SOSYALIZME YÖNELIK BAZI ÇARPITMALAR

‘Geçmisin kisa bir özeti’ baslikli son iki yazimda, Kürt sosyalistlerinin, özellikle de kamuoyunda ‘Özgürlük Yolu Hareketi’ olarak taninan Kürdistan Sosyalist Partisi’nin geçmisteki çalismalarini anlatmistim.
Bu yazimda, milliyetçilik perdesi altinda bize ve sosyalist harekete yönelik olarak yapilan baska çarpitmalardan söz etmek istiyorum.
Söz konusu baylar bir bütün olarak dünya sosyalist hareketini, Sovyetler Birligi’ni ve bir sistem olarak sosyalizmi, sosyalist dünya görüsünü hep suçladilar ve hala suçluyorlar. Nerdeyse gözü doymaz kapitalistler, toprak agalari ve tarikat seyhleri kadar sosyalizme düsmanlar. Sosyalist sistemle ilgili olarak 1980’li yillarin sonunda yasananlardan keyifle söz ediyorlar.
Oysa söylemeye gerek yok ki ulusal baskiya karsi çikanlar ve ulusal soruna saglikli çözüm önerenler en basta Marksistlerdir. Marks, ‘baska bir ulusu ezen ulusun kendisi de özgür olamaz,’ demisti. Lenin, uluslarin kendi kaderini tayin hakkini savundu ve devrimin ardindan Sovyetler Birligi’nde hayata geçirdi. Sovyetler Birligi 16 cumhuriyet ve yüze yakin otonom bölgeden ve eyaletten olusuyordu. Tüm halklar kendi dillerinde egitim görüyordu ve dilleri resmi dildi.
Bundan oradaki Kürt azinligi da yararlandi. Kürt diliyle egitim yapildi; Moskova, Leningrad ve Erivan’da Kürt dili ve tarihi alaninda enstitüler açildi; böylece bir dizi Kürt yazari, arastirmacisi, bilim adami yetisti ve bunlarin eserleri basildi. Daha sonra, Stalin döneminde ortadan kaldirilsa da, Ermenistan ve Azerbaycan arasindaki Laçin bölgesinde otonom bir bölge olarak Kizil Kürdistan olusturuldu. Mahabad Kürt Cumhuriyeti, Ikinci Danya Savasi sirasinda Sovyet destegi ile kuruldu (Savas sonrasi Sovyet ordusu Iran’dan çekilince ise ne yazik ki yasayamadi).
Bütün bunlari bir türlü görmemek, görmek istememek nasil bir duygu?..
Ne var ki Kürt milliyetçisi geçinip sosyalizm düsmanligi yapanlar bu gerçegi de çarpitmaktan geri kalmadilar. Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti Iran ve emperyalist dostlari eliyle yikilmisken onlar suçu Sovyetlere yüklediler.
Kürt milliyetçiligi perdesi altinda sosyalizm düsmanligi yapanlar, Sovyetler’in, ülkesi dört devlet arasinda bölünmüs ve agir baski altinda olan Kürt halkina gereken destegi vermedigini ileri sürüyorlar. Bu konu bir yönüyle tartisilabilir elbet. Örnegin sosyalist ülkeler Kürt halkinin durumunu uluslararasi kuruluslara tasimadilar. Saddam döneminde Irak’ta Kürtlere uygulanan soykirim karsisindaki tavirlari da iyi degildi. Biz de geçmiste bu konuda onlari elestirdik. Buna iliskin mektup ve açiklamalarim anilarimda yer aliyor. Ama sosyalist ülkelerin Kürt halkini özgürlestirmek için söz konusu dört devlete savas açmalari da beklenemezdi herhalde. Devrim ihraç edilmez.
Öte yandan, Kürdistan’in 1. Dünya Savasi sirasinda bir kez daha bölünmesi emperyalist devletler eliyle oldu. Kürt halkinin bu duruma düsmesine ve ülkesinin bir daha bölünmesine iliskin söz konusu sürecin de iyi degerlendirilmesi gerekir. Kürtlerin kendisi bu süreçte ne yaptilar?
