Özgürlük ve barisa adanmis bir asir ömür: Vedat Türkali

‘Ülkenin adaletli bir barisa ihtiyaci var’
Vedat Türkali de Yasar Kemal, Gülten Akin, Çetin Altan ve digerleri gibi topraga döndü.
Beden ölür, çürür et ve kemik toprak altinda. Ama insan geride biraktigi eserlerde yasar. Insani yasatacak olan biraktigi/ birakacagi eserlerdir. Vedat Türkali de çok sayida eser biraktigi geride. ‘ Bekle Bizi Istanbul’ Siiri ve ‘Fatmagülün Suçu Ne” Bir Gün Tek Basina’ ‘Kayip Romanlar’ en popüler ve en çok bilinen/ taninan eserleridir.
Yasakli bir ömür geçirmis olan Vedat Türkalinin eserleri de yasami boyunca yasaklardan nasibini aldi. Ancak son zamanlarda , ‘Fatmagülün Suçu Ne’ gibi kimi eserleri Televizyonlara uyarlanip vizyona girdiginde reyting rekorlari kirdi. Onun yazgisi da tipki Nazim Hikmetin yazgisi gibi. Nazim ülkesinin topraklarina bile gömülemedi. Mezari hala Rusyada. Hayati zindanlarda geçti. Ama simdilerde eserleri neredeyse ders kitaplarinda okutulacak. Rahmetli Orhan Kotan ‘Gururla Bakiyorum Dünyaya’ adli eserinden ötürü ne çileler çekmisti. Ahmet Kaya siir kasede okuyunca milyonlarin dilinden düsmez oldu. Orhan Kotan yazdigi eserin cefasini, baskalari da sefasini çekmisti. Kemal Burkay uzun yillsr yasakli ve sürgün yasadi ancak ‘Gülümse’ ‘Mamak Türküsü’ gibi eserleri sarki formatinda bestelenip okununca milyonlarin gönlünü fethetti.
Bir Istanbul sevdalisi olan Vedat Türkali 13 Mayis 1919, Samsun’da dogdu. 1942 yilinda Istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyati Bölümü’nden mezun oldu. 1951’de siyasi eylemleri sebebiyle tutuklandi ve 9 yil ceza aldi.
Siyaset ve düsünce adami, Aydin, Sanatçi, Yazar, Sair, Senarist ve Yönetmen. Bir bedene sikistirilmis birden fazla kisilik. Hepsinde de çok basarili, dik ve onurlu. Onurlu yasamanin, sosyalist gibi yasamanin iyi ve örnek alinabilecek bir kisilik Vedat Türkali.
TKP’nin eski üyelerinden olan Türkali, 2002 seçimlerinde DEHAP’den aday olarak siyasete atilmisti.
Eserlerinden ve yasam serüveninden iyi tanidigim Vadat Türkali ile ilk kez Pera Palasta tanisma firsati buldum. Bir gurup aydin ve sanatçi ile birlikte ‘açlik grevi’ne gitmislerdi Beyoglu Pera Palas otelinin bir salonunda. Kürt-Kav olarak ziyarete gitmistik. Bu esnada sohbet etme olanagi bulmustum. Naif ve sevecen bir insandi, ilerleyen yasina ragmen tam bir militan edasi ile davraniyordu.
Daha yakindan ikinci kez bir araya gelisimiz 2005 yilindan beri her ben, S. Zeki Tombak ve Güven Karatas yönetiminde her yil düzenledigimiz ‘Uluslararasi Istanbul Siir Festivali Siiristanbul’un, 2009 yilinda gerçeklesen 4. sünün açilis töreninde gerçeklesti. Festivalin açilisini o yil Dolmabahçe Sarayi’nda yapmistik. Atatürkün evinde yani. Bir bakima ‘kutsal mekan’ da. Vedat Abi , Hulki Aktunç ve Cevat Çapan ile birlikte festivalin ‘onur konuklari’ydilar. rahmetli Hulki Aktunç , o günlerde, bu nedenle festival seremonisinde bulunamadi.
Vedat Türkali, davetimizi kirmadi, geldi ama tedirgin oldugu her halinden belliydi. Dolmabahçe falan denilince, ömrü baski ve hapislerle geçmis olan bir devrimci olarak tedirgin ve tasali olmakta hakliydi.
