Makale

Politik partiler niçin kurulur?

Politik partiler ülke özgürse, ülkeyi kendi politikalari dogrultusunda, ülke özgür degilse, ülkeyi özgürlestirmek için kurulurlar. Ülkeyi özgürlestirmenin yol ve yöntemleri ve yönetim biçimleri konusunda farkli düsünceler olabilir ve bu yüzden de farkli politik partiler vardir.

Eskiden ve hala geri kalmis ülkelerde, tek parti yönetimi vardi ve ne yazik ki hala da var. Iktidari silah zoruyla alan parti digerlerini ya yasaklar, ya da zindanlara doldurur. Modern toplumlarda ise demokrasi ve hosgörü vardir. Farkli politik-ideolojik görüslere sahip kesimler kendi partilerini kurarlar.

Kürtler gibi, ülkeleri özgür olmayan ülkelerde ise, ideolojik farkliliklarin yani sira, mücadele yöntem farkliliklari nedeni ile farkli politik partiler kuruluyor. Ama dogru olan, bu partilerin ideolojik farkliliklarini ülke özgürlesinceye kadar öne çikarmadan, ya birlikte ayni parti Içinde veya ayni cephe içinde birlikte, özgürlük için mücadele etmeleridir.

Çok eskilere gitmeden, 1970′ lerden bu yana, Kürt partilerine bir bakalim. Kürt politik partileri arasinda ki görüs farkliliklarini üç belirleyici kategoriye ayirmak mümkün. Birincisi, otonomi, federasyon, bagimsizlik talepleriydi. Ikincisi, Sovyet, Çin veya baska ülkelerin tarafinda olmak ve üçüncüsü ise, siyasal mücadelenin mi, yoksa silahli mücadelenin mi temel alinmasina yönelik görüs farkliliklariydi.

Bütün partilerin temel hedefi ülkenin özgürlügü olmasina ragmen, bu konuda kimi çabalar da olmasina ragmen, kalici bir birlik kurulamadi. Niye kurulamadi, kim engelledi hala da anlamak güç.

Tabi sonra, silahli mücadeleyi, siddeti temel alan, bagimsiz, birlesik Kürdistan’i kurmak istediklerini söyleyen, PKK ortaya çikti/çikarildi.

Süphesiz az da olsa, bazilarimiz, bu keskin örgütün ilk eylemlerini , sömürgecilere karsi degil, diger Kürt örgütlerine karsi yaptiklarini hatirlar. Bu örgütün ilk isi Kürt yurtseverlerini öldürmek oldu.

Daha sonra, silahli mücadeleye baslayinca da, yurtsever örgütlere saldirma görevine devam etti. Sadece Kuzey Kürdistan’li örgütlere degil, Güney, Bati ve Dogu Kürdistan da ayni görevini sürdürdü.

Acaba PKK’nin saldirmadigi bir Kürt örgütü var midir?

Bu görevini zaman zaman gizli, çogu zamanda açikça Suriye, Iran ve Irak devletleri ile birlikte yapti. Apo yakalandiktan sonra da, yine Türklestirme, Türkiyelilestirme görevine açiktan devam etti. Bir yandan silahli mücadele yapiyorum, kurtarilmis bölgeler olusturacagim diyerek 5000 köyün bosaltilmasina ortam hazirladi. Diger yandan, legal planda kurulan partileri hainlikle suçladi, bu sonuç vermeyince, birlikte çalismak istiyor gibi görünerek, bu partileri ele geçirdi ve bu partiler biraz güçlerince de onlari, Türkiyelilestirme adina Türk partilerine yamadi.

Bu günde ayni seyi yapiyor. Bati Kürdistan’da Kürt görünüp, Esad’la birlikte çalisiyorlar. Ayni egemen güçlerin yaptigi gibi, diger Kürt örgütlerinin çalismalarini yasakliyor, tutukluyor ve hatta öldürüyorlar. Demokratik gösterilere, hatta bayrak gününün kutlanmasina bile tahammül edemiyorlar. Yakinda, bir zamanlar Türk devletinin trafik isiklarini, Kürt rengi diye yasakladigi gibi, Kürt renklerini de yasaklarlarsa, sasirmayin.

Kuzeyde keskin Kürt görünüyorlar ama 14 maddelik bir deklarasyon yayinladiklarin da, bir kere bile Kürt veya Kürdistan kelimesini kullanmiyorlar. Bu maddelerde Kürtler için talepler olsa, yine de iyidir diyecegim ama bir madde bile Kürtlerin ulusal haklari ile ilgili degil. Yani tam mars, Türkiyelilestirme yolunda ilerliyorlar. Bu güne kadar kaç kere demokratik özerklik, özgür bölgeler vs. ilan ettiniz. Hani nerde o özgür, kurtarilmis bölgeler? Hatirlar misiniz, bir arada bir Zap Cumhuriyeti kurdular. Ne oldu o cumhuriyete? Nerede?

