Sanat mi, siyaset mi, servet mi?
Siz hiç isinden hosnut olan insan tanidiniz mi?
Kimsenin kendilerini o isi yapmaya zorlamadigi sanatçilar disinda ben tanimadim.
*
Yok pardon, bir de politikacilarin kaymak takimi var.
Kabineyle Meclis’e girmis olanlar çok hosnutturlar görevlerinden…
Hatta belediyeler bazinda dahi izlenebilir bu hosnutluk.
*
Ha, bir de küçük-büyük isletmelerin üst düzey yöneticileri var ama zaman zaman onlari da üstlenmek zorunda kaldiklari risklerin stresleri sikistirir.
*
Gerçi sanatçilar ugraslarindan hosnutturlar.
Ancak onlarin yakinmalari, hak etikleri ilgiyi tam göremedikleri, geçimlerini sürekli bir güvenceye her zaman kavusturamadiklari üstünedir.
*
Ayrica sanatçilik, dogustan kökenlenen özel yetenekler de ister.
Isletmecilik ise parasal olanaklar ve kaynaklar ister…
Politikacilik, ne dogustan özel yetenek ister, ne parasal kaynak ister.
Biraz hava basma, biraz bol keseden atma, biraz da çevre ister.
*
Politikaciligin en büyük belasi, bazen en tepeye tirmanmisken, tepetaklak sifir rakimina düsme olasiligi.
Ne var ki bu olasilik tepelerdeyken pek akla gelmez.
Hatta tam tersine hiç batmayan bir günes olma inanci pekismeye baslayabilir insanda.
*
Çok zaman siyaset, sanati da, serveti de boyundurugu altina almaya kalkmistir.
Servet de, siyasetle sanati boyundurugu altina almaya kalkmistir.
Sanatin ise hiç bir zaman böyle bir derdi olmamis, sadece kendi özerkligini savunmaya çalismistir.
*
Buna karsilik sanatin koltugu da, hisse senedi de yoktur.
Devrilmesi de söz konusu degildir, iflas etmesi de…
*
Siyaset poyrazinin hizli estigi ve bakanlarin patir patir döküldügü bir dönemde, Necip Fazil’la Ankara Palas’ta karsilasmistik:
– Baksana bana, ben hiç düsüyor muyum, demisti. Ben düsmem çünkü ben yerde oturuyorum.
*
Insanlar neden yakinirlar islerinden?
Bana sorarsaniz sevdikleri isleri bulamamislardir da ondan yakinirlar.
Daha dogrusu çogu hangi isi sevebilecegini de kestirememistir.
Örnegin mahkemedeki bir tutanak yazicisi, belki de iyi bir botanikçi yahut eski zamanlara asik bir Sümer dili uzmani olabilirdi.
*
Insanlarin içlerindeki gizli egilimleri bulup çikartmalari kolay degil…
Hele bu tür ortamlar, günlük yasamlarin çok disindaysa.
Ve viran olasi hanede evlad-ü eyal ekmek bekliyorsa.
*
Haydi bakalim gelsin firsatini bulup köseyi dönme sitmasi yahut punduna getirip siyasetçilige dalma ihtirasi…
Belki de su müteahhit ilginç bir gökbilimci olabilirdi. Yahut su parti adayi bir opera kostümcüsü.
Iste o zaman kimbilir ne kadar çok seveceklerdi mesleklerini.
*
Sevdigi isle ugrasip, sevdigiyle birlikte yasamak denklemi çok az gerçeklesebiliyor dünyada.
Bu yüzyil bunu daha çok saglayacaga benzer.
O zaman eski kosullanmalar da bir hayli degisecektir. Siyasetle servet bugünkü çekimini bir hayli yitirecek, sanat ise insanligin öz ugrasi oldugunu daha yaygin kanitlayacaktir.
Yani daha keyifli olacaktir hayat.
*
Bakalim cumhurbaskani kim olacak?
Sonra bakalim yeni basbakan kabineyi nasil kuracak?
—————————————————–
Milliyet-30 Temmuz
Çetin Altan