Makale

SOSYALIST OLMAK ULUSAL MÜCADELEYE ENGEL MI?

Sosyal medya mecralarinin en genisi olan Facebook üzerinden sikça beyanatlara ve bu beyanatlar/ yazilara yönelik yanitlara / elestirilere tanik olmaktayiz. Kuskusuz ki sosyal medyanin hayatimiza girmesi ile biz kendimizi daha iyi ifade etme sansini da yakalamis olduk. Ne var ki bu önemli araci yerinde ve olumlu bir biçimde kullanan / kullanabilen kisilerin sayisi az. Bu mecrayi bir sokaga benzetecek olursak insanin iyisi de kötüsü de bu sokaktan geçiyor. Kötüler bu alani kötü söylem ve eylemleri ile kirletirken iyiler de kendi duygu ve düsüncelerini en iyi biçimde ifade etmeye çalismaktadir. Gelgelelim ki kötü kendi aklindan/ zekasindan vazgeçip ikna olmamakta israr etmektedir. Oysaki sosyal medya kötülerin bir istila alani degildir. Eger bir dava insani, düsünce insani, bilim insani ya da bir aktivist ya da sosyal sorumluluk projesi sahibi iseniz sizin paylasimlarinizda art niyet aramak kötü niyetli kisilerin isi olur.

Son günlerde sayin Kemal BURKAY bir yazi yazdi, sosyal medyada yayinlandi. Yaziyi dogru anlayamamis/ manipüle etmeyi tercih etmis kimi kisiler bir algi operasyonu baslatmak istediler. Bu operasyon Sayin Burkayi Kürt ulusal mücadelesinde, itibarsizlastirmaya, tecrit etmeye ve de mensup oldugu HAK-PAR’i gözden düsürmeye yöneliktir.

Sorun sadece Burkay’in makalesi ile sinirli kalmadi. Olay oradan HAK-PAR’a, onun baskanina ve kimi yöneticilerine kadar uzandi. Kimi haddini bilmeyen kisilerin ‘Milliyetçilik’ kisvesine bürünüp bu türden yikici söylemler içine girmesine yabanci degiliz, asinayiz. Bu nedenle çogunu ciddiye bile almiyor, yanit bile vermiyoruz. Elbet ciddi ve sorumluluk bilincinde olan yurtsever ve milliyetçi Kürtlere karsi bir yaklasimimiz var. Onlari partimizin dogal bilesenleri gibi görmekteyiz. Milli ve demokratik bir politika güden HAK-PAR yurtseverler, demokratlar, dindarlar, sosyalistler, milliyetçiler ve toplumun her kesiminden özgürlük ve ulusal kurtulus isteyen tüm kisi ve kesimlere açik bir parti olan HAK-PAR da bu gün dahi bu kesimlere mensup kisilerle ortak mücadele ediyoruz. Dünya görüslerimiz ayri olsa da halkimizin özgür bir statüye kavusmasi için ortak bir anlayis etrafinda ve ortak bir akil ile milli ve demokratik hedeflere ulasma mücadelesi içindeyiz.

Örgütlü olsun ya da olmasin, misyon olarak Kürt Milliyetçiligine önem veriyor, gelismesi ve örgütlü bir güç olmasi için de gereken destegi sunmaya haziriz. Bu kategoriye giren Kürt milliyetçilerine lafimiz yok. Gerçek Kürt milliyetçilerine de saygimiz var. Ama sahtelerine de söyleyecek sözümüz var. Atalet ve rehavet içinde olan, ama Kürt milleti için/adina, hiçbir projesi olmayan, proje sahiplerine de düsmanlik yapan, üstünlük taslayan, Kürt milli Partilerine akil ve siyaset ögretmeye çalisan, aksam yatarken sari, sabah kalkarken mavi renge bürünen, Kemal Burkay ve Ismail Besikçi gibi önemli simalara fütursuzca saldirmayi marifet sayan, buradan prim ve popülarite elde etmek isteyen; kisiligi ve beyni zafiyet içinde olan kimi kisiler, ortaligi bulandirmayi sanat haline getirmektedirler. Bu sorumsuzlar pervasizliklarini sosyal medya mecralarina da tasimaktadirlar. Bu sahte milliyetçiler, her firsatta kendilerini ele veriyorlar. ‘Particilik..Hizipleresin..Kurdistanin en büyük düsmani..Bize kör ve sagir olmayi salik veriyor hepsi. Statükonun koruculari,sira sizde.’ Diye sosyal medyada paylasimda bulunan bu ve buna benzer zatlardan ne beklenir ki.. Yani bir halkin milliyetçisi oldugunu savlayacaksin sonra örgütlü mücadelesini reddedeceksin. Peki nasil olacak bu is.? Demek ki onlara kalirsa hiçbir sey olmayacak/ olamayacak.

