Özgürlük, açik toplum ve AK Parti
Özgürlük meselesi önem ve dikkat ister.
Özellikle bizim gibi geçis toplumlarinda, vesayetçi bir düzenden demokratik düzene, kapali toplumdan açik topluma geçmek isteyen ülkelerde
Özgürlük fikri, özgürlük alani, özgürlük politikasi bu ülkelerin yegane pusulasidir. Istikamet açik toplum ve açik rejimse hiç bir gerekçe, hiç bir gelisme, hiç bir dogrulama bunlardan geri düsmeye vesile olamaz, olmamalidir.
Böyle bir dönemden geçiyoruz. Özgürlük alanlarinin daralmasina, fiilen ve sembolik olarak daraltilmasina tanik oluyoruz. Bunu dogrulayanlarla, bu durumu kendi hesabina yazmak isteyenler ve bu nedenle tersten tahrik edenler arasinda git gele sikismis bir ortami soluyoruz.
Özgürlük pek çok diyar gibi bu ülke için de can damaridir.
Basin özgürlügü ise bu can damarinin en hassas noktasidir.
Gazetecilik, anlama, gözleme, anlatma, aktarma, bilgilendirme, denetleme islevlerini yerine getiren bir meslektir. Bu islevlerin varligi toplumlari açik toplum, demokrasi kategorisine sokar. Yoklugu ise bir kapali toplum ve otoriter düzen isaretidir.
Açik, demokratik toplumlarin ön kosulu basin özgürlügünün tam olmasidir…
Ön kosuldur zira aksi halde, sinirlanan sadece gazetecinin özgürlügü degildir, ayni zamanda okurun, kamuoyunun özgürlügüdür.
Nerede olursa olsun, neden olursa olsun özgürlük herhangi bir basariya, bahaneye, gerekçeye, stratejik bakisa kurban edildigi an, en vahim ve derin bir hastalik baslar…
Basin hareket alaninin sinirlanmasi toplumda siddet yerine siyaset fikrinin yerlesmesinde belirleyici olur.
Söyledik bu konuda son dönemlerde verdigimiz sinav iyi degil.
Daralan özgürlük alani toplumun bir sorunla ilgili bilgilenerek, bir sorunla ilgili farkli egilimleri dogal görerek çözüme katkida bulunabilmesinin, toplumsal mesru zemin olusturabilmesinin önü tikaniyor…
Yasak ve fayda fikri siyaset fikrinin önüne geçiyor…
AK Parti’nin üçüncü döneminde en önemli meselenin özgürlükler ve özgürlüklerin kurumsallasmasi meselesi oldugunu söyledik hep.
Dedik ki, AK Parti’nin üçüncü dönemi bir ‘kurma’ dönemidir, degisim sürecinin kurumlasmasi asamasidir. Degisim sürecinin kurumlasmasi ise yeni bir anayasa hazirlanmasini, Kürt sorununu da kusatacak toplumsal ve siyasal yeni mutabakatlarin ve bunlara iliskin kodlar üretilmesini içermektedir.
Ve bu dönemin bu açidan önceki iki dönemden farkli gerekleri bulunmaktadir. Mutabakat, uzlasi, siyasi talep-siyasi karar etkilesimine kapi açma, katilim çitasini yükseltme gibi daha derin demokratik bir iklimi icap ettirmektedir. Yeni dönemde dogru hedeflere dogru araçlarla yol alabilmek için AK Parti’nin siyasi irade ve siyasi cesarete dayanan ‘tek tarafli hareket etme ve takdir ederek verme’ üzerine kurulu, ‘demokratik hal’ ile ‘ataerkil tutum’u iç içe geçiren siyaseti, bu siyasetin yarattigi atmosfer yeterli degildir.
Bu iklime geçisin zorlugu ortadadir.
Ve Türkiye bugün bu zorlugu alabildigine yasiyor, tüm siyasi yalpalamalar bu çerçevede ortaya çikiyor. Yeni dönemin icaplarina dogru bir siçrama yapamiyor, yeni bir atmosfer üretemiyoruz…
Geçis hala saglanamadigi gibi, kurgu ve kurma kötü araçlarla, yasaklar, güvenlik politikalariyla yapiliyor…
Türkiye’nin model olabilmesi için Islam ve demokrasinin birlikteligi yetmez, ayni zamanda yasayan demokrasinin derin ve sahici olmasi gerekir.
——————————————–
Yeni Safak-19 Temmuz
Ali Bayramoglu