Popülizm Demek Yeterli mi?
Bir aliskanlik halini almaya basladi: Diktatörlügü demokrasiye üstün gören, azinliklarin, dislananlarin esit yurttaslar olarak toplumsal yasama katilmalarini destekleyen politikalara nefret kusan, dinî dogmalarin yasalara üstünlügünü savunan, yabanci düsmanligini bayrak yapan ve ayni zamanda emekçilerin haklarini ve dogayi koruyan önlemleri büyüme düsmani ilan eden siyasetçilere günümüzde ‘popülist’ etiketi yapistiriliyor.
Dört dörtlük bir asiri sag söylemin, güçlünün siddet kullanmasini yüceltmenin, hem milliyetçi hem dindar bir bagnazligi bayrak yapmanin karsiligi popülizm midir? Soruyu söyle de sorabiliriz: 21. yüzyil fasizmlerinin mi adidir popülizm? Popülizm kavrami bugün birçok toplumda genis kitlelerde karsiligini bulan siddet, nefret ve korku karisimi siyasal tahayyüle sirtini dayan ve bu tahayyülü kiskirtarak seçimleri kazanan siyasal olusumlari tanimlamak için kullanildiginda, onlari göreli olarak mesrulastirmis olmuyor mudur?
Çok yakin bir örnegi somut olarak ele alarak, bu sorunun yanitini arayabiliriz. 28 Ekim’de ikinci turda oylarin yüzde elli altisini alarak Brezilya’da baskan seçilen ve görevine Ocak 2019’da baslayacak olan, yirmi sekiz yildir silik bir milletvekilligi yapmis eski yüzbasiJairBolsonaro’yu sadece sag popülist veya otoriter popülist olarak tanimlamak yeterli midir?
Bolsonaro’nun baskanlik görevine basladiktan sonra yillardir söylediklerinin politikasina ne kadar yansiyacagini, iki tur arasinda biraz ilimlilastirmaya çalistigi radikal önerilerini ne ölçüde hayata geçirecegini simdilik kestirmek zor. Buna karsilik Brezilya’da seçmen çogunlugunun tercih ettigi siyasetçinin yakin geçmiste veya seçim kampanyasinda sergiledigi düsüncelerin, önerilerin kisa bir derlemesini yapmak, söz konusu olan sadece ve siradan bir popülizm midir sorusunu yanitlamaya baslamak için aydinlatici oluyor.
Önce sözü JairBolsonaro’ya birakalim:
-‘Bu kadar kapsamli is yasasi karsisinda ülkemizde isveren olmak sorunlu. Parmaginda yüzükle geliyor, alti ay dogum izni. Kim ödeyecek faturayi? Patron.’
-‘Brezilya’da uluslararasi insan haklari günü hiçbir ise yaramazlar günü ilan edilmeli. Brezilya’da insan haklari eskiyalari, hirsizlari sadece koruyor.’
-‘Oglumun bir trafik kazasinda ölmesini, escinsel olmasina tercih ederim. Her durumda benim için ölmüs olacaktir.(
) Çocuklarim eve zenci getirmezler, iyi aile terbiyesi almislardir.’
-‘Irkçiliga karsi, tacize karsi politika olmaz. Zavalli zenci, zavalli kadin, zavalli escinsel, zavalli Nordestino (Kuzeydogu Brezilyali)
Bu laflara son verecegiz.’
-‘Portekizliler Afrika’ya ayak basmadilar bile. Zencilerin kendileri köle ticaretini yürüttü.’
-‘Yerliye artik bir santimetre toprak birakmayacagiz. Yasasin Amazon’da agaçlarin kesilmesi, bu isten çok kisi kazanacak.’
-‘Polis gecekondu mahallesine giriyor. On, on bes, yirmi tanesini, her birine yirmi bes-otuz mermi sikarak öldürüyor. Bunun için onu cezalandirmak degil, ona madalya vermek gerekir.’
-‘Is sadece bana kalsa, her yurttasin evinde atesli silahi olurdu.’
-‘Simdi temizlik çok daha büyük olacak. Ya giderler ya da hapsi boylarlar. Bu kizil marjinaller vatanimizdan kovulacaklar.’
-‘Diktatörlügün hatasi öldürmek yerine iskence yapmak oldu. (
) Diktatörlük döneminde otuz bin pisligi kursuna dizmek gerekirdi. Ulusa yapilacak en büyük hizmet bu olurdu.’
Bu nezih fikir ve söz saganagindan yapilan seçkiyi, Bolsonaro’nunevanjelist ilahiyattan esinlenerek gelistirdigi ve seçim kampanyasinda çok sik kullandigi iki sloganla bitirelim: ‘Gerçegi ögreneceksiniz ve Gerçek sizi özgürlestirecektir.’ ve ‘Brezilya her seyin üstünde, Tanri herkesin üstündedir.’