Hendek kazip, savastiklarini söylüyorlar ama bunu, Kürdistan’in her yerinde, toptan degil, bütün sehirde bile degil ama mahalle mahalle yapiyorlar. 5000 köyde de aynisini yaptiniz, köy köy dolastiniz ve milyonlarca insanimizin yerinden, yurdundan sürülmesine ortam hazirladiniz. Eger o 5000 köyden bir veya bir kaçini kurtarmis olsaydiniz, belki mahalle de ki hendekleri de özgürlük mücadelesi olarak inandirabilirdiniz. Yok, siz verilen görevi yerine getirip, bu sefer sehirlerin bosaltilmasina ortam hazirliyorsunuz.

Bu günlerde yine Güneyde bazilarinin masasi olma çabalariniz var.

Bazi Kürtler, asil olarak Kürt olsalar da, kendilerini Kürt hissetmiyorlar ve bir Türk gibi yasamak istiyorlar. Ecevit gibi, Inönü gibi veya Nobel ödülünü alan zat gibi. Bana göre o insanlarda kendi yollarini, yasamlarini seçmekte özgür olmalidirlar. PKK böyle yapsa, diyecek bir sey kalmaz. O Kürt örgütü gibi görünüp, Kürtleri Türklestirme ya da kendi deyimleri ile Türkiyelilestirmek için çalisiyor. Yanlis olan bu.

Isin ilginç yani, PKK’nin bir Kürt örgütü olduguna inanan, sadece siradan insanlar degil, kendisine Kürt, Kürdistan örgütü veya aydini, parti lideri ya da kanaat önderi diyenler de inaniyor. Sorun Kürtlerden oy almak, MHP’de dahil, Türk partileri Kürtlerden oy aliyor. Önemli olan Kürt halki, ulusu için ne istedikleri, ne yaptiklaridir.

Bazilari, baska bir alternatif yok diyor, bazilari, biz biliyoruz diyor ama yine de desteklemeye devam ediyor. Bazilari korkuyor. Bazilarinin Kürt halki umurunda degil, milletvekili, belediye baskani, komutan vs. olmak istiyor. Bazilari, kapali kapilar arkasinda, utangaç bir sekilde, PKK’yi elestiriyor. PKK’nin Kürt örgütü olmadigini, baskalari tarafindan kurulup yönetildigini ise çok az sayida kisi açikça dile getiriyor.

Asil konumuz Kürt partilerinin arasindaki farkliliklar olmasina ragmen, ona gelmeden, kendisini hala Kürt partisi diye yutturmaya çalisan, PKK ve türevlerinin durumuna da deginmek zorunda kaldik.

Diger partiler ne istiyor?

Hemen hemen hepsi, bagimsizlik, federasyon yada otonomi istese de, aynen Güneyde ki gibi bir federasyonun ilk etapta iyi bir sey olduguna inaniyor. Hiç birisi, bugünkü sartlar da otonominin yolu açilsa, ilk etapta karsi çikmaz.

Hepsi, bir referandumla, Kürt halkinin kendi kaderine su ya da bu sekilde karar vermesine karsi degil.

Bazilari yeni karar verse de, hemen hemen hepsi legal çalismaktan yana.

Bazilarinin, kafasinda silahli mücadele ve komutan olma hevesi olsa da, hepsi silahsiz, siddette basvurmadan, siyasi mücadele verilmesinden yana görünüyor.

Kimi kendini sosyalist ya da liberal kabul etse de, ilk etabin ülkeyi özgürlestirmek oldugunu kabul ediyor.

Yani genel olarak, hepsinin, ülke özgürlesinceye kadar, bir parti içinde birlikte çalismasina engel olacak bir politik farkliliklari yok. Peki niye bir araya gelmiyorlar?

Bence bunun iki nedeni var. Ya birileri bu örgütlerde kendi koltuklarini korumak istiyor ya da PKK’nin gizli hayranlari. Ne yazik ki bir sürü insan bunlarin pesinde sürüklenip gidiyor. Hatta zaman zaman milletvekili teklifi alanlar, 180 derecelik bir dönüs yaparak, kuyrukçu oluyorlar.

Bu hali gören bir sürü insan da uzak durmanin daha iyi olduguna inaniyor.

Peki diyelim ki, bu partiler ayni partinin çatisi altinda olamiyor, o zaman bu partilerin, bir cephe olusturmasinin önündeki engel ne? Simdiye kadar niye bir birlik/cephe bile olusturulamadi?