Bu savas sirasinda Araplar, Osmanli imparatorlugu dagilirken firsattan istifade, seyh ve emirlerinin öncülügünde kendi devletlerini kurarken. Kürt aga ve seyhleri Mustafa Kemal’in çagrisina uyup Sivas ve Erzurum kongrelerinde yer aldilar, tüm cephelerde Fransizlara, Ingilizlere, Ruslara, Yunanlilara karsi savastilar, kaderlerini Türklerle birlestirdiler. Ankara Büyük Millet Meclisi’nde yer aldilar ve ‘Ismet Pasa bizi de temsil ediyor’ deyip Lozan’a tel çektiler Farkli düsünen, Kürtlere statü isteyen kimi Kürt aydinlari etkisiz kaldilar. Kürt halki o dönemde ciddi bir ulusal örgüte sahip degildi, Kürt köylüsü aga ve seyhlerin kontrolünde idi ve onlarin tutumu böyle oldu.
Sonunda isgalci güçler püskürtüldü, Anadolu’da Mustafa Kemal’in öncülügünde bir devlet kuruldu, ama Kürtler hava aldilar. Kendilerine bir statü taninmadigi gibi, yok sayildilar, dilleri bile yasaklandi. Daha sonraki gelismeler ise biliniyor, herhalde onlari anlatmam gerekmez.
Simdi Kürt sosyalistlerini suçlamakla vakit geçirenler ve Kürt feodallerine övgü düzen baylar acaba geçmisteki bu olup bitenler üzerinde hiç düsündüler mi?
Sunu da eklemeliyim ki feodalite, dogasi geregi uluslasmaya karsidir. Ülke çapinda ulusal bir yönetim, ülkeyi bir bakima kendi aralarinda bölüsmüs ve kendi basina buyruk feodallerin isine gelmez. Bati Avrupa’da ilk ulusal devletler ancak feodaliteye karsi mücadele ile mümkün olmustur. Italya’da Garibaldi’nin liderligindeki ulusal hareket, ülkenin kuzeyine kadar yürüyüp feodal beylere ve site devletlerine bas egdirerek bunu basardi. Ispanya’da iki feodal beyligin basindaki Ferdinand ve Izabella, birleserek ve diger beylere zorla bas egdirerek Ispanya’nin birligini sagladilar.
Elbet feodal sinifin saflarinda da ulusal harekete katilanlar, hatta basi çekenler çikar. Bu durum Kürt ulusal hareketlerinde de görülür. Ama bu tür örnekler feodalitenin genel olarak sinif karakterini degistirmez. (Uluslasma süreci, ezilen ulus milliyetçiligi vb. konulardaki genis bilgi için benim 1970’li yillarda yayinlanan ‘Türkiye Sartlarinda Kürt Halkinin Kurtulus Mücadelesi’ ile ‘Doguda Feodalite ve Asiret’ ve ‘Kürdistan’in Sömürgelesmesi ve Kürt Ulusal Hareketleri’ adli eserlerime bakilabilir.)
Öte yandan, sosyalizmi sadece ulusal soruna iliskin bakis açisi ve tutumuyla degil (bu bakis açisi ve tutumun olumlu olduguna, demokratik olduguna yukarda degindim), bir bütün olarak degerlendirmek gerekir. Sosyalizm her türlü sömürüye ve esitsizlige son vermeyi, insani her bakimdan özgür kilmayi öngören bir dünya görüsüdür. Sosyalist ülkelerdeki, ne yazik ki sistemin yikilisiyla uzun süreli olamayan uygulama, bunu somut olarak gösteriyor. (Sistemin yikilisinin nedenleri ise ayri bir konudur, biz bunu geçmiste tartistik ve sonuçlar çikardik.)
Sosyalist ülkelerde issizlik, açlik yoktu, evsiz insan yoktu. Bir dilenci göremezdiniz. Egitim ve saglik hizmetleri parasizdi. Ulasim hizmetleri bedava denecek kadar ucuzdu. Herkes deniz kiyisinda ya da daglardaki sayfiye yerlerinde tatil yapabiliyordu.
Sosyalist ülkelerde toprak agaligi yoktu, köylüler kooperatifler halinde örgütlenmislerdi. Kooperatifler modern tarim araçlariyla donanmis, ayrica sinema, tiyatro gibi kültürel hizmetlere kavusmustu.
Sosyalist ülkelerde insanlarin beynini yikayan, onlari bir müride çeviren tarikatlar yoktu
Ama sistem yikildiktan sonra kapitalizmle birlikte, onun ikizleri olan issizlik ve yoksulluk ile mafya ve fuhus da geri geldi. Bilinçli emekçiler simdi o günleri mumla ariyorlar.
12 Eylül 2021
Devam edecek
Kemal Burkay