Makale

Referandum 2017: Erdogan için son’un basi olabilir

Sebepleri iki ana baslikta özetlenebilir: A) Politikalari gittikçe sürdürülemez hale geldi; B) Magduriyet Bayragi’ni artik elden kaçirdi, hatta devretti.

***

Sürdürülemezlik katlanarak artiyor.

1) Siyaset: Devletin gayrimesru dahil tüm imkanlarini seferber eden bunca çabaya ragmen bu kil payi sonuç AKP’yi afallatti. Simdi parti içi dahil, muhalefet yükselecek. Yükseldikçe Erdogan baskiyi artiracak. Baski artinca her türlü muhalefet güçlenecek.

Star yazdi bile: ‘Cumhurbaskani 80 milyonun degil, yüzde 51.4’ün temsilcisi’. Rüzgar dönüyor: Karsiyaka’da Hayir çikti diye kulüp sponsorlugundan çekilmek isteyen Yasar Holding, ürünlerine boykot baslayinca alelacele özür diledi.

Erdogan bu kisir döngüye dalacak mi yoksa bunun çikmaz sokak oldugunu anlayip kendini toparlayacak mi? Maalesef, bizzat kendi partisindeki ‘ders alalim’ havasina ragmen hiç toparlayacak gibi gözükmüyor. Çünkü bazi konularda mahkemeye çikmamak için iktidarda kalmayi sart görüyor. Bunun için de korkutmaya devam edecege benziyor.

Zaten, dalacagini ilan etti: Idam referandumu yapacak. Söyledi: ‘Firat Kalkani son degil ilk operasyonumuz’. Yani, Aydin Engin’in dedigi gibi Yurtta Idam, Cihanda Harp. Bu arada; 57 devletten olusan, Türkiye’nin kurucu üyesi oldugu, Türkiye tarafindan davet edilen AGIT’in mühürsüz oylar raporu için söyle dedi: “Önce haddinizi bilin… Onu siz külahimiza anlatin… Artik sür esegi Nigde’ye” .

***

2) Ekonomi: Bu kavga ortaminda ekonomiyi düsünün. Iktidarda kalabilmek için daha önce yapmadigi bir biçimde seçim ekonomisine daldi. Seçmene bin bir rüsvet. Bütçe açigi roketlerken kamuda KPSS’siz 27.000 memur kadrosu açtirmalar. Özel sirketlere ‘istihdam çagrisi’ adi altinda vaatle/tehditle isçi aldirmalar. Çagdas bir ekonomi için elzem olan KDV’yi kaldirma söylemleri.

Simdi, çok sikistigi için bunlari devam ettirmesi sart. Sart ama mümkün degil. Çünkü seçim ekonomisi ancak seçimden bir-iki ay filan önce baslar ve seçimle biter; sürekli yaparsan ekonomi oyulur, ekonomi de seni oyar. Cehennemdeki Gayya Kuyusu’nun aksine hükümet bütçesi dipsiz degildir.

***

3) Siyaset ve ekonomiden sonra daha ne kaldi diyeceksiniz ama aslinda en temel sebep kaldi: Erdogan ile anakronizma kavrami arasindaki iliski. Anakronizma, yani takvimini sasirmak. Birinci Mesrutiyet’teki (1876) padisah yetkilerini 2017 yilinda geri getirmeye çalisiyor. Irmagin akis yönünün tersine yüzüyor.

Bu sürdürülemeyecegi için de durmadan yeni magduriyetler imal etmek zorunda: ‘Allah’in lütfu’ 15 Temmuz tesebbüsü, Hollanda’nin mis gibi yuttugu zoka, simdi de ‘Bati’da Haçli zihniyeti, içeride de usaklari saldirdi’ lafi.

Bu sonuncuyu da nerede söylüyor? Birakin 1839 Tanzimat’i, birakin 1856 Islahat Fermani’ni, birakin 1876 ve 1908 anayasalarini, birakin 1923 Cumhuriyet’i, birakin 1950’de Tek Parti’nin tükenisini; matbaanin getirildigi 1718’den beri sürekli Bati’ya kosan bir ülkede söylüyor!

Yani, anakronizma zamanla ilgilidir ama burada sadece zaman degil mekan bakimindan da anakronik bir vaziyet var. Bundandir ki Erdogan’in hiçbir seyi sürdürmesi mümkün degil. Ancak uzatabilir. Bir yandan iktidarini, bir yandan aci vermeyi.

***

Laf uzuyor ama mesele uzun. Gelelim simdi en bastaki B sikkina: Magduriyet Bayragi’ni artik elden kaçirmis, hatta karsitlarina devretmis olusuna.

