Makale

Su Korona Günleri – 4. Bölüm INSANLAR BU DURUMA NASIL GELDI?

Kemal Burkay

Bu yazi dizisinin önceki bölümlerinde, insan eylemi sonucu günümüzde dünyanin yüz yüze oldugu ciddi sorunlara, özellikle kapitalizmin yol açtigi kötülüklere özetle deginmistim. Peki insanlar dünyayi bu duruma nasil getirdiler, ya da kendileri bu duruma nasil geldiler. Kisaca bundan da söz etmek istiyorum. Çünkü -eger zaman kaldiysa- kendimizi ve dünyayi bu kötü durumdan kurtarmak bunu kavramaya, insanligin bu yönde bilinçlenip harekete geçmesine baglidir.
Atalarimiz, ‘komünal toplum’ da dedigimiz avcilik ve toplayicilik döneminde oldukça sade bir yasam sürüyorlardi. Gruplar halinde avlanarak ve meyve toplayarak, bu ürünleri ortaklasa tüketerek, yani esit bir paylasimla yasamlarini sürdürüyorlardi. Henüz ev yapmayi ve tarla tarimini bilmiyorlardi, magaralarda, agaç kovuklarinda yasiyorlardi. Geliskin bir maymun grubu gibi…
Insanligin bu ilk evresi yüzbinlerce yil sürdü.
Ama ellerini kullanip alet yapmayi beceren iki ayaklilar olarak, yasam için gerekli araçlari giderek gelistirdiler. Sopadan mizraga geçtiler. Hayvanlarin bir bölümünü; köpegi, koyunu-keçiyi, sigirlari, domuzu, tavuk ve ördekleri ehlilestirdiler. Bahçe kurmayi, arpa, bugday gibi dogadan toplayip yedikleri tohumlari ekip çogaltmasini, yani tarla tarimini ögrendiler. Bu onlarin beslenme olanaklarini oldukça iyilestirdi. Topraktan çanak çömlek yaptilar. Bu onlarin suyu ve sütü, meyveleri, tohumlari koruyup tasimasina olanak sagladi. Bu olanaklara kavusunca artik av pesinde kosup yer degistirmeye pek gerek kalmadi; barinmak için kulübeler, evler yapmaya basladilar; böylece ortaya ilk yerlesim yerleri çikti.
Insanlik tarihindeki bu gelismeye neolitik devrim diyoruz. Biz Kürtler bakimindan bunun ilginç ve onur verici yani su ki, bu devrim dünyada ilk kez bizim ülkemizde, Kürdistan’da gerçeklesti ve giderek çevre cografyalara yayildi.
Bunu izleyen dönemlerde bakirin ve demirin bulunmasi, bu madenlerin alet yapiminda kullanilmasi, atin ehlilestirilmesi, tekerlegin kesfi. Kagni ve at arabasinin otaya çikmasi vb. gelismeler yasandi. Bunun yani sira yazinin bulunusu, bilimler ve sanatlarin ortaya çikisi…
Buna insan toplumlarinda uygarligin ortaya çikisi da diyoruz. Alet yapmakla baslayan, tarimla, mimariyle, yazi, bilim ve sanatlarla gelisen uygarlik, 10-12 bin yil öncesinden baslayarak çok hizli bir seyir izledi. Ilk geliskin örnekleri Mezopotamya ve Misir’da, daha sonra Akdeniz kiyilarinda, Anadolu’da, Yunan ve Roma’da, Çin’de ve Hindistan’da yasandi.
Uygarlik bir yönüyle güzeldi, iyi idi, insan yasamini iyilestiriyor, onun dogaya uyum saglamasina olanak veriyordu. Öte yandan bu gelismenin her yönüyle iyi yönde oldugu söylenemezdi.
Örnegin insanlar demiri bulunca demir uçlu mizrak ve kazma, balta gibi aletler yaptilar. Mizrak avlanmak için, kazma topragi islemek için, balta odun kirmak için pekâlâ olumlu bir islev görüyordu. Ama onlar demirden kama ve kiliç da yaptilar ve mizragi, kama ve kilici ayni zamanda baska insanlari öldürmek için de kullandilar. Bu tür aletleri, bunun yani sira, ati ve at arabasini kullanarak komsu cografyalardaki insan topluluklarina savas açtilar, onlarin topraklarini ve mallarini ele geçirmek için. Kadin ve erkeklerini ya öldürdüler, ya da esir edip kölelestirdiler.
Örnegin Asurlular heykel ve kabartma sanatinda bugüne kalan, müzeleri süsleyen hayranlik verici pek çok eser biraktilar. Ama ayni Asurlular savas seferleri ve siddetleriyle de çevre halklara dehset salmislardi. Bir Asur krali, komsu Mitanniler üzerine yaptigi böyle bir seferinden söz ederken orada 14.400 kisinin birer gözünü kör ettigini övünerek anlatir.
