PKK: Iki yil önce strateji degistirdik
Erdogan-Zana zirvesinin ardindan dünkü gazetelere yansiyan haber basliklari söyleydi: ‘Öcalan ev hapsine alinsin’, ‘Oslo görüsmeleri yeniden baslasin’. Leyla Zana’nin basin toplantisinin özeti buydu. Kuskusuz Basbakanlik’taki zirve, Kürt sorununda akan kanin durmasi ve baris umutlarinin yeniden yesermesi adina olumluydu. Ama gözlerden kaçan bir nokta var; Türkiye zaten bir yil önce Öcalan’a ev hapsini tartisiyor, Imrali ve Oslo’da da müzakereler sürüyordu; Kürt sorununa diyalogla demokratik bir çözüm araniyordu. Peki o süreci kim, nasil heba etti? Bunlari bilmeden barisa dogru yol almak bence çok zor.
Hükümet, 14 Temmuz 2011’de PKK’nin Silvan’da 13 askeri öldürmesi üzerine PKK’yla görüsmelere son verdi. Imrali’ya tecrit uygulamaya basladi ve ‘terörle mücadele’ konseptine geri döndü.
Basbakan, Demokratik Toplum Kongresi’nin ayni gün Diyarbakir’da ilan ettigi ‘demokratik özerklik’ girisimini de, PKK’nin kanli baskinina paralel bir hareket olarak degerlendirdi ve BDP’yle iliskilere de mesafe koydu.
Bu konuda PKK’nin tezi neydi? Hatirlayalim; örgüt lideri Murat Karayilan Taraf ‘a gönderdigi mektupta, Silvan’in bir rastlanti oldugunu savundu ve Basbakan’in Imrali ve Oslo’da varilan mutabakati bosa çikarmak için Silvan’i bahane edip askerî operasyonlara hiz verdigini ileri sürdü.
Erdogan’in diyalog sürecini askiya aldigi ve askerî seçenege yöneldigi dogruydu ama bunun sebebi hikmeti neydi acaba?
Basbakan’in ve özel yetki verdigi MIT yöneticilerinin Imrali ve Oslo sürecini sonuç alici bir sekilde yönetemedigi açik. Ama hiç bir hükümetin yapamadigi bir girisimi baslatan Basbakan’in, birden bire çark etmesinin baska açiklamasi da olmali.
Burada isin özüne geliyoruz.
Asil etken PKK’nin siddeti tirmandirma stratejisiydi.
Basbakan Erdogan ile Leyla Zana’nin Basbakanlik Resmi Konutu’nda biraraya geldigi saatlerde PKK’dan gelen açiklama bence bunu açikça dogruluyor. Örgütün en etkili isimlerinden Duran Kalkan, aslinda iki yil önce strateji degisikligine gittiklerini ve Kürt sorununda yeniden silahli çözüme yöneldiklerini itiraf etti. Duran Kalkan’in ifadeleri tam olarak söyle: ‘Kuskusuz içinde bulundugumuz süreç bir çözüm sürecidir. Fakat geçmiste oldugu gibi siyasi çözüm süreci degil, askerî çözüm sürecidir. Biz iki yil önce stratejik degisiklik yaptik. Artik mevcut AKP yönetimi devam ettikçe Kürt sorununun siyasi çözümünün gerçeklesemeyecegi kanaatine vardik. Dolayisiyla da AKP’yi siyasi yenilgiye ugratacak aktif bir mücadele konumuna geçtik, strateji degistirdik. Devrimci halk savasiyla AKP siyasetini yenilgiye ugratip Kürt sorununun demokratik siyasal çözümünü böyle bir direnis temelinde gerçeklestirmeyi öngördük. Simdi bu temelde mücadele ediyoruz. Bazilari diyor ki, PKK AKP’yi silahla yenilgiye ugratamaz, böyle diyenler avuçlarini yalasinlar. Onlar kendi niyetlerini gerçekmis gibi ortaya koyuyor. PKK niye AKP’yi yenilgiye ugratamaz? Iste geçen bir yil içerisinde bal gibi yenilgiye ugratti. Simdi AKP tam bir çikmaz ve çözümsüzlük içine girdi. Yine bazi çevreler geçmiste bazi PKK temsilcilerinin silahla sonuç alinamayacagini belirtiyorlar. O dogru, yapildi ama o açiklamalar geçmisteydi. Bugünkü kosullar ayri kosullardir, bugün için geçerli degildir.’
Duran Kalkan’in bu ifadeleri, PKK’nin gerçek tutumunu ortaya koymasi bakimindan önemli. PKK lideri Murat Karayilan’in israrla örgütün diyalogdan, demokratik çözümden ve baristan yana oldugunu açiklamasi, silahlarin susmasini istediklerini belirtmesi, BDP’li yöneticilerin AKP’yi savas yanlisi olmakla suçlamalari bence ne kadar tutarsiz bir politika izlediklerini gösteriyor.
Duran Kalkan’in açiklamalarindan da anlasildigi gibi PKK, 14 Temmuz 2011’de Silvan’da 13 askeri öldürdügü baskindan çok önce almisti savas kararini. Kararini hayata geçirmek ve faturayi hükümete çikarmak için de sadece ‘uygun’ bir ani gözlüyordu, firsat kolluyordu.
PKK, 12 Haziran 2011’deki seçimlerden çok önce, üç asamali savas plani olusturup, bu kararlarini Türkiye’deki birimlere de gizlice ulastirmislardi. Diyarbakir’daki ‘özerklik’ ilani da, bu üç asamali planin bir parçasiydi. Fakat simdi Duran Kalkan’in agzindan bunu itiraf ediyorlar.
Duran Kalkan’in bahsettigi strateji degisikliginin gizli amaci, Öcalan’in Imrali’daki görüsmelerini bosa çikarmak, AKP’yi zayiflatmak ve güçten düsürmekti. Bunda kismen basarili da oldular, Öcalan, Imrali’ya gömüldü. Hükümet ise saglam durdu ama fatura yine de Türkiye’ye çikti; Kürt sorunu kanli bir sürece sokuldu, gençler ölüme sürüldü. O günden bu yana binlerce Türk ve Kürt genci öldü. Ve PKK hâlâ bunu basari sayiyor.
Duran Kalkan’in iki yil sonra itiraf ettigi strateji degisikliginin özü maalesef iste bu.
————————————
Taraf-3 Temmuz
Kurtulus Tayiz