Makale

Özerklik, federasyon ya da bagimsizlik

Uzun zamandir, yazmiyorum, yazmak da istemiyorum ama öyle seyler oluyor ki, dönüp dolasip, yazmadan edemiyorum.

Asagida ki basligi görüp, tümünü okuyunca, dayanamadim.

28 aralik 2015, Özgür Gündem:

‘ TDK halklarin özgürlük manifestosunu açikladi: TARIHI KARAR, ÖZERK KÜRDISTAN’

Bu basligi okuyunca, PKK ve çevresi en sonunda sloganlari olan, Demokratik Özerkligin içini doldurdu diye düsündüm ve her ne kadar inanmakta zorluk çeksem de, iste sonunda, demokratik özerklik demekle, Özerk Kürdistan’i kastettigini nihayet açikladi ve böylece Kürtler için net olarak bir sey istiyor, diye sevindim. Pek inanmasam da, belki titreyip kendilerine mi dönüyorlar, diye düsündüm.

14 maddelik bir deklarasyonla, Kürtler ve Kürdistan için neler istedigini okumaya basladim. Her madde benim için yeni bir hayal kirikligi oldu. 14 maddeyi okudum, gözlerime inanmadim. Bir kez daha okudum, bitirince bir kez daha okudum. Belki yanlis yazilmistir diye diger gazetelere bakip, defalarca okudum. Türk gazetelerinde ‘ÖZERK KÜRDISTAN’ basligi yoktu ama, 14 madde kelime kelime ayniydi.

Üstelikte bu deklarasyonu 1000’i askin delege onaylamis. Hem de Diyarbakir’da. Peki bu 1000’i askin delege içinde acaba bir kisi bile, niye bu deklarasyonda Kürt kelimesi bile yok, diye sormamis mi? Yada bir Kürt kelimesi yazalim diye öneri getirmemis. 1000 kisi! Hem de bu 1000 kisi, okumus, aydin, milletvekili, komutan vs.

Elbette Diyarbakir’da toplanan bir kurultay/kongre veya toplanti, içinde KÜRT ve KÜRDISTAN kelimesi geçmeyen bir deklarasyon yayinlayabilir ama peki nasil oluyor da, Özgür Gündem böyle bir baslik atiyor. Içinde bir kelime dahi Kürt ve Kürdistan kelimesi geçmeyen bir deklarasyonu, Özerk Kürdistan deklarasyonu olarak kabul edebilir? Belki de bunu yazan gazeteci, bu deklarasyonun açiklandigi basin toplantisinda, sormus, kurultayin baslari, bunun Özgür Kürdistan deklarasyonu oldugunu, söylemislerdir, diye düsündüm ama açiklamalarda da öyle bir seye rastlamadim.

Öte yandan, bu özerklik açiklamalarindan dolayi sorusturma açiliyor, samata kopariliyor. Niye, içinde bir kelime Kürt ve Kürdistan kelimesi geçmeyen ve sadece özerk Kürdistan isteniyor olarak yorumlanan ‘haklarin özgürlük deklarasyonu’ için.

Bu samata gürültü içinde, bu deklarasyonun içerigine bakan kimse yok mu? Bu samata ve gürültü ye ragmen, hiç kimse oturup bunu okumadim mi?

20-30 yil önce olsa belki anlardim. Kurultay, Kürt ve Kürdistan diye yazamamis, çünkü bu kelimeler yüzünden, bir sürü insan hakkinda sorusturma açilabilir, diye düsünürdüm. Ama simdi öyle bir sey de yok. Herkes açikça, Kürt ve Kürdistan kelimelerini kullaniyor, ayni Özgür Politika gibi. Sadece özerk degil, federal veya bagimsiz Kürdistan’da savunuluyor, yazilip çiziliyor.