Bu galiba zurnanin zirt dedigi delik. Çünkü bugüne kadar Erdogan hep magduriyet dalgasi üstünde sörf yapti. Ama artik dalga söndü. 15 yillik iktidar sonucu magduriyeti filan kalmamis olmasinin üstüne, simdi de YSK’nin intiharina yol açan bu inanilmaz ‘mühürsüz referandum’ hadisesi güm diye oturup tüy dikti. Bu referandum (ve kendisinin Tek Adamlik hevesi) artik hep bununla malul kalacak.

***

Yukarida bosuna demedim, ‘Bir yandan iktidarini, bir yandan aci vermeyi’ diye. Bu ülkede Yargi’yi iktidarin vesayetine sokma felaketi son olarak da YSK’nin bu hallere düsmesine sahne oldu. Çok yazildi ama iki kelimeyle özetlenmeyi hak ediyor:

YSK, referanduma günler kala bir video yayinlamis ve mühürsüz zarf ve pusulalarla kullanilan oylarin geçersiz sayilacagini duyurmustu. Çünkü 298 sayili Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkinda Kanun’un 77, 98 ve özellikle de 101. maddeleri çok açik biçimde diyordu ki, çift mühürlü olmayan zarflar geçersizdir. Nitekim YSK yurt disindan gelen oylara bu referandumda uyguladi bunu. Fakat inanilmaz sey, oy sayimi sürerken açikladi ki yurt içinde mühürsüz pusulalar geçerli sayilacaktir…

***

YSK bunu nasil savundu? Önce, 2004 ve öncesi kararlarini örnek göstererek. Oysa o tarihlerde yasada mühür mecburiyeti yoktu; çifte mühür zorunlulugu 2010’da AKP’nin yaptigi degisiklikle getirilmisti.

Bunu tutturamayinca YSK 48 saat tereddütten sonra fevkalade ilginç bir gerekçeyle geldi. Mülkiye hocalarindan Kerem Altiparmak’tan alarak ibret-i alem olsun diye özetliyorum:

AIHS Ek 1. Protokol’ün 3. maddesi vatandaslarin seçim hakkini korumaktadir, Anayasamizin 90/5 maddesi de uluslararasi sözlesmeleri esas almayi emretmektedir, bu nedenle 298 sayili yasanin [sahte oylari önlemeye yönelik] hükümlerini degil, AIHS hükmünü uyguluyoruz!

Böylece YSK, 298 sayili yasanin fevkalade net olan hükmünü bir kenara atiyor ve Yargi’nin asla yapmamasi gereken bir seyi yapiyordu: Genelge çikarip yasa koyucunun yerine geçmek. Hem de AIHS’yi ve Anayasa 90/5’i alet ederek.

Türk ve büyük olasilikla dünya hukuk literatüründe böyle fantastik bir gerekçe herhalde hiçbir kimsenin/kurumun aklina gelmemistir. Bunu, Referandum bittikten 48 saat sonra düsünüp yayinlayanlari kutlamak ve kendilerine Hukuk Nobeli veya Hukuk Oskari diye bisey varsa bulup vermek gerekir.

***

Iste Erdogan bütün bunlarin üzerinedir ki ‘Bosuna ugrasmayin, ati alan Üsküdar’i geçti’ dedi . Sonra ilave etti: ‘Önemli olan maçi almaktir’. Sanirim bunlarin Türkçe meali: YAPILMIS HILENIN DAVASI OLMAZ.

Aynen ‘Allah’in lütfu’ biçimindeki post-darbe vecizesi gibi, bunlar da post-referandum vecizesi oldu. Nitekim Zaytung’un diline bile düstü: ‘YSK, sosyal medyadaki ‘Evet’ paylasimlarinin da referandum sonucuna eklenecegini duyurdu.’

Tabii bir de, bütün bu ‘düzenleme’lerin, Hayir çikmasi olasiliginda referandumu iptal ettirmek için AKP’ce hazirlandigi iddialari gündemde.

***

Aglasmayi birakip netice-i kelam’a gelelim:

Her serde bir hayir varmis, bunda birkaç tane var.

Bu kilpayi ‘Evet’ Erdogan’a hiçbir sey kazandirmadi çünkü getirdiklerini anayasaya ve yasalara ragmen OHAL sayesinde zaten çatir çatir kullaniyordu. Üstelik kilpayi olusu karizmayi yine fena çizdi. Hatta artik ‘her sey’ elinde oldugu için bu sürdürülemez durumlarin faturasi sadece kendisine kesilecek.

En ama en önemlisini söyleyeyim mi: Bu Korku Komedisi sayesinde dindar olan ve olmayan demokratlardan olusan, CHP’nin de nihayet yer aldigi bir sivil toplum cephesi kuruldu. Erdogan’in rakipsizligi sona erdi. Bu blok, bütün bu inanilmazliklar devam ettikçe güçlenerek devam edecek. En azindan, Erdogan’in herkesle ve her seyle kavgasi bunun garantisi.

Fazla uzayan bu yaziyi artik bitirelim, ama Olay simdi basliyor.

——————————————-

21 Nisan

Baskin Oran

Back to top button