Makale

Savulun, reform geliyor!

Bugünlerde Tayyip Erdogan sik sik “müjde” veriyor ki iktidar “reform” hazirligindaymis. Reform, hem ekonomik, hem de demokratik olacakmis. Bu ikincisi, tabii adli alani da içerecekmis. Tayyip Erdogan bunlari söylüyor, partisinin üyeleri de tekrarliyor. En güzeli de Adalet Bakani’nin “adalet” mekanizmasinin isleyisinden bazi sikayetleri omasi.
Bu “yeni” sayfa Berat Albayrak’in bazi yol yordam bilmezlerin “istifa” diye adlandirdigi “af isteme” eylemiyle basladi. Ya da belki onun af istemesine yol açan Merkez Bankasi tayiniyle… Berat Albayrak’in performansini begenmeyen birçok kisi memnuniyet bildiren yazilar yazdi. Berat Albayrak’in performansini begenmek için bir neden yoktu, ama gidisinden bu kadar mutlu olmak için de neden yoktu bence. Çünkü zaten Berat Albayrak kendi vukufu, otantik planlari, teorisi olan biri degildi. Tayyip Erdogan’in damadiydi ve onun dedigini yapiyordu. Bunu zaten Tayyip Erdogan kendisi söylemis, “Burada ben varim” diyerek hepimizi uyarmisti. Damadinin mutlu olmama ihtimalinin yüksek oldugu birini Merkez Bankasi’nin basina getirirken aslinda damadin degil, kendi ekonomik politikasinin elestirisini yapmis oluyordu.
Toplumun bu politikadan ne kadar mutlu oldugu da dolar hikâyesi ile belli oldu. Esi benzeri görülmüs bir sey degil: Bakan istifasini bildiriyor; epey uzun bir süre bunun kabul edilip edilmedigi bile belli degil; yerini kimin alacagi belli degil, uygulanmakta olan politikanin degisip degismeyecegi, degisirse ne yönde degisecegi belli degil. Ama dolar düsüyor! Demek ki Bakan’in istifa etmis olmasi yetiyor. Hani insanin aklina sarap tadicisi fikrasini getiriyor. Adama birinci siseden bir kadeh sarap vermisler, içmis, “Öbürü iyi” demis. “Yahu, öbürünü daha içmedin,” demisler. “Bundan kötüsü olamaz,” demis. Türkiye toplumu Erdogan-Albayrak ekonomi politikasinin degerlendirmesini yapti. Açik ve net bir degerlendirmeydi.
Eh, simdi “reform” geliyor. Her sey yoluna girecektir.
Beni asil korkutan “demokrasi reformu”. Tayyip Erdogan’in sözlügündeki karsiligi ile yeni demokratik reformlarin neler getirecegini düsünmek ürkütücü. Örnegin, kitlelerin kalpten gelen taleplerine cevaben idam cezasini geri getirmek midir “demokratik reform”? Ya da Tayyip Erdogan’in canini sikan isler yapanlari mahkemesiz içeri tikmak midir?
Su anda içeride ve disarida (“disari” derken Trump’in yerine Biden’in gelmesine karsi hazirligi kastediyorum) esen havaya uyum göstermek babinda birkaç demokratik görünümlü is yapilabilir -“yapilmaz” demiyorum. Ama böyle birkaç sey yapilirsa bundan uzun vadeli olumlu sonuçlar çikarmanin yanlis olacagi kanisindayim.
Tayyip Erdogan’in yaptigi isi bir yana birakip onun tamamen tersi bir baska is yapmaya baslamasi sasirtici olmaz. Zaten bunun kaç tane örnegini gördük simdiye kadar. Dolayisiyla birkaç günlük bir “demokrat reformatör Tayyip Erdogan” filmi seyretmemiz imkansiz bir sey degildir. Ama bu kisa süreli bir temsil olacaktir.
Yillardir seyrettigim manzara bana “sisedeki cin” hikâyesini hatirlatiyor. Hani derler ya, her nasilsa bir siseye girmis ve orada hapsolmus cin bir kere oradan çikmayi basarirsa kimse onu yeniden siseye sokamaz. Tayyip Erdogan’in cini de siseden çikti, çikmayi basardi saniyorum.
AKP 2002’de seçimi kazandi. Bundan sonra epey bir süre Tayyip Erdogan’in dogrudan dogruya demokrasinin ümügünü sikmak üzere bir girisimde bulundugunu görmedik. Tramvay mi, otobüs mü, inip binmek konusunda bazi irkiltici sözler söyledi ama bir eyleme geçmedi. Tam tersine, Islam’la bir “medeniyet savasi”na girilecegi üstüne Huntington teorilerinin oldugu bir ortamda Türkiye’nin bir örnek olmasi ciddi ciddi düsünüldü; Obama’nin ilk ziyaretini buraya yapmasi bunun bir parçasiydi. Sosyalist Enternasyonal’in AKP iktidarina bayagi olumlu gözle baktigini biliyorum. Baska örnekler de bulunur.
Böyle böyle giderken Gezi Direnisi basladi ve Tayyip Erdogan degismeye karar verdi. “Degismeye” demek aslinda yaniltici olur. Cinin siseden çiktigi an buydu: Tayyip Erdogan gerçek dünyasina, gerçekten benimsedigi degerlere döndü. O olaydan bu yana yillar geçti ve Erdogan hiç yalpalamadan, adimini sasirmadan bu yeni yolunda ilerledi.
Iktidar, Erdogan için mutlaka elde tutulmasi gerekli olan sey. Çevresinde bulunanlarin da bu konuya farkli gözle baktiklarini -bakabileceklerini- sanmiyorum. Böyle olunca, “Simdi bu türlüsü gerekiyor” diye tarzlarina uymayan birkaç sey yapabilirler (yapmalarinin islerine yarayacagina kanaat getirirlerse), ama bunlar zaten göz çikaran uygulamalarda birkaç ufak tefek düzeltme yapmanin ötesine geçmeyecektir. Çünkü cin siseden çikmistir.
———————————————————–
16 Kasim 2020

Murat Belge

Back to top button