Sinsi Proje

Daha önceki iki yazimda, Kürt ulusal ve toplumsal kurtulus mücadelesinin önüne konulan, tuzak projelerden bahsetmistim. Bu yazimda ise, son yillarda önümüze konulan Çati Partisi projesi hakkindaki düsüncelerimi sizlerle paylasmak istiyorum.
Dünyanin neresinde yasarsak yasayalim, hangi irk, sinif ve cinse mensup olursak olalim, hepimiz, birbirleriyle çelisen kimliklere sahibiz. Irk, sinif, cins, din, mezhep ve ideoloji, toplum içindeki statümüzü belirleyen ana kimliklerimizdir.
Örnegin Türkiye’de yasayan bir insan, Türkse efendi, Kürtse köledir. Zenginse sömüren, fakirse sömürülendir. Erkekse ezen, kadinsa ezilendir. Sunniyse asagilayan, Aleviyse asagilanandir. Liberalse yurtsever, komunistse haindir.
Iste bu kimlik karmasasi yüzünden insanlarin büyük bir çogunlugu, toplumsal mücadele içinde genellikle yanlis yerde saf tutuyorlar ve kendine zarar veriyorlar.
Egemen çevremler, bu kimlik karmasasindan yararlanip toplumsal gruplari istedigi biçimde örgütlüyerek, birbirlerine karsi kiskirtarak ve vurusturarak daha kolay yönetiyorlar.
Son zamanlarda anasinin gözü olan bazi Kürtlerin, sosyalistlerin, liberallerin, Alevilerin ve Müslümanlarin pisirip önümüze koyduklari Çati Projesi bu kimlik karmasasinin çarpici bir örnegidir.
Bilime göre, toplum içinde var olan sorunlari çözmek için, her seyden önce o sorunun dogru bir tarifini yapmamiz gerekir. Zira, bir hastaya dogru teshis konulmadan dogru bir tedavi uygulamak mümkün degildir. O halde kendimize soralim, Kürt sorunu nasil bir sorundur?
Bazilarina göre Kürt sonunun ana nedeni ekonomiktir, kimine göre feodalizm, Kimine göre geri kalmislik, kimine göre dil, kimine göre de kültüreldir.
Kisacasi anasinin gözü olan insanlar, bilinç karartarak, hedef sasirtmasi vererek sorunun Ulusal yönünü gizlemeye, Kürtlerin gözünü ulusal kimlikten uzaklastirip, tali kimliklere kanalize etmeye çalisiyorlar.
Hepimizin bildigi gibi, liberal, sosyal demokrat, sosyalst ve komünist literatürlerde, ulusal kaderini tayin etmemis halklarin sorununu ‘Ulusal Sorun’ biçiminde isimlendiriyorlar. Çünkü, bilimsel toplumsal ve siyasal gerçeklik budur.
Simdi kendimize bazi sorular soralim ve cevaplayalim:
Kürt sorunu sinifsal midir? Yani sorun emek- sermaye çeliskisi midir? Sosyalist devrim midir?
Hayir, çünkü Kürt toplumu içinde emekçi de var, kapitalist de. Her iki grubun da varligi inkar ediliyor, dili ve kültürü yasaklaniyor.
Kürt sorunu bir cins sorunu mudur?
Hayir, Kürt toplumunun içinde kadin da var, erkek de. Iki grup da ayni baski altindadir.
Peki Kürt sorunu dinsel bir sorun mu?
Hayir, Kürt toplumu içinde Müslüman, Yezidi, Hiristiyan, Musevi az miktarda olasa ataistler var. Hepsi ayni zülüm altinda yasiyorlar. Yani Kürt sorunu sadece bir inancin sorunu degildir.
Peki sorun, mezhepsel bir sorun mu?
Hayir, Kürtlerin içinde Sunni, Alevi; Safii ve Hanefi mezhebine mensup insanlar var. Hepsi ayni sekilde asagilaniyorlar, baski görüyorlar.
O zaman kendimize soralim, Kürtlerin ortak paydasi nedir? Yani tüm Kürtleri kucaklayan ana kimlik nedir? Sorun, tabak gibi ortada degil mi? Kürtlerin ortak paydasi ulusaldir. Kürd ulusal kimligi, Kürtler içinde var olan tüm sinif, cins, ideoloji, din ve mezhep kimliklerinin tümünü kanadinin altinda toplayan ana, diger tabiriyle basat kimliktir.
Iste bu yüzden Kürt sorunu, ulusal bir sorundur diyoruz. Ve bu yüzden örgütlenme ve mücadelenin ulusal kimlik üzerine insa edilmesi gerektigini söylüyoruz. Zira ancak bu tür bir mücadele, Kürt sorununu kalici ve dogru bir çözüme kavusturabilir.
Önümüze konulan Çati Partisi, Kürt ulusal ve toplumsal kurtulus mücadelesini ana mecrasindan çikarip batakliga çeken sinsi bir ihanet projesidir.
Bu nedenle, bunca netlige karsin, ulusal birlik yerine liberal, sosyalist veya islami birligi kurtulus reçetesi olarak önümüze koyanlar, ya cahildir veya hain.
Yilmaz Çamlibel