O yil festivalin açilis töreninde sunucu olarak ünlü oyuncu Yetkin Dikinciler yer aliyordu. Açilista Yetkin Dikinciler Vedat Türkali’nin o meshur siirini “Bekle Bizi Istanbul”u okudu. Vedat Abi belki de yasaminin en duygusal anini yasamisti. Lakin ugruna hapis yattigi, cefa çektigi eseri, sistemin gazabina ugrayarak yillarca sakincali yaftasini almis oldugu eseri, sistemin kurucusu Atatürkün evinde yüksek sesle ve özgürce seslendirilmekteydi. Bu durum Vedat Türkaliyi çok etkilemisti. Siirden sonra ‘onur ödülü’ verdigimizde, kürsüde sunlari söyledi. : ‘ Ben bu siiri yazali yarim asri geçti. Devlet bunca sene, bu siiri yazanin da, okuyanin da, bulunduranin da canina okudu. Bir gün gelip bu siirin Dolmabahçe Sarayi’nda okundugunu rüyamda görsem, hayra yormazdim. Demek ki oluyormus. ” Yillar önce ben bu siiri yazdigimda, günün birinde bu siir Dolmabahçe Sarayinda özgürce okunacak deseydim kimse inanamazdi. Eminim ki her kes bana ‘aklini yitirmis’ diyecekti. Ama simdi buradayiz, Istanbul bi i bekledi. ‘
Vedat Türkali tam bir baris sevdalisiydi. O halklarin özgür ve esit yasayabilecegi bir Türkiye özlemi ile yasiyordu. Çatismalarin devam ettigi bir zamanda her firsatta söyledigi: ‘Ülkenin adaletli bir barisa ihtiyaci var’ söylemi bu günde geçerli.
Evet ülkenin barisa, adalete, esitlige ve özgürlüge hala çok ihtiyaci var. Kürtlerin, Türklerin, isçilerin, emekçilerin, kadin ve gençlerin, Alevi ve Ermenilerin Adil, esit ve demokratik bir yasama her kesin ihtiyaci var.
Vadat Türkali, 29 Agustos 2016 günü Yalova’da 97 yasinda, tedavi gördügü hastanede yasama gözlerini yumdu.
Ruhun sad olsun Vedat Abi.
Bedenin topraga gömülse de eserlerinle hep milyonlarin arasinda olacaksin.
Siir festivali esnasinda Vadat Türkalinin izin ve muvafakatini alarak ‘Cezaevinde Baris Türküsü’ adli siirini bir Atolojide yer alacak sekilde Kürtçeye çevirmistim. Kitap henüz basilmadi, bu nedenle Vedat Abiye hediye edemedim. Bu nedenle onu saygi ile andigim su günlerde siirin Türkçe ve Kürtçe metnini sizlerle paylasmak istedim.
‘ CEZAEVINDE BARIS TÜRKÜSÜ
VEDAT TÜRKALI
Kalkin kardesler isiklar görünmeye basladi
Eski duvarlar degil bu duvarlar
Bir ak kus gelip kondu kara çatiya ,
Dünyayi böylesine sardi mi kollar
Ne etsin kelepçe, neylesin zincir ,
Kaç kez gösterdi tarih aldatmayacak bizi
Bu denizli kuslu dünyada ,
Bir tek acilar midir payimiza düsen.
Dökülsün yollara bes kitada
Ekmek de özgürlük de barisin gülleridir
Yumuk elli bebekler pencerelerde bekliyor
Dünyayi çepeçevre kusatan baris kervanlarini
Çelik canavarlar gibi tanklar degil
Caddelere yakisan özgürlük ekmek türküleridir.
Limanlar barisla çalkalanmis
Çöller, daglar, stepler denizler, baris firtinasinda
Resimler gördük cezaevlerine yakismayan ,
Kitaplar, dergiler, gazeteler dolusu;
Siz bir meydan dolusu gülen esmer kardeslerim
Kara güller gibi açilmistiniz bir sabah aydinliginda .
