Osmanli’da Oyun Çok Bextê Romê Tune

Yüz yildan beridir Türkiye’de bonbalar patliyor, insanlar ölüyor, köyler, ormanlar, tarlalar yakilip yikiliyor. Kitlesel katiamlar yasaniyor. Insanlar ata-baba yurdundan kovuluyor. Acimasiz bir asimilasyon çarki çevriliyor. Bu nedenle bazi halklar tarih sahnesinden siliniyor.
Kimilerine göne son kirk yil içinde 17 bin, kimilerine göre daha çok fail-i meçhul olay meydana gelmistir. Toplumun önemli bir kesimi, devlet yöneticilerinin bu insanlik disi suçlari gizledigini, kulak arkasina attigini, faillerin kasten ortaya çikarilmadigini düsünüyor ve söylüyor. Bu nedenle ciddi bir toplumsal travma içinde yasiyoruz.
Olaylarin ve faillerin desifre edilmeleri için, duyarli olan birey ve kurumlarin daha hassas olmalari ve duyarli davranmalari gerekmektedir.
Her millet ve toplumsal gruplar, hayat içinde yasadiklari aci ve sevinçlerini kitlelere aktarmak için, çesitli yöntemler kullaniyorlar. Bunlardan birisi de özdeyislerdir. Bir kaç kelimeden olusan bu özdeyisler sayesinde toplumlar, tarihi geçmisini, sevinçlerini, elem ve acilarini, silinmiyecek biçimde, beyninin ve kalbinin içine yerlestiriyorlar. Onlari bir sonraki nesillere aktariyorlar.
Amiyane tabirle, yetmis iki buçuk millet, alti asir boyunca, Osmanli Imparatorlugu’nun emir komutasinda yasamak zorunda kaldilar. Bir asirdan beridir de, TC’nin yönetimi altinda yasiyorlar.
Osmanlilar, egemenligi altinda tuttugu halklari, yasak, baski ve siddetle yönettilar. Onlara çok acilar yasattilar. Yasanan bu tarihi acilar sonucunda yönetilen halklar, Türk yöneticileri hakkinda, insanlari düsünmeye zorlayan dikkat çekici özdeyisler, atasözleri ve fikralar yarattilar. Bunlardan biri de ‘Osmanli’da oyun çok’ sözüdür.
Dünyanin her yerinde, halklar tarafindan yaratilan bu tür özdeyislerde, yalan, dolan, iftira çamur atma, haksizlik yapma yoktur. Bunlarin hepsi, halklarin tarihi bilincinin yarattigi hilesiz, hurdasiz rafine sözlerdir.
Osmanli tarihe söyle bir göz atalim. Osmanli padisahlari, kutsallastirdiklari devletin bekasi için, kardeslerini ve ogullarini astilar, kestiler, bogdular, kellelerini uçurdular.
Padisah ve halife denilen bu yöneticiler, yanyana yasadiklari halklarin ülkelerini isgal ve talan ettiler. Bu halklara mensup yetenekli insanlari bürokrat, güzel kadinlari cariye, genç erkekleri de asker yaptilar. Daha sonra bunlar araciligiyla baska ülkelerin vatanlarini isgal ve talan ettiler.
Uygulamaya konulan çesitli asimilasyon projeleri sonucunda, bu insanlarin büyük çogunlugu kendilerine yabancilastilar. Sirp, bulgar, yunan, arnavut, çerkez, gürcü, yahudiler Türklesti. Hiristiyan ve Museviler ise Müslümanlasti. Bu vahsi asimilasyon politikasi, günümüzde de tüm hiziyla devam ediyor.
TC’nin kuruldugu asamada, ülke içinde 60 civarinda farkli dil konusuluyordu. Yani Osmanli cografyasi, dünyanin en renkli cografyasiydi. Günümüzün Türkiyesinde ancak bir elin parmaklari kadar dil konusuluyor. Insanlik düsmani olan vahsi asimilasyon politikalari yüzünden, dünyanin en renkli cografyasi, tek renge, tek sese dönüsmüs bulunuyor.
Simdi de Kürt tarafina bir göz atalim. Kürtler, ülkesi, milleti, kültürü ve medeniyetiyle Ortadogu’nun en kadim halklarindan birisidir. Bu niteliginden dolayidir ki Kürtler, Ortadogu’daki savasin da barisin da en güçlü dinamigidir. Meydana gelen olaylarin ana aktörlerinden birisidir. Iste bu nedenle bölgenin egemen güçleri, onu kontrol altina almaya, yanlis yollara kanalize etmeye ve yok etmeye çalisiyorlar.
Ilk Kürt baskaldirisi 1806 yilinda gerçeklestirilmistir. Demek ki Kürtler özgür olmak için iki asirdan beridir savasiyorlar. Bu durum karsisinda Kürtlerle ilgili olarak, iki temel belirlemede bulunabiliriz. Bir, Kürtler ulusal bir birlik olusturamadigi için mücadeleyi kazanamiyor. Iki, Tüm eksiklik ve kusurlarina ragmen düsmanlarina da boyun egmiyor ve pes etmiyor.
Simdi sira Kürtlerin, Türkler için yarattigi özdeyislerden birini, dikkatlerinize sunmaya geldi. Bu söz, Kürtlerin Türkler için söyledigi en anlamli, en rafine ve bu nedenle en çok kullanilan bir belirlemedir.
Ne zaman Türkler, Kürtlere bir haksizlik etse, onu kandirmaya kalksa, ona yalan söylese, kuyusunu kazsa, arkadan hançerlese, Kürtler aninda ‘Bextê Romê tune’ diye söylenmeye basliyorlar.
Üç kelimeden olusan bu özdeyisin anlami üzerine saatlerce konusup yazabiliriz. Buna ne yerimiz müsait, ne de zamanimiz. Ama bu özdeyisin anlamini su sekilde özetleyebiliriz. ‘Türkler, yalan söylerler, karsidakilerini aldatirlar, verdigi sözleri tutmazlar, kuyusunu kazarlar, entrika çevirirler, arkadan hançerlerler, bu nedenlerle Türklere güvenilmez.’
Biz Kürtler asirlardan beridir, Türklerle yanyana içiçe yasiyoruz. Bu nedenle onlari çok iyi taniyoruz. Bizler, dostluk, kardeslik, esitlik, dindaslik ve yurttaslik gibi süslü kelimelerle gizlemeye çalistiklari vahsi çarkin nasil döndürüldügünü çok iyi biliyoruz. ‘Bextê Romê tune’ sözü tarihin imbiginden geçmis, rafine bir Kürt atasözüdür ve de dogrudur. Ben buna kalibimi basiyorum.
Yilmaz Çamlibel