JairBolsonaro’yu iktidara tasiyan siyasal-toplumsal dalganin ilk adimi DilmaRoussef’in baskanliktan düsürülmesiydi. Bunu Lula’nin hapsedilmesi izledi. Bolsonaro’nun taskin ve saldirgan söylemi, 2002’den beri iktidarda olan Emekçiler Partisi’ne karsi orta sinifta olusan küskünlük ve hayal kirikliginin üst siniflarda bastan beri sergilenen korku ve nefretle birlesmesini sagladi. Buna, alt siniflarda ve gençlerde ciddi bir yanki uyandiran ‘hepsi gitsin!’ dalgasi ilave olunca, Bolsonaro’nun seçim kampanyasi siddet tapinmasina dönüstü. Örnegin Lula’nin hapiste çürüyecegini mustulamakla yetinmedi Brezilya’nin yeni baskani. Ikinci turda rakibi olan Haddad’i da hapse yollama vaadinde bulundu.
Seçimin birinci turuna bir ay kala Emekçiler Partisi’nden 2004’te ayrilanlarin kurdugu Sosyalizm ve Özgürlük Partisi’nin (PSOL) eski bir militani Bolsonaro’yu agir biçimde biçakla yaraladi. Bu saldiriyi ‘Tanri’dan aldigi emir üzerine’ yaptigini iddia etti. Gerçekten de bu saldiri, hayati tehlikeyi atlattiktan sonra, bu kez Tanri’nin Bolsonaro’ya lütfuna dönüstü. Rakipleriyle yapilmasi öngörülen alti televizyon tartismasina bu sayede katilmaktan kurtulurken, Emekçiler Partisi’nin ‘kizil komünist kanli katiller ocagi’ oldugunun tescillendigini ilan etme firsatini kazandi. ‘Özgürlestirici Gerçek’, Brezilyalilarin whatsapp hesaplarinda yandaslarinin dolastirdigi on binlerce yalan haberde yatiyordu.
JairBolsonaro’nun iki ay sonra baskanlik koltuguna oturdugunda kafasindakileri, seçim kampanyasinda vaat ettiklerini ne ölçüde hayata geçirme olanagi olacak, simdilik meçhul. Minyatür bir merkez sag parti iken, 2018’de Bolsonaro’nun üye olusunun ardindan birkaç ay içinde asiri sag kulvara yerlesip, Brezilya’nin en çok oy olan partisine dönüsen Liberal Sosyal Parti’nin bu baskanligi ne kadar tasiyabilecegi de bilinmiyor. Bütün bunlara ragmen, Bolsonaro’yu sadece taskinlikla, saldirganlikla, asirilikla taraftar toplayan siradan bir popülist olarak degerlendirmek yanlis olacaktir. On yillarca çapsizligi, yeteneksizligi alay konusu olmus bir siyasetçide aniden vücut bulan bu asiri otoriter nasyonal-liberal alasimin toplumun göreli çogunlugunda yarattigi etkilesimi küçümsemek anlamina gelir böyle bir degerlendirme. Nasyonal yani, milletin benimsedigi dinin emrettigi düzene tâbi olmayi da içeren, liberal yani ise piyasa ekonomisinin güçlülerinin arzuladigi toplumsal örgütlenme modelini gerçek özgürlük olarak sunmaya dayanan bu dinci, milliyetçi, cinsiyetçi, irkçi otoriter magmayi, 20.yüzyilin ilk yarisinda fasizm ve nasyonal-sosyalizmin temsil ettigi devrimci karsi-devrim dalgasinin içinde bulundugumuz yüzyilin kosullarinda ortaya çikan bir versiyonu olarak ele almak daha dogru olacaktir.
Bolsonaro örneginde karsimizda, kendini iktidara geldikten sonra ele veren, zaman içinde otoriterlesen bir siyasal lider figürü degil, fasizan dünyasini açikça dile getirerek oy alan bir lider var. Bu nedenle kendisine Güney’in Trump’i da deniyor. Unutmamak gerekir, Hitler de iktidara gelmeden çok önce Kavgam’da siyasal emellerini açiklikla dile getirmisti.
Bolsonaro’nun Brezilya’da demokrasi direnisi karsisinda tafrasi kisa zamanda tükenecek ikinci sinif bir Caudillo mu, yoksa kisa zamanda bütün Latin Amerika’ya yayilacak bir gerici otoriter restorasyon dalgasinin öncüsü mü olacagini görecegiz. Ileride ne olacagindan bagimsiz olarak, reaksiyoner asiri sagin bütün özelliklerini eksiksiz ve yüksek dozda içinde barindiran JairBolonsaro’nun temsil ettigi siyasal egilimi, sadece popülizm olarak degil, 21. yüzyil fasizmlerinin en anlamli örneklerinden biri olarak degerlendirmek daha dogru olacaktir.
Birikim
——————————————————————-
.
Ahmet Insel