Provokasyon nasil asildi
Çözüm sürecine yönelik büyük provokasyonlardan biriydi.
Ancak süreç bu provokasyonu da asmayi basardi.
Askerlerimizin PKK tarafindan kaçirilip, geri birakilmasindan söz ediyorum.
Kritik bir 24 saat yasandi.
Bu arada süreç geldi-gitti demeyecegim ama biçak sirti bir durumdu.
Oslo sürecinin köküne kibrit suyu döken Silvan baskini ya da Bingöl katliamina benzer bir tehlikenin esiginden dönüldü.
Çözümü isteyen tüm kesimler seferber oldu ve bir provokasyon amacina ulasmadan sona erdi.
Yüksekova bize bir sey ögretti. O da sürecin hala çok kritik oldugunu.
Bu arada Yüksekova’da gerilimin tirmandigi saatlerde Öcalan’in verdigi mesajlarin önemini de gözardi edemeyiz.
Paris suikastinde oldugu gibi Öcalan bir kez daha sürece yönelik provokasyonu çok net bir sekilde tespit etti ve tavrini çözümden yana koydu.
2 kisinin hayatini kaybettigi olaylardan sonra Yüksekova’daki kanaat önderleriyle konustuk. Kaygiliydilar.
Aksam saatlerine dogru kaygilari daha da artmis, ciddi bir endiseye dönüsmüstü.
Çünkü Kandil’den, ‘Iki üç gün içinde Yüksekova’nin hesabi sorulsun’ talimati ilgili birimlere ulasmisti.
Öcalan’in mesaji tam o sirada geldi.
PKK lideri, ‘Katliam tamamen provokatörlük kokuyor, dolayisiyla içinde paralel devletin parmagi var. Bu tür süreçlerde böyle oyunlar, kat- liamlar yasanabilir’ dedi.
Öcalan’in bu mesajina ragmen yol kesildi askerler kaçirildi, Türkiye’nin yüregi agzina geldi. Yetmedi Yüksekova bahane edilerek basta Diyarbakir olmak üzere bölge gerildi.
Eger Öcalan’in durusu ve çözüme inananlarin seferberligi olmasaydi bugün baska seyleri konusuyor olurduk.
Çözüm karsiti bir cephe vardi, buna bir de Anti-Erdogan cephesi eklendi.
Bunun içinde Iran ve Israil gibi bölgesel aktörler ile çözüm süreci basarili olursa bundan Erdogan karli çikar diye düsünen bir kesim var. Bunlar PKK’nin içindeki silahli mücadele yanlilari ile ittifak etmis durumdalar.
Yüksekova’nin Iran sinirina yakin olmasi da bu kuskuyu besliyor.
Kürt sorununda degerli bir beyin olan Hüseyin Yayman, ‘Çözüm sürecine karsi olanlar her türlü bahaneyi kullanip, süreci bitirmek istiyorlar’ diye formüle ediyor bu cepheyi.
Bu arada çok önemli gördügüm bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.
O da Imrali’ya giden heyet.
Öcalan’a dogru durum raporlarinin iletilmesi ve Imrali’nin mesajlarinin kamuoyuna ve Kandil’e dogru ve saglikli bir sekilde iletilmesi açisindan heyetin kimlerden tesekkül ettigi önemli.
Hatirlarsaniz çözüm sürecinin basinda yapilan ilk jest, PKK’nin elindeki asker ve sivillerin birakilmasiydi.
Bu jesti Öcalan’a teklif eden heyetti.
Ve sürece çok olumlu bir katki yapti.
Baska bir heyet ise, Öcalan’in, Gezi için, ‘Paralel devlet ayaklanmasi’ dedigi kamuoyundan gizlendigi gibi, üstüne üstlük Öcalan’dan Gezi’ye selam çakildi.
Bu parantezi burada kapatiyorum.
Hatirlarsaniz bir süre önce Cemil Bayik’in Kandil’de hükümranlik alanini genislettigine dikkat çekmistim.
Agzini her açtiginda tehdit eden ve çözüm sürecinin aleyhinde konusan bir isim Cemil Bayik.
Bunu Kandil’deki durumu yansitmak için paylasmistim.
Murat Karayilan’in ise çözüm sürecinin Kandil’deki önemli bir ayagini olusturdugunu söylemeliyim.
Silahli yapilanmanin basinda olmasi ve Öcalan’in destegi onu daha da güçlü kiliyor.
Bu da çözüm sürecinin ne denli güçlükler içerisine oldugunu göstermeye yetiyor.
Yüksekova’da PKK’lilarin mezarlarinin tahrip edilmesi söz konusu degildi. Sadece mezarligin girisine yigilan briketlere hasar verilmisti. O da PKK’nin 2 bekçisinin 24 saat görev yaptigi bir yerde.
Peki, örgüt Yüksekova’dan baslayarak çözüm sürecini alt üst edebilecek bir adimi neden atti?
Basbakan Erdogan’in, Barzani’li, Sivan Perver’li, ‘Kürdistan’li Diyarbakir açilimi çözüm sürecine öyle bir format atti ki; sadece PKK ya da Türkiye’deki Kürtleri degil bölgedeki bütün Kürtleri sürecin dogal bir parçasina dönüstürdü.
PKK ise Kürtlerin yüzyillik rüyalarini gerçeklestiren ‘Diyarbakir açilimi’nin üzerine bir siyaset gelistiremedi.
O yüzden de yine bildik yönteme basvurdu.
Yüksekova bir bahaneydi. Bölgeyi tekrar siddet ve gerilim sarmalina sokmanin denemesini yapti.
Ama bu kez çözümü isteyenler daha güçlü bir sekilde sahip çiktilar sürece.
Çözüm süreci bu provokasyonun da içinden güçlenerek çikti.
Bu arada benim kafam Öcalan’in, ‘paralel devlet’ degerlendirmesine takildi.
Sahi paralel devlet kim ola ki?
—————————————————-
Yeni Safak-10 Aralik
Abdülkadir Selvi