Makale

Sürekli gerilim

Darbe girisimi sonrasinda ‘cicim ayi’ benzeri bir seyler yasandi ya (‘cicim’ neyse kismi neyse de ‘ay’ degil, ‘hafta’ gibi bir sey), herhalde çok kisi bu bitmez tükenmez gerginlikten muzdarip, bir ‘baris’ ortamina girildigi yolunda bir süre yazi yazildi, yayin yapildi, çagri da yapildi.

Gerilimden nefret ederim. Ederim de, olur olmaz ‘gerilim bitti’ bayram edecek halim yok. Üstelik, bitmedigini isaret eden bir yigin belirti varken.

Kiminle kimin arasinda oluyor bu ‘baris’? AKP ile MHP arasinda mi? CHP’nin orada olmasi süphesiz o günlerde AKP için önemliydi çünkü bununla dünyaya ‘Herkes bizim arkamizda’ propagandasi yapabildiler (Erdogan üslûbunca, yani ‘yanimizda’ degil ‘arkamizda’).

Ama HDP yoktu. Özellikle yoktu. Ismi de cismi de Cumhurbaskani tarafindan yasaklanmisti.

Simdi KHK sorunu çikti, baska sorunlar çikti. Cumhurbaskani ‘Bu beyefendi’yi ciddiye alamayacagini beyan etti. ‘Beyefendi’ Yenikapi’yi herkesin baska türlü anladigini söyledi. Böylece birkaç gün normal repertuvar disinda bir oyunu oynar gibi yaptiktan sonra kaldigimiz yere döndük. Bu arada CHP de beklenen hizmeti sunmus oldu.

Cumhurbaskani’nin cani tez. Farkli görüntü vermek gibi gerekçelerle mutad gidisatini degistirmek zorunda kalsa da oldukça kisa bir süre sonra o geçici kiliktan çikip uzun vadeli, ciddi hedeflerin gerektirdigi tavri takiniyor. Disa karsi oldugu gibi ‘iç’e karsi da. Nitekim son olay Efkan Ala.

Ayrica Cumhurbaskani 2002’den beri toplumda yasanan tuhaf süreci analiz ederek ve degerlendirerek gerilimin kendisi için en yararli siyasi zemini olusturduguna karar vermis bulunuyor. Gerilim yaratan olaylar, sorunlar degisebilir ama su nedene, bu nedene dayali bir gerginlik ortami her daim her seye egemen olmali.

Gerginlik olacak ama çatisan, tartisan taraflarin esit olmadigi bir gerginlik biçimi olacak. Taraflar esit olamayacak, çünkü AKP duruma egemen olacak; belirleme gücü onun elinde olacak. O yapacak, öbürleri itiraz edecek; ama itirazlarin etkili oldugu bir merci de bulunmayacak. 2002’den bu yana kendini gitgide iktidarda gören bir kesimin sürekli olarak bu iktidarin tehdit altinda oldugunu hissetmeleri saglanacak ve dolayisiyla o iktidari perçinleyen adimlar atilacak, hapishaneler dolacak, muhalif sesler susturulacak.

Efkan Ala’nin azledilmesi olayinin arkasinda da bu yolda bazi rahatsizliklar oldugunu saniyorum.

Bu gerilimden, polis devletine dogru hizli gidisten iktidarin vazgeçecegi konusunda bir beklentim yok, ‘iktidar’ gibi görece soyut bir kavram yerine Cumhurbaskani Tayyip Erdogan diyeyim. Erdogan’in yapmak istedigi, bir an önce gerçeklestirmek istedigi daha bir yigin is var: Topçu Kislasi’ndan ‘dindar nesil’e. Onun gözünde bunlarin gerçeklesecegi zemini yaratmanin yöntemi de bu. Dolayisiyla Tayyip Erdogan’in bir gün düsünüp, ‘Bu gerilim galiba fazla oldu. Biraz politika degistirsem’ diye karar verecegine inanmanin da bir anlami yok.

Tayyip Erdogan istesin istemesin bir örgütle birlikte hareket etmek zorunda. Peki o örgüt bu gerilime ‘artik yeter’ der mi-diyebilir mi?

Bu birinci duruma göre daha ‘olabilir’ bir sey ama gene de çok zor. Bir kere örgüt dedigimiz, 2002’deki örgüt degil.

Tayyip Erdogan’in iradesi disinda, hele onunkiyle çelisen bir iradenin orada zuhur edebilecegine fazla ihtimal vermiyorum.

Ancak ‘örgüt’ degil de, yani örgütün etkin kesimi degil de, genis bir cephe olarak islâmcilar, simdiye kadar AKP’ye oy vermis olanlar, sempati duymus olanlar diye baktigimizda, o genel planda epey bir hosnutsuzluk var. Bunun azalacagi degil, artacagi kanisindayim.

Bunlar Türkiye’nin iç kosullari, onun da bir alani. Uluslararasi çerçevede baktigimizda Tayyip Erdogan’a ya da politikalarina gerçekten olumlu gözle bakan aktörlerin sayisi iyice azaliyor. Ama dünyada böyle bir yalnizlasmanin iç politika üzerinde etkileri ne olur?

Simdiye kadar, daha fasizan (izolasyonist) bir ideolojiyi basat kilmaya katkida bulundu.

Yani, sonuç olarak, durum parlak degil, gidisat hiç parlak degil.

——————————————————

T24-5 Eylül

Murat Belge

Back to top button