Isin ilginç yani, PKK ve türevleri, yayinlanan, 14 maddelik deklarasyonda, bir kelime Kürt ve Kürdistan kelimesi yazmiyor ama bazilari hala bunlari ‘Kürdistani’ bir örgüt olarak kabul ediyor. Adamlar biz Türkiye partisiyiz diye bagirip duruyorlar ama hala bunu anlamayanlar çok.

Neyse konumuza dönelim ve bu 14 maddelik deklarasyonun maddelerine bakalim ve bu gazetenin, bu deklarasyonda, neye bakarak, Özerk Kürdistan ilanini çikardigini anlamaya çalisalim.

1. Ülke genelinde kültürel, ekonomik, cografi yakinliklari dikkate alinarak bir veya birkaç komsu sehri kapsayacak biçimde demokratik özerk bölgelerin olusturulmasi.

Bu madde Kürtlerin haklari Ile ilgili hiçbir sey içermiyor. Kürtlerin yasadigi sehirleri degil ama yeni bir bölge sisteminden bahsediliyor. Belki de yeni bir Güney Dogu Anadolu, Orta Dogu Anadolu veya Kuzey Dogu Anadolu ve buna benzer bölgelerde batida olacak. Bundan Özerk Kürdistan anlamini çikarmak mümkün degil. Hatta kimi Kürt sehirlerini, Türk sehirleri ile ayni bölgeye alirsaniz, yeni bir Türklestirmeden bahsetmek mümkün.

2. Tüm bu özerk bölgelerin ve kentlerin demokratik esaslarla seçilmis meclisler ve meclisler içinden seçilmis özyönetim organlari tarafindan Türkiye’nin yeni demokratik Anayasasi’nin temel prensipleri çerçevesinde yönetilmesi. Özerk Bölgelerin halk iradesinin ayrica TBMM ve merkezi yönetimde de demokratik esaslar temelinde temsil edilmesi.

Bu madde de, bu günde var olan belediyelerin yetkilerinin ötesinde, özel olarak Kürtler için bir sey istenmiyor.

3. Demokratik özerk bölgeler ve diger idari birimlerde merkezi yönetimin seçilmisler üzerindeki her türlü vesayetine son verilmesi, seçilmisleri görevden alma yetkisinin kaldirilmasi. Merkezi yönetim organlarinin, yeni demokratik anayasa ilkelerine uyulmasi dogrultusundaki denetimleri disinda bölgesel ve yerel yönetimler üzerindeki her türlü vesayetinin son bulmasi.

Bu madde, valilerin yetkilerinin kisitlanmasina yönelik. Dikkat edilirse, merkezi yönetimin denetimini kaldirmiyor. Burada da Kürtler için istenen bir sey yok.

4. Özerk bölge ve kentlerde sehir, mahalle, köy, kadin ve gençlik meclislerinin, farkli halklar ve inanç topluluklari meclislerinin, sivil toplum örgütlerinin karar alma ve denetleme süreçlerine dogrudan katiliminin saglanmasi.

Burada, çesitli toplum grup ve katmanlarinin, yönetime katilmasini öneriyor ve oda muglak. Nasil olacak belli degil. Bir seyin nasil olacagini tarif etmezseniz, içi bos laf kalabaligindan baska bir sey olmaz. Belki burada gizli kapakli bir sekilde, ‘farkli haklar’ sözü ile Kürtler de kastedilmis olabilir.

5. Demokrasinin derinlesmesi, kapsamlilasmasi, özgür ve demokratik yasamin saglanmasi açisindan kadinlarin meclislerde, tüm karar mekanizmalari ve özyönetim kademelerinde esit temsilinin taninmasi. Kadinlarin ihtiyaçlari dogrultusunda meclis, komün ve toplumsal kurumlar kurabilmesi; kadin kurumlari ve kadinlarla ilgili kararlarin tamamen kadin meclislerinin onayindan geçmesi. Kadinin her alanda özgür ve özerk örgütlenmesinin taninmasi.

Bu madde kadin haklari ile ilgili, Kürtler için bir sey yok.