Asya baris diyor Afrika baris diyor
Elde silah baris diyor
Seren direginde ufuklara bakan gemici
Avrupali çikmis toplama kampindan
Ekmek baris türküleri bekliyor
Bombardiman uçaklari degil
Karsisina dikilmis ölüm tüccarlarinin
Dünya baris diyor
Sevmek yaratmak yasamak nedir
Görelim milyara yakin korkusuz civil civil
Görelim Kore’den Çekoslavakya’ya kadar
Düslerimiz ellerimiz sizinledir
Baris sizinledir .
Bu tas duvarlar bu demir parmaklik kardes
Van Gölünden Agridan Ergene Irmagina
Çürüyüp dökülmüs karanlikta kökleri
Mapusane bahçesinde el kadar mavilik
Bir zaman gerili dursun basimizda
Gardiyanlar dolassin daha bir zaman
Parmaklik hükmünü yürütsün ,
Çiçeklerle donatacak kollarini bahar dallari gibi
Karanlikta baris kervanlarini bekleyen
Çileden çileye batmis senin emekçi halkindir
Yirmisinde bir delikanli gibi dalip maviliklere
Yirmisinde bir delikanli gibi
Dudaklarindan öpecegim gün
Masmavi özgürlügün Inan ki yakindir.
LI BENDÎXANÊ SITRANA ASTÎYÊ
Werger : Latif EPÖZDEMIR
Rabin birano, ronahî xwîya kir
Ev diwar ne ew diwarên kevnin
Teyrek spî hat u li ser banê res danî
Dema ku mil bi vî aweyî cihanê bipêçin
Çî bike kelemçe, çi bike zincîr,
Dirokê çend cara daye nîsan, ew me naxapîne
Di vê cîhana bi civîk u bi derya de,
Ma tenê wê ês para me bikeve. ?
Bila dakevin ser rê, li pênc parzemîna,
Nan u azadî jî, gûlên astîyê ne,
Pitikên destgirtî, li ber pencera lêvîyê ne
Ew karwanên astîyê ku cîhanê hawîdor pêçane
Ne debabeyên polayînê ku wek cinawiranin
Sitranên nan u azadîyê ne ku
Kolanan dixemlînin.
Bender bi astîyê çeliqîne
Berrî, çîya, dest u derya, di babelîska astîyê de ne,
Me wêneyên wisan dîtîye
Ku qet li bendîxaneyan ne di kemiliyan,
Pirtûk, kovar u rojname bi wan wêneyan pirin,
Hun birayên minên qemer ku
Kena we qadek tije dike,
Mina gûlekî hun feqîyabun
Di ronîya sibehek de.
Asya, dibêje astî
Afrîka, dibêje astî
Çekbidest , dibêjin astî
Kêstîvanê ku li ser sitûna kêstîyê,
Li asoyan dinêre, dibêje astî,
Avrûpayî ji qempên esaretê hatine der
Li benda sitrana nan u azadîyê ne,
Ne ku li benda balafirên bombe baranê ne,
U li himber bezirganên mirinê rawestîyane
Dinya dibêje astî,
Hezkirin, afirandin u jiyan çîye
Em bibînin nêzîki milyaran bê tirs u pirseng
Em bibînin ji Koreyê hetanî Çekoslopvakyayê,
Destê me u xeyalên me bi we re ne.
Astî bi we re ye.
Ev dîwarên ji kevir
Ev sibakên hesin, gelî bira
Ji behra Wanê u Araratê bigre
Hetanî çemê Ergene,
Riziyane u wesîyane
Bi ser rehên wan ve, di tarîtîyê de.
Li baxçeyê Hepisxanê
Hingî destêkîye sînahî,
Bila demekî din jî,
Fisar bimîne li ser serê me
Bila demeke din jî, gardîyan bizivrin
U sibak bila bidomînin hikmê xwe,
Wê bi çîçekan bixemilîn bask u mil,
Her wekî saxên biharê,
Yên ku li tarîyê, li benda karwanê astîyê ne
Ew gelê te ye ku ji ês u eleman derketîye
Mina gencekî bîst salî ku
Berê xwe daye sînahîyan,
Wekî genceke bîst salî
Roja ku ez lêva te maçê bikim
Ew azadîya te ya pirsîn
Bawer bike pir nêzîke.
Latif Epözdemir