Makale

Rejim, hukuk ile iliskisini keserken

AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylariyla kamu kesiminde çalismalarina izin verilmeyen hekimler ve dis hekimleri ile ilgili yasa teklifi komisyonda kabul edildi.
Buna göre ‘MGK’ca devletin milli güvenligine karsi faaliyette bulunduguna karar verilen örgütlere üyeligi, iltisaki veya irtibati bulundugu’ gerekçesiyle kamudan çikarilan hekimler ve dis hekimleri SGK ile anlasmasi olan özel isyerlerinde çalistirilamayacaklar.
Neresinden baksaniz Anayasa’ya aykiriligi çok açik bir kanun teklifi, yasalasmak üzere.
Birincisi MGK, bir yargi organi degil, idari bir kurum.
Onun verdigi-verecegi kararlar ile yarin mesela kurban derisi toplayan dernekler bile milli güvenlige aykiri faaliyette bulunuyor diye ilan edilebilir.
Mahkemelerin terör örgütü üyesi olduguna karar verdigi kisiler ile ilgili olarak hangi cezalarin verilecegi de kanunlarda yazili.
Bunun disinda bir mahkeme karari olmaksizin kimseyi suçlu ilan edemezsiniz, cezalandiramazsiniz.
Öte yandan olaganüstü hal geregi kanun hükmündeki kararnameler ile kamudaki görevlerinden atilan insanlar arasinda ‘hekimler ve hekim olmayanlar’ diye bir ayrim da yaratamazsiniz.

Anayasa’nin vatandaslarin esitligiyle ilgili ilkesi çöpe mi atiliyor?
Olaganüstü hal kararnameleri, olaganüstü hal kalkinca geçerliligini yitirir.
Ayrica olaganüstü hal ilanini gerektiren durum, Fethullahçilarin darbe girisimiydi.
Ama hükümet bunu bahane ederek Fethullahçilar ile hiç ilgisi olmayan akademisyenleri, memurlari da kamu görevlerinden çikardi.
Bu tür uygulamalar fasist rejimlerin uygulamalaridir.
TBMM’den kanun çikartarak bu tür fasizan uygulamalara mesruiyet kazandirdiginizi zannediyor olabilirsiniz ama yaniliyorsunuz.
Türkiye’de rejim her geçen gün hukuk disina daha fazla çikiyor.
Iktidar partisi milletvekilleri ve yöneticileri içinde akli basinda, hukukun ne oldugunu bilen, insan haklari kavramina yabancilasmamis kimse kalmadi mi?
***
Mutlu ile ayni suçu isleyen
çok insan var
Eski Istanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, hakkinda veriler 3 yil 1 ay 15 günlük hapis cezasinin üst mahkeme tarafindan onaylanmasi nedeniyle cezaevine konuldu.
Hüseyin Avni Mutlu’nun mahkeme tarafindan tespit edilen suçu su:
‘Örgüt içindeki (FETÖ) hiyerarsik yapiya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardim etmek.’
Fethullahçi tarikatin bir ‘gizli örgüt’ gibi çalistigini, devlet içinde örgütlendigini, sinav sorularini çalarak kendi adamlarina dagittigini, gelir kaynaklarinin seffaf olmadigini yazmaktan-söylemekten dilimizde tüy bitmisti.
Buna ragmen bugün devletin en tepe yöneticisi de dahil olmak üzere ‘ayni amaca dogru gidiyoruz, bunlarin da alni secdeye degiyor’ denerek bu çetenin faaliyetlerine göz yumulmustu.
Bu çetenin devlet ve ordu içindeki hedeflerine ulasmakta kritik önemdeki Ergenekon ve Balyoz davalarinin gayriresmî savcisi da su anda Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetiminden sorumlu.

Hüseyin Avni Mutlu’nun mahkum edilmesine neden olan suçu isleyen ama yargi karsisina çikmamis o kadar çok insan var ki bazilari hala siyasetin içinde, devlet yönetiminde.
Savcilar ve mahkemeler, kendinden menkul bir tarih belirlediler ve o tarihten sonra Fetullahçi terör örgütü ile baglantisini kesen ya da kesmis gibi yapan herkesi yargilamadan akladilar.
Bu Anayasa ve kanunlar disi bir durumdur, hukuken sakat bir islemdir.
AKP ve MHP’nin, FETÖ’nün siyasi ayaginin ortaya çikarilmasi için verilen bütün önergeleri tartismaksizin reddediyor olmasinin nedeni, eski Vali Mutlu’nun mahkum olmasina neden olan kanunlardir.
Biliyorlar ki çetenin siyasi ayagi ortaya çikarilirsa bu iktidara telafisi çok zor zarar verecek.
Onun için suçlularin hiçbir sey olmamis gibi siyasete devam etmesinde de sakinca görmüyorlar.
***
Ileride utanacaklar mi acaba?
Sirin Payzin, T24 için Prof. Dr. Ayse Bugra Kavala ile konustu. Bu konusmanin tam metnini T24’te okumus, konusmadan kaydedilen videolari izlemissinizdir.
Ben de merakla okudum.
Söylesinin bir yerinde Sirin söyle bir soru soruyor:
‘TÜSIAD gibi zamaninda demokratiklesme, hukukun üstünlügü gibi raporlariyla öne çikan sivil toplum kuruluslarindan yeterli destegi alabildiginizi düsünüyor musunuz?’
Prof. Dr. Kavala bu soruya söyle bir yanit veriyor:
‘O tip kuruluslardan Osman’in (Kavala) özelinde, tepki göstermesini degil, yarginin durumu ile ilgili soru sormasini ve biraz ilgi göstermesini beklerdim. Bu önemli. Çünkü dogru ve normal isleyen bir yargi sistemi herkese lazim. Bu kuruluslara da lazim. Yani Osman özelinde bir sey yapmalarini beklemedim. Yapsalardi sevinirdim tabii, ama yapmadilar, çünkü çok da kolay degil sözünü söylemek bugün yasadigimiz ortamda. Ama asil önemli olan bu hukuk meselesinin ciddiyetini fark etmek. Herkesin, sadece örgütlerin falan degil, hükümet yetkililerinin de fark etmesi gerekiyor. Bütün toplumu ve ekonomiyi etkileyen bir durum.’
Türkiye’deki rejimin küçük bir fotografi bu yanitta yer aliyor.
Normal isleyen bir yargi sistemi yok ve TÜSIAD gibi kuruluslar bile buna bir tepki gösteremiyorlar.
Çünkü günümüz Türkiyesi’nde düsündügünü rahatça ifade etmenin bazi maliyetleri olabilir.
O maliyetleri göze alamiyorsaniz, susup oturmaniz kaçinilmazdir!
Bu tür bir rejime demokrasi diyemiyoruz.
Evet serbest seçimler yapilabiliyor belki ama onun disinda bu rejimi demokrasi diye adlandirmamizi saglayacak hiçbir sey yok.
Bu ortamin yaratilmasinda payi olanlari, tarih önünde çok utandiracak bir durum bu.
————————————————————–.
T24- 9-11-2018

Mehmet Y. Yilmaz

Back to top button