Makale

Sultanahmet Saldirisi: Yeni Bir Terör Dalgasi mi?

Dolmabahçe’de polise saldiri tuhaf bir saldiriydi. Saldirganin yaninda getirdigi bombalar patlamadi… Tabancasi ve tüfegi de sorunlu çikti… Tabancasi çok eskiydi, bazi gazeteler saldirganin ‘müzelik silahlar’ ile saldiriya geldigini yazdilar…

Oysa ki intihar saldirilarinda saldirinin ön çalismalari titizlikle yapilir, patlayici ve silahlar özenle seçilir…

Bu nedenlerle kimi yorumcular Dolmabahçe saldirisinda azmettiricilerin, eylemcinin vurulmasini veya yakalanmasini arzu ettiklerini tahmin ettiler…

Nitekim saldirgan yakalandi…

***

Dün gerçeklesen ve bir polisin sehit oldugu, iki polisin yaralandigi Sultanahmet’teki intihar saldirisi ayni serinin devami gibi duruyor…

Örgüt her iki saldiriyi da üstlendi ve yeni saldirilarin gelecegini söyledi…

Görünüse göre perdeyi bu örgüt açiyor…

Ancak insan merak etmeden geçemiyor, acaba Suriye sinirinda ISID tarafindan kaçirildigi belirtilen astsubay ile bu saldirilarin bir baglantisi var mi? Saldirilar gündemdeki baska bir olayla mi ilgili?

Almanya-Türkiye iliskileri bu islerin neresinde? Ya Yunanistan? Ya ABD?

Yoksa hedef, gelecege dönük bir gündem yaratma çabasi ile mi ilgili?

Bu saldirilarin gerçek hedefi nedir?

***

Terör örgütleri matruskalar gibidir…

Özellikle DHKP-C gibi örgütlerde ipin ucunun nereye varacagini kestirmeniz zordur.

Onun ucu buna, bunun ucu suna, sunun ucu da ummadiginiz bir yere çikar… Bir bakarsiniz ki magdur görünen aslinda saldirgandir…

Nitekim 1970’li yillarin terör dalgasinda, 1980 ve 1990’li yillarin faili meçhuller dizisinde bu tür örgütler bilerek/bilmeyerek büyük rol oynamislardir…

Dolmabahçe ve Sultanahmet saldirilari bazi hücrelerin uyandirildigini ve harekete geçirildigini gösteriyor…

Örgütün de ifade ettigi gibi saldirilarin devamini beklemek gerekir…

Ortam her anlamda bu tür saldirilara uygun: Siyasi ve toplumsal gerilim, güvenlik açiklari ve diger unsurlar yeni terör dalgalari için uygun bir zemin sunuyor…

Gerek örgütün açiklamalarindan, gerekse genel gidisattan anladigimiz önümüzdeki günlerde sansasyonel suikast ve saldiri eylemlerinin olacagidir…

Burada hedef olabilecek kisiler herkesin gerilecegi, herkesin ortak tepki verecegi kilit isimler olabilir… Ayni sekilde iktidar partisi mensuplari ve çevrelerinin de hedefte oldugu anlasiliyor…

Hedef, içeride ciddi bir gerilim olusturmak ve bunu kaosa çevirmek… Ihale bazi taseronlara çikariliyor, onlar da bilerek veya bilmeyerek kendi hedefleriyle en üst matruskanin beklentilerini örtüstürüyor…

Göreceksiniz, manzarayi tamamlayacak yeni aktörler ve eylemler de sahneye gelmeye baslayacaklar. Yönetmen sahnede özellikle PKK’yi görmek istiyor, onunla gerilim ortamini tamamlamayi arzu ediyor.

***

Diger taraftan, güvenlik güçlerindeki yeniden yapilanma süreci henüz tamamlanamadi. Bir ekip tasfiye oldu, yenisi gelemedi.

Daha dogrusu Terör ve Istihbarat’ta eskinin yerini dolduranlar hem tecrübesiz hem de isin dogasini anlamalari bayagi bir vakit alacak…

Oysa Türkiye’nin kaybedecek vakti yok… Gerek örgütler, gerekse siyasi rakipler güvenlik açiklarinin ziyadesiyle farkinda…

Sinirlar su anda delik desik… Suriye ve Irak kaynakli insan ve silah/patlayici trafigi inanilmaz boyutlarda…

Siyasi-toplumsal kirilmalar güvenlik güçlerinin isini daha da zorlastiriyor…

Özetle, maalesef Sultanahmet Saldirisi son saldiri degildi…

Ayrica saldiri dar çerçevede degerlendirilemeyecek kadar önemli bir dizinin küçük bir parçasi gibi duruyor…

***

Ne yapmali? Nasil önlem almali? derseniz, elbette güvenlik alaninda alinacak bazi önlemler var…

Ancak asil alinmasi gereken önlem siyasi ve toplumsal alanda.

Gerilimlerin yatistirilmasi ve genel olarak toplumsal barisin tesisi, her türlü asayis önleminden daha acil ve daha etkili görünüyor…

Bu ise biraz daha kucaklayici ve kapsayici bir siyaseti gerektiriyor.

———————————————————————

7 Ocak

Sedat Laçiner

Balkêş e ?
Close
Back to top button