Tekraren,’milliyetçi’ olarak anilmayi ‘moda’ gibi gören, fikri ve zikri birbirini tutmayan, milliyetçilik konusunda hiçbir sey yapmayan,milli ve demokratik partileri, örgütleri küçük gören, onlari gereksiz ve yararsiz gören, hiçbir örgütsel çaba içinde olmayan sosyal medyayi kendi borazani gibi gören agzina gelen sövüp sayan, kimi sahte ‘Kürt Milliyetçileri’ne ne demek gerekir.

Peki Kemal Burkay öyle silik, kapali kapilar arkasinda gizlenen, bu kosullarda bile korkusundan mahlas isimlerle yazip çizen, bazi Donkisotlar gib rastgele atip tutan, bilimden ve bilimsel dayanaklardan yoksun yazip çizen biri midir? Elbetteki hayir. Onun böyle olmadigini, dost da düsman da biliyor. Biliyor da onun altmis yilik politik geçmisindeki istikrarini anlama kabilyetinden yoksun olan, rüzgar degistikçe politik yön degistiren kimi divaneler, bilmiyor. Bu nedenle onlara, Kemal Burkayi anlama kilavuzu önermek lazim. Kemal Burkayin bir sosyalist olarak bu güne dek yazdigi 72 kitabinin hangisinin neresinde Kürt yurtsever hareketine karsi bir tutum aldigi konusunda da bir arastirma komisyonu kurmalarini tavsiye ederiz. Akilsizlar ve körler için bu iki sey sart. Baska türlü gerçeklere ulasmalari olanaksiz.

Kemal Burkay (Isminin basinda Mustafa olup olmamasi onun kalite ve niteligini degistirmez) ömrünün yetmis yilini sosyal mücadeleye adamis bir kisidir. O altmis yildir Kürt ve Kürdistan özgürlügü için çaba vermis, örgüt kurmus, kitap yazmis, yüzlerce ulusal ve uluslararasi konferansa katilarak bu davayi savunmus, yillar önce yazdigi kitap ve makalelelerle Kürdistanin sömürge durumunu bilimsel verilerle ortaya koymus, Türkiye kosullarinda Kürt Halkinin kurtulus mücadelesi konusunda düsüncelerini net bir biçimde, saga sola çekistirmeden yazmis bir düsünce ve siyaset adamidir. O adinda Kürdistan sözcügü olan bir parti kurarak 30 yil boyunca genel sekreterligini yapmis bir kisidir.

Kemal Burkay yirmili yaslardan beri Türkiye’de sosyal ve siyasal mücadele içindedir. Altmis yildir bu politikalar içinde yogun olarak mücadele etmis, daha sonra ömrünün önemli bir kismini sürgünde geçirmis bir Kürt aydin ve siyasetçisidir. O siyasal mücadele içindeki yerini tanimlarken her zaman sosyalizme inandigini ve sosyalist dünya görüsünü benimsedigini dile getirmistir. Sistemin dagilmasindan sonra da inancini yitirmemistir.