Misir firavunlarinin insa ettikleri piramitler de muhtesemdir ve bugün de insanlarin hayranlikla gezip gördükleri yapilardir. Öte yandan, firavunlarin kendilerini ebedi kilmak, san ve söhret için yaptiklari bu eserlerin her birinde on binlerce köle acimasizca çalistirilarak hayatini yitirdi.
Köleci toplum ilk sinifli toplumdu. Komünde ayrisma olmus, özel mülkiyet, zengin-yoksul ayrimi ortaya çikmisti. Güçlü olanlar topraklari, hayvanlari kendi özel mülkleri yapmislardi; hatta esirlerden baslayarak diger bir bölüm insani köle olarak mülke çevirmislerdi.
Kadinlarin erkekler karsisinda esitsiz duruma düsmeleri de bu dönemde basladi. Komünal dönemde kadin saygin bir konumdaydi, ailede matriarkal (madersahi), yani erkin anada oldugu sistem geçerliydi. Köleci sisteme geçisle birlikte, ailede patriarkal (pedersahi) istem olustu, yani erk babaya geçti.
Sinifli toplumla birlikte, düzeni isletme ve baski araci olarak devlet, yasalar, askerler, yargiçlar ve zindanlar ortaya çikti. Düzene karsi çikanlar, itiraz edenler cezalandirildilar; ya öldürüldüler, ya zindanlara kondular… Yasalar ve yargi basindan beri mülk sahiplerinin, yani özel mülkiyetin emrinde oldu.
Günümüzde bile adliyelerde, yargiçlarin arkasindaki duvarda yazili ‘Adalet mülkün temelidir,’ özdeyisi aslinda iste bunu anlatir; diger bir deyisle, adalet mülkü, daha dogrusu mülk sahiplerini korur. Mülk ise herkesin degildir, kimi Karun kadar zenginken, saraylarda yasarken, kimi ise meteliksizdir, basini sokacak yeri yoktur. Ve bugünün sözde ‘modern’ kapitalist toplumunda birinci grup küçük bir azinlik iken, ikinci grup çogunluktur.
Insan toplumunda kötülük, diger bir deyisle esitsizlik ve baski böyle basladi. Zamanla yeni biçimler kazanarak günümüze kadar geldi.
Köleci toplum insanlik tarihinde bin yillar sürdü. Hem kölelerin direnisleri sonucu, hem de, asil olarak sistemin kendi iç gelisimiyle sona erdi ve yerini feodal topluma birakti. Feodal toplum iki temel siniftan olusuyordu. Büyük toprak sahipleri ile onlarin topraklarini isleyen topraksiz köylüler, yani serfler… Serfler karin tokluguna çalisanlardi. Onlarin yarattigi ürüne ise büyük toprak sahipleri el koymakta idi..
Feodal toplumu kapitalist toplum izledi. Bu, buharli geminin icadi, sömürgecilik ve sanayilesme dönemine denk geldi. Bu kez iki temel sinif burjuvazi ve isçi sinif idi. Burjuvazi büyük üretim araçlarinin -fabrikalar, kapitalist çiftlikler ve ticarethaneler- sahipleri idi. Isçiler ise onlarin isyerlerinde emek karsiligi ücret alan mülksüzler… Isçilerin yarattiklari, ücretlerini asan arti deger tümüyle burjuvalarin, yani kapitalistlerindi.
Kapitalist toplumda bu iki temel sinifa ek olarak bir de küçük burjuvazi denen sinif var: Feodal sistemden miras kalan esnaf ve zanaatkârlar ile küçük toprak sahibi köylüler ve serbest meslek sahipleri…
Kapitalist dönemde geliskin sanayi ülkeleri dünyamizin diger bölgelerini sömürgelestirdiler ve kapitalizm emperyalist bir asamaya ulasti. Emperyalist ülkeler dünyayi yeniden bölüsmek için kendi aralarinda savasa tutustular ve gelisen silahlarla birlikte uluslararasi düzeyde çok daha büyük ve kanli savaslar yasandi. 1. ve 2. Dünya Savaslarinda dünyamiz bir uçtan diger uca yanip yikildi ve on milyonlarca insan hayatini yitirdi.

Devam edecek…
12 Mayis 2020

Kemal Burkay

Back to top button