fazla etkilenecek kesim olacaktir.
Ortadogunun bu degisim ve dönüsümünden, içerden ve disaridan etkilenen devletler kendi ulusal çikarlari için, yeniden sekillenecek cografyada , pozisyon almak istemeleri son derece dogaldir. Pozisyon almak istiyenlerin arasinda kuskusuz yillarca kürt halkinin ulusal özgürlügünün önünü,Uluslararasi çikar iliskileri ile beraber tikayan,Türkiye,Iran,Suriye ve Irak ta vardir.Bu devletler yillarca kürt halkinin özgür olmasini engellemek için,birlikte hareket ettiler,(Bagdat pakti gibi) bu degisim sürecinde birlikterliklerinden bahsetmek pek mümkün görünmemektedir,farkli kulvarlarda ve hedeflerde yürüdüklerini görmekteyiz.Yillarca kürtlerin ulusal taleplerini,en acimasiz yöntemlerle engelliyen statükocu iktidarlar,bu süreçte kürtleri kendi müttefikleri olarak görmek ve göstermek isteyebilirler.Ancak Kürtlerin geçmisten de ders çikararak,yüzyila yakindir inkar,asimilasyon ve imha politikalarini güden bu geçmis iktidarlarin,firsat bulurlarsa yeni Bagdat paktlarini ve benzerlerini olusturmamalarinin garantisi yoktur.
Kürt halkinin ulusal sorunu,Orta doguda en önemli sorunu olmaya devam ediyor.Güney parçasinin diger parçalara nazaran farkli bir konumda oldugunu söylemek mümkündür.Ancak henüz istenilen biçimde ulusal kurumsallasmasini yapabilmis degiller.Buna ragmen diger parçalardaki kürtlerin,güneydeki kazanimi önemsiyerek ve kendi mücadelelerinde yol gösterici olmasi gerekir.Tarihte Kürtlerin hep masada ve diplomaside kaybettigini unutmadan,güney parçasinin ,ulusal çikarlarini,uluslararasi çikarlarla paralelik içinde yürüterek,verdigi diplomasinin,diger parçalardaki kürtlere de çok önemli bir ders olmasi gerekir,Günümüzde hiçbir çikari olmadan,,baska bir halka veya ezilen bir ulusa el atmak,yardimci olmak, dayanisma göstermek,uluslararasi iliskilerde görmek mümkün olamamaktadir.
Kürtlerin nüfus olarak en fazla oldugu Türkiyenin bugünkü pozisyonu analiz edilecek olursa ,Cumhurriyetin kurulusundan AKP iktidarina kadar Türkiyeyi,Asker sivil brokrasi yönetmistir,konjoktürel gelismeler ve AKP hükümetinin dik durusu ile Türkiye halklarinin verdigi destek sayesinde vesayet iktidari sonlanmistir.Resmi ideoloji ve kadrolari yavas yavas tasfiye edilirken,yargi sistemindeki reformlar ise askeri vesayetin sonlanmasindan daha az önemli degildir.
Ayrica Türkiye ,Kürt halkinin inkarindan vazgeçerek,demokratik adimlarla kürtlerin insan haklari boyutundaki yasamlarinda olumlu adimlar atmistir,yillar önce bölünme sebebi olarak gösterilen çok sey, bugün serbest durumdadir.Vesayet rejiminin sona ermesi yönünden kontrol saglanirken,PKK nin silahli mücadelesinin sonlanmasinin önündeki önemli engelin asilmasi ile beraber siddetin sonlanmsi yönündeki süreç olumlu olarak devam etmektedir. Türkiyenin degisim ve dönüsüm yönündeki gelismelere karsi dirençler de devam etmektedir,direnç gösterenlerin basinda CHP yi ayri bir yere koymak gerekir,gösterdigi çabalar ve iliskileri açikça bunu göstermektedir. (Suriye, Maliki ve misir ziyaretleri gibi).
Kürtlerin Ortadogudaki bu gelismelerden süreci kendi lehlerine dönüstürmesi için çok saglikli bir politika izlemesi gerekir. Türkiyedeki gelismeleri izlerken dikkatlerden kaçmamasi gereken bir husus var ki, AKP nin bariz bir sekilde Kürtlerin eski sisteme (Kemalist sisteme) karsi aktif bir rol almalarini istemedigi belli iken,bu da kürtlerin yeni yapilanmada söz ve karar sahibi olmalarini engellemek en azindan geri plana itmek istedigi ortadadir.Kürtlerin de bu degisim ve dönüsüm sürecinde, inkar ve asimilasyon politikasinin temellerini atan Kemalist sisteme karsi izleyici durumuna düsmesi kabul edilemez. Devletin yeni yapilanmasinda,mevcut sisteme karsi seksen yillik politakaya karsi çok aktif bir rol üslenmesi ve pozisyon almasi gerekir.
Kürt halkinin en çok destek verdigi BDP nin Kemalist sistem ve yapilanmalarina karsi seyirci kalmasi,görmemezlikten gelmesi,kürt halkinin demokratik mücadeledeki enerjisini eski sistemin dirençlerine karsi kanalize etmesi gerekir iken,çati partisi nin gelecegine kitleleri kanalize etmeye çalismasi manidardir.Olasi sonucunun ise Kürt halkinin kirk yillik örgütlenme ve mücadelele hedeflerine uymadigi ortadadir.
BDP nin disindaki parti,dernek,sahsiyet ve aydinlarin ulusal talep kategorisinde bulusarak,kürt halkinin yeni bir lozani yasamamsi için,birlik,beraberlik ve günümüzün kosullarina uygun mücadele biçimlerini gelistirerek,kürt halkinin ,inkari ve yok olmasi üzerinde insa edilen sisteme karsi demokratik mücadelelerini güçlendirerek,Türkiyenin degisim ve dönüsüm sonucundaki yeni yapilanmasinda, söz ve karar sahibi olmasi gerekir.
Sonuç olarak Kürtlerin Ortadogu ve Türkiyedeki degisim ve dönüsüm yönündeki gelismelerde aktif bir rol alarak,sürece uygun, kendi gelecegini tayin edecek bir örgütlenme ve çalisma içine girmelidir.Bu çalismalarini ulusal çikarlarini,uluslararasi diplomasiyle paralellik içinde yürütülmesi gerekir.Kisacasi Kürtlerin bu yüzyili da ulusal özgürlügüne kavusamadan heba etme lüksü yoktur.
Davut BILINMIS
Davut Bilinmis