Ama Kemal Burkay her seyden önce bir Kürt yurtseveridir. O, bir Kürt aydini/ siyasetçisi olarak hiçbir zaman Kürt Ulusal hareketini öteleyen, inkar eden, distalayan bir tutum içine girmedi, girmez de. Çünkü Kemal Burkay her gerçek sosyalist gibi önce iyi bir yurtseverdir.

Kaldi ki, Sosyalist olmak yurtsever olmakla, kendi ulusunun özgürlük mücadelesi ile ters düsmez. Tersine ezilen halklarin özgürlügü mücadelesinin en bilinçli neferleri o halkin sosyalistleridir.

Gelelim Burkayin makalesinde (Bazi Modalar Üzerine) milliyetçilik konusunda söylediklerine ve söylemediklerine; ve ama densiz kisler tarafindan nasil manipüle edildigine..Makaleyi her isteyen Facebook’ta bulup okuyabilir, bu nedenle buraya almadim. Ancak sayin Burkay’in o makaledeki net ve anlasilir meramini yine Burkaydan size aktarmak istiyorum.

‘Ben dünyaya çok daha genis açidan bakan bir Kürt yurtseveri ve sosyalistim. Yazdigim yazida Kürt milliyetçiligini bozguna ugrattik diye bir ifade yok. Kürt milliyetçiligi adina sosyalizm ve demokrasi düsmanligi yapan görüsleri bozguna ugrattik deniyor..Bu ikisi çok farkli. Diger bir deyisle, ‘bozguna ugrattik,’ dedigim, bu baylarin ileri sürdügü gibi ‘Kürt milliyetçiligi’ degil, bu perde altinda ileri sürülen yanlis görüslerdir. Kürt halkinin özgürlük mücadelesi hakli bir mücadele. Sosyalizm ve demokrasi düsmanligi ise bu hakli davaya ancak zarar veren yanlis ve gerici bir tutumdur. ‘

Bir sosyalist olarak sayin Burkay soyalistlerin Kürt ulusal hareketine yaklasimi konusunda da bilgiler veriyor. Bu bilgileri yanlis bulan ‘milliyetçi’ varsa beri gelsin.

‘Birçok kisi agzini açtiginda, Kürt davasini savunma adina, sosyalizme ve sosyalistlere atip tutuyor. Sanki sosyalistler Kürt halkinin birligini ve özgür olmasini engellemis!.. Birçok kisi agzini açtiginda ‘demokrasi istemi Kürtleri ilgilendirmez, Kürtlerin davasi baska!’ diyor… Birçok kisi agzini açtiginda ‘halklarin kardesligini’ savunanlara öfkeleniyor. Kürt milli davasi adina ileri sürülen bu görüsler yanlis ve Kürt halkinin hakli davasina büyük zararlar veriyor. Bu nedenle bu yanlis görüsleri teshir edip ilerici ve yurtsever çevreleri uyarmayi bir görev saydim. Yazimda, geçmiste de bu türden modaya dönüsen yanlis görüsler vardi ve biz onlarla mücadele edip bozguna ugrattik diyorum.’

Peki Kemal Burkay Kürt davasi konusunda ne düsünüyor kisa ve öz olarak. Burkay en son yazdigi yazida söyle diyor: ‘Sosyalistlere atip tutmaktan, Kürt halkinin içinde bulundugu zor durumu, bölünmüslük halini onlara yüklemekten zevk aliyorlar. Demokrasi istemlerine, bunun için yürütülen mücadeleye dudak büküyor ve bunu da Kürt davasina zarar veren bir çaba gibi göstermeye kalkisiyorlar. Kürt halkina baski uygulayan devlet mekanizmasi ile kendileri de bizzat kendi egemen siniflarinin sömürü ve baskisina ugrayan, bu halleriyle Kürt halkina müttefik olabilecek komsu halklari birbirinden ayiramiyor ve tümünü düsman safina koyuyorlar. Bu halklarin dostlugunu kazanmak için çaba göstermenin önemini kavramiyorlar. Buna karsi sessiz kalinabilir mi? ‘

Ve Burkay’in ‘sahte Milliyetçilere söyledigi sey sudur.: ‘Onlar bu anlayislariyla kitlelere dogru yolu gösteremez, ulusal birlige katki sunamaz, Kürt davasina dost kazanamazlar. Tersine olan dostlari da kaçirtirlar.’