Ayni partinin çatisi altinda çalisma imkani HAK-PAR kuruldugunda belli oranda olustu görünüyordu. Belli oranda bir birlik de olustu. Bu guruplar birbirlerine güven verebilseydiler, bu devam edebilir ve belki baska gruplarda gelip katilabilirlerdi. Ama ne yazik ki bu güven olusmadi, bir kaçi da Burkay ülkeye döndügünde kaçip gittiler. Her halde planli gelmislerdi, Burkay gelince, PKK’nin kuyruguna takilma planlari alt üst olur diye birakip gittiler. Burkay gelip, partinin islerine karisir dediler. Peki Burkay’in her Kürt gibi, görüsünü söylemeye hakki yok mu? Bir partiye üye olmaya hakki yok mu?

Oysa Burkay daha partinin kurulusunda arkadaslarini uyariyor ve ortak, legal parti içinde grup olarak davranilmamasini, her kesin kendi kendisini temsil etmesini ve böylece bir kaynasmanin olacagini o zaman da söylüyor ama o zaman buna itiraz etmeyenler, daha sonra, Burkay liderlikten çekilince, legal partiyi disardan idare etmek sevdasindan vazgeçmediler.

Hatta Sertac kendi inisiyatifi ile baskanliga aday olup seçildiginde, bu baylara sorulmadan aday oldugu için Sertaç’i aforoz ettiler. Peki, PKK legal partilere, onun milletvekillerine disardan müdahale ediyor, onlara inisiyatif vermiyor, diyen siz degil miydiniz? Niye disardan müdahale hakkini kendinizde buluyorsunuz? Hani HAK-PAR herkesin içinde oldugu bir parti olacakti?

Simdi bir de, bazilarinin deyimiyle PSK’nin legale çikma hikayesine bir bakalim.

PSK’nin legale çikma tartismasi yeni bir sey degil. Bunun tarihini sayin Burkay defalarca yazdi, burada yeniden tekrara gerek yok. Ben kendim bu tartismalarin basindan beri, kimsenin illagelitenin arkasina siginmadan çalismasini, illagelitenin gereksiz oldugunu, zaten herkesin birbirini bildigini, bu nedenle her seyin legal olmasini savundum. Hatta PSK’nin miyadini doldurdugunu, ayni seyleri savunan legal bir parti varken, illegal bir partiye ihtiyaç olmadigini savundum ama sesimi sadece ben kendim isittim.

Hatirliyor musunuz? Yine bir kongre karari çikarip, herkesin parti üyeligini sifirladiniz. Yani bütün üyeleri üyelikten sildiniz. Resmi gerekçeniz, güya partiyi çalismayanlardan temizlemekti ama resmi açiklamayi yaptiktan ve sirtinizi döndükten sonra, böylelikle partiyi legalcilerden temizledik dediniz. Dünya’nin neresinde görülmüs böyle bir karar. Partinin çalismayanlarini atmak için, çalisanlari da dahil, herkesi üyelikten atacaksiniz. Haksizlik etmeyelim, belki yüz yil önce, dünyanin bir yerinde böyle bir karar alinmistir. Ama öyle zannediyorum ki onlarinda resmi ve resmi olmayan açiklamalari da sizinki gibi farkliydi.

O legalcilardan biri de bendim. Beni çalismiyor diye partiden atamadiniz ama böyle bir manevra ile benden ve benim gibilerden kurtuldunuz.

Ne yazik ki ‘çogunluk’ sizden yanaydi. Bu ‘çogunluk’ da, niye bu çalisan insanlari üyelikten atiyorsunuz diye sormadi. ‘Üsttekiler karar verince hep dogrudur’ diye kabul ettiler.

Ama bugün PSK’yi legale çikarmaya karar verenler, niye bunca yil legaliteye çikmaya karsi çiktilar ve karar verdikten sonra da, bunu gerçeklestirmek için niye bu kadar acele ediyorlar, dersiniz? Oysa her kesinde bildigi gibi, bu yeni bir tartisma degil. Önce legaliteyi savunuyor diye insanlari üyelikten atacak, 20 yil sonra tam tersini yapip örgütü böleceksiniz. Nedir bu, ne istiyorsunuz?

Bana göre, buna karar vermezlerse, koltuklarinin altlarindan kayacaklarindan korktular. Onun için alelacele lageliteci oldular. Yoksa 20 yil buna niye karsi çiktilar?

Yukarda da bahsettigim gibi, farkli partiler, farkli politikalar yüzünden kurulur. Yoksa, sen söyle dedin, ben böyle dedim, sen söyle oturdun, ben böyle kalktim gerekçesiyle, bölünüp yeni bir parti kurulmaz. Kurulursa, bunun adi politika olmaz, sadece ben kendime yönetecegim bir dükkan açiyorum, olur.