6. Gençligin karar mekanizmalari ve özyönetim organlarinda yer almasi. Bu açidan gençligin her alanda özgün örgütlenmesi ve karar mekanizmalarina özgün kimligiyle katilmasinin saglanmasi.

Bu da gençlik haklari için, Kürtler için bir sey yok.

7. Her kademede egitimin özyönetimlere birakilmasi. Türkçe’nin yani sira bütün anadillerin de egitim ve ögretim dili olmasi. Egitim müfredatinda genel müfredat disinda yeni demokratik anayasa, evrensel degerler ve insan haklari çerçevesinde yerelin tarihi, kültürel ve toplumsal özgünlükleri ve ihtiyaçlari temelinde müfredata eklemeler yapilmasi. Türkçe’nin yaninda yerel dillerin de resmi dil olarak kabul edilmesi.

Ha iste burada bir sey var. Gizli kapakli da olsa, Kürtlerden bahsedilmesi de, anadilde egitim ve ulusal dillerin degil ama yerel dillerin resmi dil olmasi isteniyor. Ama dikkat edin, Kürtler bir ulus olarak degil, yerel bir halk/grup olarak lanse ediliyor.

Bundan sonraki maddeler de söyle:

8. Dil, tarih ve kültür alaninda her türlü çalisma yapabilmek. Ayni zamanda Inanç ve ibadet hizmetleri sunan kurumlarin özerk kurumlar olarak örgütlendirilmesinin saglanmasi.

9. Bütün düzeylerdeki saglik ve tedavi hizmetlerinin özerk yönetimlerce sunulabilmesi.

10. Yargi Sistemi ve Adalet Hizmetlerinin Özerk Bölge Modeli’ne göre yeniden düzenlenmesi.

11. Toprak, Su ve Enerji kaynaklarinin Ekolojik çerçevede toplum yararina isletilmesi, denetlenmesi ve üretimden pay alma yetkisinin Özerk Bölge Yönetimi’ne verilmesi. Özyönetimin tarim, hayvancilik, sanayi ve ticaret dahil her alanda genel demokratik anayasa ilkelerine ters düsmeden her türlü üretim ve isletme birimleri olusturma, bu tür toplumsal ve bireysel girisimleri destekleme, tesfik etme, hibe destegi sunma yetkisine sahip olmasi.

12. Özerk Bölgenin yönetim alaninda ve kent içinde, her türlü kara, hava, deniz ulasim hizmetlerini sunmasi ve denetimini saglamasi. Trafik hizmetlerinin merkezi trafik kurumlari ile uyumlu halde yerel yönetim organlari denetimindeki birimlerce yürütülmesi.

13. Yukarida belirtilen hizmetlerin sunulabilmesi için yerelde bütçelemenin Özerk Bölge Yönetimi’ne devredilmesi ve kadin odakli bütçelemenin esas alinmasi; merkezle ve diger yerellerle varilacak anlasmalara ve hakkaniyet ilkelerine bagli olarak bazi vergilerin özyönetim birimleri tarafindan toplanmasi. Merkezin yerelden topladigi bütün vergi gelirlerinden yerele pay verilmesi. Merkezin bölgelerin gelismislik farkini giderecek sekilde gerekli tedbirleri almasi.

14. Özerk Bölge Yönetimi’nin denetiminde, yereldeki asayisin tümünü saglayacak resmi yerel güvenlik birimlerinin kurulmasi, bu birimlerin Anayasal kurallar çerçevesinde ihtiyaçlara bagli olarak kurulmus merkezi savunma ve güvenlik birimleriyle koordineli olarak çalismasi.

Bu maddeler, kültür, saglik, yargi, çevre, sanayi ve hayvancilik, tasima ve trafik, vergi ve asayis ile ilgili. Yani bu maddelerde de Kürt ve Kürtlerden bahsetmiyor, ulusal haklardan hiç bahsetmiyor ve sadece yerel yönetimlerin yetkilerinin arttirilmasini istiyor.

