Makale

Sosyal kapitalizm, AB, solcular ve sagcilar

Basliktaki her kelime hakkinda yüzlerce kitap yazilmistir bugüne kadar. Her biri, basli basina üzerinde durulmasi gereken konular.

Yakin zamanda aldigim kitaplardan birinin basligi dolayisiyla böyle bir yazi yazmaya karar verdim. Bu Almanca kitabin adi, ‘Soziale Kapitalismus’ (Sosyal Kapitalizm). Ilginç bir kitap. Ta 17. Yüzyil’dan günümüze kadar, global dünyanin sorunlarini ele aliyor. 19. Yüzyil ve 20. Yüzyil’da gelisen toplumsal olaylari bilgi süzgecinden damitarak, günümüze dair kendince çözüm önerileri siraliyor.

Bazen yolum kitapevlerine düstügünde ve böyle ilginç kitaplarla karsilasinca almadan edemiyorum. Burada sözünü ettigim, özellikle sol gelenekten gelenlerin okumasi gereken bir kitap.

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri dolayisiyla ortalik bir hayli hareketlenmisken ben de kendimce Avrupa Birligi (AB), solcular ve sagcilar üzerine kafa yormaktaydim. O ‘Soziale Kapitalismus’ adli kitabi alip okumak faydali bir çakisma oldu. Kanimca, sosyal kapilatizm tam da AB kriterlerine uygun düsmektedir.

AP seçimleri, Avusturya’da 26 Mayis günü yapilacak. Bütün diger AB üyesi ülkelerde oldugu gibi Avusturya’da da seçime katilan partiler arasinda merkez sag, merkez sol, solun soluna düsen, sagin sagina düsenler var.

Bana öyle geliyor ki AB, merkez sag ve merkez solun kriterlerini harmanlamada, çagimizin en basarili projelerinden biridir. Tarihsel degisim ve dönüsümlerden esinlenebilmenin en iyi kanitlarindan biri! Demokratik bir ahenk içinde hukuk sistemiyle bireyin haklarini garantiye alan; çogulcu, katilimci, esitlikçi, sosyal, laik… Idolojik tabulara ters bir vizyonla sivil toplum örgütlenmeleriyle yoluna devam etmektedir AB.

Sürekli tartismalar yapiliyor, yeni öneriler ard arda siralaniyor bu yapi içinde. Insan ve doga endeksli yenilemelerle sag, sol, dinci bagnazlarin ezberlerini bozuyor durmadan.

Bunun içindir ki bu kesimlerin hiç de objektiv olmayan elestirileri, gün geçmiyor ki basinda, sosyal medyada yer almasin. Paradoks su ki AB’yi elestirenler veya begenmeyenler, ne hikmetse kendi dünya görüslerinin egemen oldugu ülkelere gitmiyor; bir an önce AB ülkelerinden birine kapak atmak için birçok yönteme basvurup duruyor!

Kanimca, bu dubaraci bir yasam biçimidir ve saglikli analizler yapilmasina engel, kendinden sonraki kusaklarin rotasiz kalmalarina neden olabiliyor. Bunu, farkinda olmadan yapanlar da var elbette. Onlar da basli basina bir analiz konusu.

Ben, AB projesinin çagimiza uygun bir sistem olduguna inanalardanim. Çünkü gönüllü birliktelikler içinde çogulculugu ve katilimciligi barindiriyor. Açik, sivil toplum anlayisini baz aliyor. Sürekli tartisarak yenilen bir mekanizma düsünün. Birlikte, baris içinde, insanca bir normativ yasama viziyonu.

Rusya, ABD, hatta Ingiltere’nin, ‘Islam dünyasi’ çemberi içinde sayilan ülke ve devletlerin, AB’ye karsi çikmalari bosuna degil. AB içinden çikan irkçilarin, neo-liberallerin, gericilerin de içeriden AB’nin gelismesini zayiflatma, onu islevsizlestirme çabalari da. Dünyanin neresinde olursa olsun, insanligin basbelasi olan irkçiligin, bagnazligin, ötekilestirmenin karsisinda olmak insanî bir normdur.

Bu baglamda, AP seçimlerinde oyumuzu kullanalim. Irkçiligin, bagnazligin, ötekilestirmenin karsisinda duran parti veya kisileri seçelim. ‘AB’de ayrimciliga hayir’ diyorsak eger!

Metin Can

Back to top button