Son olarak bizim HAK-PAR olarak milliyetçilik konusundaki bakis açimizi da kisaca anlatmakta yarar görüyorum. Partimiz gelinen noktada milli ve demokratik bir programa sahiptir. Kürtlere siyasal bir statü talep etmektedir. Kürt meselesinin bir cografya meselesi oldugunu bu cografyanin adinin Kürdistan oldugunu ve bu cografyada çesitli etnik ve azinlik sayilabilecek yapilar oldugunu, bunlarin tümünün etnik ulusal ve kültürel haklarinin oldugunu, demokratik bir özgürlügün her kese pay edilmesi gerektigini, azinliklara da haklarinin taninmasi gerektigi inancina sahibiz ve bunun için mücadele ediyoruz. Biz özgürlük mücadelesini demokratik bir toplumun insa edilmesi mücadelesinden ayri düsünmüyoruz.

Gelelim çagdas Kürt milliyetçiligi konusuna:

Su anda yönetsel bazda canli olarak verebilecegimiz en iyi örnek Güney Kürdistan örnegidir. Kürd federe hükümeti bugün, her türlü soven egilimleri red etmektedir. O bölgede yasayan tüm halklar ve etnik guruplar arasinda tam bir hak esitligine dayanan bir hükümet is basindadir. Güney Kürdistandaki Kürt olmayan topluluklar; Asuri, Ermeni, Keldani ve Türkmenlerin çogu güney Kürdistan hükümetini Baas rejimine tercih etmektedirler. Çünkü ulusal haklari Kürdistanda anayasal güvence altindadir. Oradaki yönetimin agirlikli bilesenleri ve iktidar partisi KDP köklü milliyetçi hatta muhafazakar bir gelenekten gelmektedir. Ama yönetimde demokratik temayüllerden sasmamaktadirlar.

Elbet bir ulusun kurtulusu yurtsever ve demokratik, hatta milliyetçi taleplerle ivme kazanir. Ancak ulusal hareketlerde herkesin milliyetçi olmasini beklemek ya da ulusal hareketi milliyetçilerin disinda herkese kapali tutmak son derece yanlistir. Çünkü bir ulusal harekette herkesin milliyetçi olmasi gerekmiyor. Ulusal hareketin tüm bilesenlerinin hedefini aynilastirmak ve teklestirmek de bir yarar getirmez. Ulusal hareketin bilesenleri özerklik, federasyon, bagimsizlik gibi programlara sahip olabilir. Bu çok normaldr. Ayrica da millet olma hali de budur zaten.

Bu nedenle kendini Kürt milliyetçisi diye adlandiran herkes Kürt ulusal bilesenlerine saygili olmali, onlara hosgörü ile bakabilmelidir. Daha da önemlisi milli siyaset Kürdistani olmali ve Kürdistanda yasayan ve Kürd olmayanlari da kapsamalidir. Kürd ulusal hareketi, degisimi, dönüsümü, demokratik, esit ve özgür yeni bir yapilanmayi, özgür ve demokratik bir Kürdistani hedeflemelidir.

Unutmayalim ki Özgür ve demokratik bir Kürdistan mücadelesinde, yurtseverler, milliyetçiler, demokratlar, yurtsever dindarlar, sosyalistler hatta liberal ve muhafazakârlar ayni cephede olabilirler ve birbirlerine tahammül edebilmelidirler.

Bizim çagdas milliyetçilikten ve Kürt Ulusal davasindan anladigimiz budur. Buna karsi gelene de bize göre çagdas Kürt Milliyetçisi denemez.

Latif Epözdemir

Back to top button