Makale

Süleymaniye’de Ankara’nin ne adi ne de kendisi vardi

Ahmet Davutoglu disisleri bakani iken geçen yil 4-5 Mart tarihlerinde ikincisi düzenlenen ‘Süleymaniye Forumu’nun açilis toplantisinda konusmus ve kürsüyü o dönemdeki Irakli muadili Hosyar Zebari ile paylasmisti.

Bu yil 11-12 Mart tarihlerinde üçüncüsü düzenlenen Süleymaniye Forumu’nda ise birakin Türkiye’nin bakan düzeyinde temsil edilmesini, oturumlarda konusmaci olarak Ankara’dan herhangi bir yetkili bile yoktu.
Ögrendik ki davet edilmediklerinden degil, tam tersine Süleymaniye’ye gelip açilis oturumunu izledikleri halde konusmaktan son anda caydiklari için sahneye çikmamislar.
Yoksa, forumun ‘Mümbit Hilal’de Kargasa’ baslikli oturumuna Ankara’dan bir yetkili konusmaci olarak katilacakti.
Yetkiliyi konusmaktan caydiran faktörün ne oldugunu anlamak için müneccim olmaya gerek yok, oturumun basligi nedeni açikliyor: ‘Kargasa’, yani ISID.
Süleymaniye Forumu’nda ISID tartisilirken kentin 100 kilometre kadar batisinda, Kerkük civarinda Kürt güçleri ve ISID arasinda siddetli çarpismalar olmaktaydi. Iran destekli Irak ordusunun Tikrit’i geri almak için baslattigi saldiri da sürmekteydi.
2014’teki Süleymaniye Forumu’nun düzenlendigi Irak ile 2015’tekinin Irak’i arasindaki en büyük farki ISID’in haziranda Musul’dan baslayarak çok sayida kenti ele geçirmesi olusturuyor. Bu nedenle forumdaki bütün oturumlarin baskin ve yaygin konusu ISID sorunu idi.
Bölgede Ankara’nin ISID hususunda oynadigi role olumlu bakilmadigi da bir gerçek. Dolayisiyla Ankara yetkilisi oturuma katilsaydi izleyicilerin rahatsiz edici sorularina ve hatta medeni protestolarina muhatap olurdu ve haliyle hem kendisinin hem de rapor verdigi hükümetinin cani sikilirdi. O da zeki biri oldugu için tehlikeyi gördü ve vazgeçti.
Süleymaniye’de Ankara’dan kimse yoktu.
Dahasi, Ankara’nin adi da yoktu…
Geçen Persembe, forumun ikinci günündeki ilk oturum, ‘ISID’i yenmenin stratejisi: Son mu yoksa yeni bir çatismanin tohumlari mi?’ basligini tasiyordu.
Panelistler arasinda üst düzeyli isimler vardi:
Irak Cumhurbaskani Yardimcisi Usame El-Nuceyfi, Irak Ulusal Güvenlik Müstesari Falih Fayyad, Mesut Barzani’nin Baskanlik Divani Baskani Fuad Hüseyin, ABD Baskani Obama’nin ISID karsiti koalisyon nezdindeki özel temsilcisi Brett McGurk…
Oturum boyunca konusmacilar ISID’e karsi izlenecek stratejiyi tartistilar ve bunu Türkiye ve Erdogan adlarini bir kez bile telaffuz etmeden yaptilar.
Fuad Hüseyin mesela, sunlari söylerken Türkiye’den hiç bahsetmedi:
‘ISID’e karsi savas kolektif bir savas olmalidir. Stratejimiz ISID’i zayiflatmak ve onu yeniden bir terör örgütü seviyesine geriletmek ise hepimiz için strateji ISID’i Irak’ta ve Suriye’de yenmek olmalidir. ISID Suriye’de de yenilgiye ugratilmazsa Irak’a geri gelir. Suriye’deki Kürtler bu savasta ortagimiz olmalidir.’
ISID’i Suriye’de de yenmekten söz edilecek ama Türkiye’nin esamisi okunmayacak…
Normal mi?
Degil elbette.
Dayanamayip söz aldim.
‘Erdogan ve Türkiye adlarini bir kez bile telaffuz etmeden ISID’e karsi izlenecek savas stratejisini tartistiniz. Bunun nedenini açiklar misiniz?’ der demez salondan alkislar yükseldi.
Devam ettim:
‘Türkiye, izleye geldigi Suriye politikasi nedeniyle kendisini ISID’e karsi savas mevzuuyla alakasiz bir ülke konumuna mi soktu yoksa Türkiye’den bahsetmemek hususunda aranizda bir anlasma mi var?’
Ve yine salondan alkislar yükseldi.
Soruma Fuad Hüseyin cevap verdi. Konuya gayet ilginç bir noktadan giris yapti ve sunlari söyledi:
‘Daes’i (ISID) yenmek ve Daes’i bir devlet olmaktan çikarip terör örgütü konumuna itmek, onu ideolojik olarak da yenmeden mümkün degildir’.
Türkiye ve Erdogan’la ilgili bir soruya cevap verirken ‘Daes’in ideoloji cephesinde de yenilgiye ugratilmasinin sart oldugundan’ bahseden ‘kurmay zekasi’, Türkiye’deki iktidar ve ISID arasindaki bir ideolojik rabitayi diplomatik feraset ile kurmaktaydi.
Hüseyin sözlerini söyle sürdürdü:
‘Türkiye’nin önceligi farkli. Türkiye Esad’la savasilmasini isterken, Araplar, Kürtler ve uluslararasi toplum ISID’le savasmaya öncelik veriyor. Türkiye bu önceligini degistirirse durum da degisir.’
Ankara’dakiler Esad’i devirme saplantilarindan kurtulamazken sunlar olabilir:
ISID Irak’ta yenilgiye ugratildiktan sonra Suriye’ye çekilir; orada da yenilgiye ugratilmasi için bu kez ABD öncülügündeki koalisyonun muhatabi Esad rejimi olur. ISID’e karsi savas, ‘Cenevre 3’ müzakerelerinin, baska bir ifadeyle ‘Esad’li siyasi çözüm’ün de zeminini olusturur. ABD Disisleri Bakani Kerry’nin dün ülkesinin eninde sonunda Esad’la müzakere etmek zorunda kalacagini söylerken kastettigi bundan baskasi olamazdi.
Türkiye esasli bir U dönüsü yapmadigi takdirde mevzuyla alakasini yitirmeye devam edecek.

—————————————————

Milliyet-16 Mart

Kadri Gürsel

Back to top button