Bu maddelerde de Kürtlerle ilgili bir sey yok.

Bu maddeler her hangi bir Türk partisinin isteklerinden baska bir sey degil.

Bu, bazilarinin deyimiyle, Kürdistan’i bir partinin istekleri degil, Kürdistan’i yeniden bölgelere bölme planidir.

Öyle görünüyor ki, bu maddeler, Kürt illerinde kazilan hendeklerin bir parçasi. Yillarca köylerde eylem yapip, 5000 köyün bosaltilmasina ortam hazirladilar ve simdi sehirlerin bosaltilmasi için hendek devri baslattilar. Sehirlerde bosaltildiktan sonra, geri kalanlari da bölerek, ulusal yapiyi tümden dagitma planindan baska bir sey degil.

Dünya’nin neresinde, mahalle mahalle ayaklanma baslatildigini isittiniz. Bir mahalleden halk kaçinca, yeni bir mahallede hendek kaziliyor, orasi da bosalinca, yeni bir mahalleye geçiliyor. Güya kurtarilmis mahalleler olacak. 5000 köyün bosaltilmasina sebebi olanlar demiyorum, bunun için ortam hazirlayanlar, hangi köyü kurtardiniz?

Kaç mahallenin bosaltilmasina ortam hazirladiniz? Acaba kurtardiginiz bir mahalle var mi?

Peki diger Kürdistan’i partiler. Bunu göremiyor musunuz? Bunu görüyorsaniz, niye birlikte olamiyorsunuz? Hangi konuda anlasamiyorsunuz? Eskiden oldugu gibi, silahli mücadele isteyen de yok, demokratlik konusunda, hiç kimse kendine toz kondurmuyor. Size özerklik, federasyon yada bagimsizlik verildi de, hangisinin olacagi konusunda mi anlasamiyorsunuz? O gün gelinceye kadar birlikte olamaz misiniz?

Ben söyle dedim, sen söyle yaptinin ötesinde, baska büyük bir siyasal farkliliginiz var mi? Demokratik kurallar içinde birlikte olmamak için gerekçeniz ne?

Hadi eskiden illegalite vardi. Kimin ne yaptigi belli degildi. Simdi o da yok. O zaman, buyurun, demokratik seçimlerle hem politika belirlenir, hem de yöneticiler. Bunu yapmiyorsan, demokrat degilsin.

Vah zavalli halkim!

Senin temsilci diye oy verdigin 1000 kisi (aklima Ergenekon davalarinda adi geçen bin kisi geliyor ama inanmakta zorluk çekiyorum) toplaniyor ve bir kere bile Kürt ve Kürdistan kelimesini yazmadan, seni özerk Kürdistan kuracagim diye kandiriyor. Samata ve gürültüyle, seni pesine takmis, hendek kazdirip, seni yerinden yurdundan çikarmanin ortamini hazirliyor.

Bunun disindakiler de birer dükkancik kurup, ben söyle dedim, sen söyle yaptin diyor ve birbirleriyle ugrasmaktan veya birbirlerini ziyaretten baska bir sey yapmiyor. Sanki büyük politik farkliliklar varmis havasiyla, seni pesinde sürüklüyor ve böylece dükkancigini ayakta tutuyor. Bir kismi da yuvarlanip duruyor ve sonunda milletvekili veya general olma hevesi ile o 1000 kisinin saflarina katiliyor, katilamiyorsa da, milletvekili veya general olma rüyasi görüyor.

Ey zavalli halkim. Daha ne diyeyim. Bizim yaslilar, bir zorlukla karsilasip, bir sey yapamayinca, o isi Allah’a havale ederlerdi. Öyle görünüyor ki, bu durum böyle devam ederse, senin kaderin Allah’a kalmis.

Ama ben yine de umutluyum.

Hüseyin Kizilocak

Back to top button