Suriye Kürdistan’i diyebilmek
Bundan 2.5 yil önce söylenenlerle bugün gelinen nokta arasinda hiçbir benzerligin olmadigi Suriye meselesinde, ‘eski’ Kürt söylemi devam ediyor. Oysa, yasananlar eski söylemin önünde gidiyor. Ancak eski söylem de bir süre sonra yasananlara yenik düsecek gibi.
Tarihin belli dönemlerinde konjonktür belirleyicidir. Eger olabilecekleri tüm yönleri ile degerlendirmeden yoksunsaniz konjonktüre mahkum olur ya da eski siyaset ve yaklasimla isi çözmeye çalirsiniz ki basarili olmaniz pek mümkün degildir.
Suriye’deki savasin geldigi nokta ve rejimin konumundan bagimsiz olarak, Türkiye/Suriye sinirindaki son gelismeler, Türkiye’yi hazirliksiz yakaladi. Ancak, Suriye politikasini kuranlarin böyle bir durumun ortaya çikacagini düsünmemis olma ihtimali bile bölge ile ilgili bilgi ve tecrübe eksikliginin göstergesi.
Son günlerdeki olaylar Suriye Kürdistan’i, Bati Kürdistan ya da Rojava denilen bölgede cereyan etmekte. Terminolojik olarak o bolgeye Kuzey Suriye ya da Suriye’nin kuzeyi demek eski siyasetin kaybetmeye mahkum dilinden baska bir sey degil.
Bir zamanlar Kürde Kürt diyemeyen anlayis yillarca Irak Kürdistan’ina Kuzey Irak dedi. Oysa böyle bir bölge yoktu. Mithat Sancar Milliyet Gazetesi’nde ‘Sirf Irakli Kürtlere Kürt dememek için ne manevralar yapildigini, sadece insanlara degil ‘dil’e de eziyet etme pahasina ne terimler uyduruldugunu hatirlayalim. O da asildi mecburen. Ama sanci ve eziyet, bu sefer cografya üzerinden devam etti. ‘Kürdistan’ kelimesini telaffuz etmemek için türlü yollar deneniyor. Irak Anayasasi bile görmezden gelinerek, Kürtlerin yasadigi cografya hala ‘Kuzey Irak’ olarak adlandiriliyor’ diyor.
Simdi de Suriye Kürdistan’i ya da Bati Kürdistan dememek için yapay bir terminoloji yaratma çabasi var. Yakin tarihe baktigimizda bu durumun asildigi ama zaman kaybedildigi görülür.
Bölgedeki hiçbir yapinin Arap ayaklanmalarinini dogrudan ya da dolayli etkisinden muaf olmadigini söylemistik. Böyle de oldu. Bu dönemde Kürtler yillardir verilen mücadelenin de etkisiyle Ortadogu’da önemli bir özne olarak yeniden sahneye çikti.
Türkiyenin, Suriye’de savas basladiginda Kürtlerin bir süre sonra ülkenin belli bölgelerinde etkin olacagini tahmin edememesi Suriye’de sadece bir kesimi /bir çiziyi savunmasi bugün manevra alanini kisitladi. Üstüne üstlük, Türkiye tarihin en önemli adimlarindan biri olan baris sürecine paralel gitmesi gereken bir Suriye Kürdistan’i politikasinin olmamasi ya da ikisinin ayri olgularmis gibi ele alinmasi Türkiye’nin Suriye politikasini tikanma noktasina getirmistir.
Suriye’de Türkiye’li Kürtlerin akrabalari ile kurulacak bir gelecegin hem Türkiye hem de Suriye’deki sürece katkisi büyük olacak. Türkiye Suriye’nin geleceginde El kaide baglantili yapilanmalarla bir arada olabilir mi? Kuskusuz yanit hayir olmali ve bu teskilatlara baglanti kesilmelidir.
Türkiye Suriye Kürdistan’i meselesinde tipki su anki Irak Kürdistan’i ile oldogu gibi bir iliski kurmali. PYD liderligi ile resmi düzeyde iliski kuran ama Suriye’de bir yapilanmaya ‘izin vermeyiz’ söylemi, tipki 10 yillar önce Irak Kürdistan’ina yönelik eski-askeri söylemden farksizdir.
Tarihin gerisinde kalmamak için kitleleri, gidisati, cografyayi iyi okumak gerekir. Esad rejiminin iki ayda yikilmayacagini gördük. Kürtlerle kurulacak ittifakin aslinda Esad rejiminin yikilmasini kolaylastirabilecegini düsünmek gerekir. Ama Suriyeli Kürtlerle iliskinin temeli bu olmamali. öncelikle ön yargilalardan kurtulmak, bir baris ve kabul etme süreci gelistirmeyi öncelemek lazim. Suriye Kürdistan ya da Bati Kürdistan demekten korkmamak Türkiye’de baris sürecinin ayaklarindan birinin orada oldugunu unutmamak gerekiyor.
T24 sitesi
Mete Çubukçu