Haber

Referandum sonuçlari ne anlama geliyor?

LEVENT GÜLTEKIN

Anayasa degisikliginin ülkeyi tek adama teslim etmek oldugunu, bagimsiz yargiyi yok ettigini, ülkeyi parti devletine dönüstürdügünü, 80 milyonun degil, bir kisinin huzurunu teminat altina aldigini yazdik, konustuk. Dilimiz döndügünce, imkan buldukça anlatmaya çalistik.

Fakat tam olarak ne oldugunu, ne getirip ne götürecegini topluma anlatacak imkanimiz olmadi.

Medya onlarin kontrolündeydi. Her gün 25 kanalda sabah aksam halka yalan söylediler. Yalanci bir cennet vaat ettiler.

Para onlardaydi, dagi tasi afisle donattilar. Kaymakami, valisi, askeri, polisi, bürokrati… devletin tüm imkanlarini kullanarak ‘Evet’ kampanyasi yaptilar.

Tehdit ettiler. ‘Hayir’ diyenleri ‘terörist’, ‘vatan haini’ ilan ettiler.

‘Evet vermek farzdir’ dediler. ‘Eger ‘Hayir’ derseniz cehenneme gidersiniz’ gibi ipe sapa gelmez sözler sarf ettiler.

Sinirsiz maddi imkanlari vardi. Devleti kullandilar, dini kullandilar.

Insanlari issizlikle, açlikla, ölümle, tehdit ettiler.

‘Evet’ çikmazsa ekonomi bozulur, elinde kalan o son lokma da gider’ diyerek, bir lokma ekmek buldugunda sevinen insanlari açlikla korkuttular…

Ve yüzde 51 gibi kil payi bir farkla istediklerini elde ettiler. Halkin karari buysa bize uymaktan baska seçenek kalmiyor.

Kurulan tek adam rejiminin ülkeye bir zarari olacak. ‘Evet’ veren de ‘Hayir’ diyen de maalesef bu zarari çekecek.

YSK’nin son dakika saibelerinden bagimsiz olarak söylüyorum: Bunca tehdide bunca hakarete, bunca baskiya, bunca devlet ve medya imkanina ragmen alinan rakam yüzde 51!

Büyük çogunlugu milliyetçi ve muhafazakârlardan olusan bir topluma cenneti vaat ettiler, buna ragmen ikna edebildikleri toplumun ancak yüzde 51’i.

Bu oran, dinin siyaset malzemesi yapilmasinin iflasinin da göstergesidir ayni zamanda.

Diger taraftan Istanbul’u kaybettiler, Ankara’yi, Izmir’i, Adana’yi, Diyarbakir’i, Mersin’i kaybettiler. Bunca baskiya, tehdide, yalana, medyatik bombardimana ragmen yüzde 49 direndi. ‘Hayir’ dedi.

Yüzde 51 ‘Evet’ çikmis olmasi her seyin sonu degil.

Biz demokrasi mücadelesi veriyoruz, iktidar mücadelesi degil. Aksamdan sabaha iktidari ele geçirmek için yola çikmadik.

‘Hayir’ çiksaydi bir sey degismeyecek, sadece ülke için ‘bela’ olarak gördügümüz bir durumu engellemis olacaktik.

Gerçek bir demokrasiye ulasmak için ‘Hayir’ dedik. Herkesin inancini, kimligini, giyimini, yasamini teminat altina alan, ortak akli devrede tutan bir anayasa yapma umudumuzu korumak, bunun zeminini olusturmak için çabaladik.

Anlasilan o ki, bütün bunlar için biraz daha uzun soluklu bir mücadele gerekiyor.

Yüzde 55-60 ‘Hayir’ çiksaydi isler daha kolay olabilirdi.

Fakat yüzde 51 ‘Hayir’ çiksaydi ne olurdu? Biraz düsünün.

Ne yazik ki uzmanlar, büyük bir ekonomik krizin hizla yaklastigini söylüyor. Tüm veriler, ekonominin son derece kirilgan oldugunu gösteriyor.

Fiili tek adam rejimi uygulamalarinin ülkede yarattigi büyük tahribat var. Bütün bunlarin agir sonuçlari olacak.

‘Hayir’ çiksaydi, iktidar, bütün bunlarin sorumlusu olarak ‘Hayir’ diyenleri gösterecekti. Aynen 7 Haziran sonrasina benzer bir durumla karsi karsiya kalacaktik. Döviz artacak ‘Sorumlusu ‘Hayir’cilar’ diyecekti.

Iç baris daha da bozulacak ”Evet’ çiksa böyle olmazdi’ diyecekti. ‘Istikrari ‘Hayir’cilar bozdu, bize engel oldular, hepsi onlarin yüzünden…’ diyecekti.

Ama artik bir bahanesi yok. Artik anayasal olarak da ‘tek adam.’

Yani tek yetkili. Elini tutan da, ‘Onu öyle yapma’ diyecek kimse de yok. Tek yetkili oldugu gibi, ayni zamandan tek sorumlu. En azindan, en büyük sorumlu. Yetkiyle birlikte, sorumlulugu da üstüne aldi.

Ne biliyorsa yapacak, uygulayacak. ‘Hayir’ diyenler açisindan dün ile yarinin bir farki yok.

Cumhurbaskani Erdogan zaten tek yetkiliydi. Anayasa zaten askiya alinmisti. Ülkeyi zaten KHK’larla yönetiyordu.

Yargida istedigini alip istedigini atayabiliyordu. Hükümete zaten baskanlik ediyordu.

Bunlari, bundan sonra anayasal kilifla yapacak.

Fakat yüzde 51 çok hassas bir oran. Iktidarin rahatça hareket etmesini engelleyecek bir oran.

Yani hem bahaneleri ellerinden gitmis oldu hem de kontrolsüzce hareket edecekleri kadar bir orana ulasamadilar.

Halk ‘Ne istiyorsan al, diledigini yap, her sey sonsuza dek senin, daima arkandayiz…’ demedi.

Halk ‘Eh, gerçekten çok mu istiyorsun baskan olmayi? Madem öyle… hatirini kirmayalim, görelim bakalim ne yapabiliyorsun…’ demis oldu.

Su bir gerçek ki tüm yetkinin tek bir kisiye verildigi bir ülke uzun süre varligini sürdüremez. Ekonomisini yürütemez. Dünyada saglikli iliskiler gelistiremez.

Bütün bunlarin bir faturasi olacak. Iste yüzde 51 ‘Evet’, o faturanin ‘Hayir’cilara kesilmesini engelledi. Ve yüzde 49 ‘Hayir’ iktidarin cosmasini engelleyecektir.

(……)

Diken-17 Nisan

Dengê Kurdistan

Back to top button