Kongre karar aldi, onun için yapiyoruz diyorlar. Peki ayni kongre bu isin legal partiye zarar verilmeden yapilmasini kararlastirmiyor mu? O karara niye uymuyorsun?

Bir de ad meselesi var tabii. Peki sen de HAK-PAR’in üyesiydin, niye kongreye böyle bir öneri ile gelmedin? Belki kabul edilebilir diye mi korktun? Ya da senin adayin seçilince, ad senin için önemini yitirecek miydi? O sadece bir bahane miydi?

Peki HAKPAR bir parti degil mi, demokrat degil misin? Aday oldun, kaybettin, neden kabul etmiyorsun? Yazik, bunca yil Avrupa’da kaldiniz. Neden o arkasina sigindigin kongre kararina, HAKPAR kongresi karar verince uymuyorsun? Belki bir iki kisi HAKPAR üyesi degildi, geriye kalan herkes, senin mantigina göre, kongre kararina uymak zorunda degil mi? Demek ki kafana koymussun, ya sen yöneteceksin, yada kendine yeni bir dükkan kuracaktin, gerisi bahane.

Peki HAKPAR Kürdistan’i bir parti degil miydi? Gelecek kongreye kadar bekler, önerini yeniden yapardin. Niye yapmadin da, yeni bir parti kurmaya karar verdin?

Partiler politikalarindan dolayi vardirlar. Senin farkli politikan, görüsün var mi? Yok. PSK’nin kurucusu ve politika belirleyicisi Kemal Burkay’dir. O liderlikten ayrildiktan sonra da yeni bir politika üretmedin. Onun mirasina konup devam ettin. Yeni bir sey katmadin.

Burkay liderlikten çekilince varolan güçlü mirasi yedin bitirdin. O mirasa bir sey katmadin. 20 yil uyudun ve Burkay’in yillar önce savundugu ve senin karsi çiktigin, legaliteyi bahane edip, koltuk altindan kaçinca, hem de tam Burkay o yasiyla kosturup, örgüte biraz canlanma gelince, örgütü böldün.

Sayin Burkay’a karsi politik bir elestiri de getirmedin ama kapali kapilar arkasinda dedikodu yaptin.

Senin ayri bir parti kurmak için, ayri bir politikan yok, sadece koltugunu korumaya çalisiyorsun. Yazik, bir sürü insanimiz da bu dedikodulara kaniyor ve pesinden geliyorlar. Ama sen fazla sevinme, kisa sürede ipligin pazara çikar ve arkanda birkaç kisiden baska kimse kalmaz. Simdi illagelitenin arkasina da siginamazsin. Belki de o zamana kadar, kendine baska bir koltuk bulursun, diye düsünüyorsundur.

Haksizlik etmeyelim. Bunca yil, ilk kez Burkay’in belirledigi politikanin disinda, bir politika belirledin. O da Kandil’in pesine takilmak. Tabii hemen Burkay da görüstü diyorsun. Evet insan herkesle, dostuyla, düsmaniyla, akraba ve komsusu ile görüsür ama sonuç önemli. Burkay’in yaptigi protokolü herkes madde madde biliyor, ya senin ki?

Masallah, bol bol ziyaret gerçeklestiriyorsunuz, her ziyaret mansetten ve boy boy fotograflarla birlikte veriliyor. Peki bu Kandil görüsmesi niye gizli kaldi. Daha sonradan bunu dedikodu seklinde isittik ama fotograflara ve varilan antlasmaya hasret kaldik. Sivan’in durumu için gittik diyorsun, inanalim mi? Sivan’in durumu ise, niye o zaman açiklamadin? Ama seçimlerdeki tavrin bu görüsmelerden sonra 180 derece degisti. Buna ne diyeceksin?

Sevgili dostlar, yazik. Bunca sene verilen emege yazik. Hatasi ve sevabiyla, genel olarak dogru tespitler yapan bir örgüt var diyorduk. Yeni bir sey olmasa da, Burkay’in koydugu dogru çizgide devam ediyor, diyorduk. Bizi parti üyeliginden atsalar da, baska bir dogru görüs yok diye, uzaktan desteklemeye devam ediyorduk. Onu da bölüp parçalamayi basardilar. Umarim akli basinda, sagduyulu arkadaslar, bu yanlisi geç olmadan görürler.

Yine de herkesin parti kurmaya hakki var diyelim. Yeni bir politikasi olmasa da. 20 yil önce önerilen legal çalismaya, ancak bu gün gelebilseler de . Insallah bu hatayi görmek için de yeni bir 20 yil gerekmez.

Hüseyin Kizilocak

Back to top button