Haber

SUSMAK ÖLÜMDÜR!

Hürriyet Gazetes’inden Cansu Çamlibel’in Kemal Burkay’la yaptigi röportaji okuyucularimiza sunuyoruz.

Kemal Burkay ile AK Parti’nin yörüngesine girdigine yönelik suçlamalari, aldigi ölüm tehditlerini ve PKK’nin tepesini attiran iddialarini konustuk. Kadiköy’deki yeni ufak ofisindeki bulusmanin sonunda bir taze haber verdi, bir de son siirini…Burkay siyaset orucunu bozmus, HAK-PAR çatisi altinda sahalara dönüyor

Cansu ÇAMLIBEL
Fotograf: Selçuk SAMILOGLU

Türkiye’de Kürt siyasal hareketinin sembol ismi Kemal Burkay sürgünde geçen kesintisiz 31 yilin ardindan geçen yaz ülkesine döndü. Hükümetin Kürt sorunu için öngördügü açilim sürecine paralel olarak Türkiye’ye davet ettigi Burkay, hakkindaki davanin düsmesini bekleyince dönüsü açilimi iskaladi. Ancak medya Burkay’in dönüsünün kendi içinde tasidigi anlami iskalamadi. Sezen Aksu’nun sesinden dinlemeye alisik oldugumuz meshur siiri ‘Gülümse’ye gönderme yapan basliklarla günlerce mansetlere tasindi. Federasyon gibi ileri söylemleri bile son derece yumusak bir üslup ile dile getirdigi için Türk kamuoyunda pek tepki çekmedi. Hatta Burkay’in asimile oldugunu düsünenler belki de çogunluktaydi. Ancak yöntemlerini keskin dille elestirdigi PKK’nin serrini alti ayda ziyadesiyle üzerine topladi. Birkaç hafta önce TBMM Insan Haklarini Inceleme Komisyonu’nda konusurken PKK’nin bir devlet projesi oldugunu söyleyince ortalik iyice karisti. Murat Karayilan karsi taaruza geçti, Burkay’i hedef gösterdi.

RAHAT OL, POLISI KULLANIYORUZ
Öcalan ilk kurulus yillarinda Antep’ten Urfa’ya Mehmet Uzun diye bir arkadasiyla beraber arabayla gidiyor. Yazar Mehmet Uzun degil bu. Araba silah yüklü. Yolda polis durduruyor. Karakola götürülüyorlar. Öcalan, Uzun’a ‘korkma, rahat ol’ diyor. Telefonlar ediliyor, bunlari birakiyorlar. Uzun sasiriyor. Öcalan, ‘biz polisi kullaniyoruz’ diyor. Ankara’ya döndüklerinde Mehmet Uzun bunu merkez karar komitesinde gündeme getiriyor. ‘Temiz niyetlerle girdigimiz bu örgüt, polis tarafindan kurulmus ve yönetilen bir örgüttür’ diyor. Birkaç gün içinde vuruluyor, yaralaniyor ama kurtuluyor. Babasina anlatiyor. Babasi ise su an ismini vermeyecegim çok iyi tanidigim yazar bir dostuma anlatti. Mehmet Uzun sonra tekar sikistirildi ve Tuzluçayir’da öldürüldü.

PKK’YI KURAN DÖRT KISI DE ISTIHBARATÇI

Saniyorum 1980’de darbeden sonra devlet Öcalan’in Suriye’ye geçmesini istedi. Çünkü kendi elemanlarinin yakalanmamasi lazim. Kimlerdir onlar? Öcalan, Kesire ve Duran Kalkan’dir. Pilot Necati Kaya zaten askerdi. Bu dörtlü saglam. Baskalari da kullanilmis olabilir ama bu dört ismin istihbaratin adami oldugundan kusku duymuyorum. Sistem 1984’ten itibaren kendi çikardigi yangina bir bakima eteklerini kaptirdi. PKK’nin birinci dönemi Türk istihbaratinin kontrolünde oldugu kurulus dönemidir. Ikinci dönem Suriye’nin kontrolüne oldugu dönem. Bu dönemde sistem PKK ile savasa tutustu.


DEVLET PKK ILE KÜRT HAREKETINI VURDU

Sistem PKK’yi kullanarak Kürt hareketini tasfiye etmeye çalisti. Kürt hareketini terörist gösterdi. Kenan Evren’in demeçleri var ‘yakinda Avrupa’dakilerin de sesini kisacagiz’ diye. Arkamizdan devletin askerini, polisini gönderecek degildi elbette. O dönemde PKK’nin yurt disinda bizlere yönelik saldirilari oldu. Biri Paris’te, biri Hannover’de Komkar’dan iki arkadasimiz vuruldu. PKK kendisiyle birlikte Kürt hareketinin adini teröriste çikardi, imajini bozuldu. Öyle dönemler oldu ki Isveç’te, Almanya’da Kürtlere ev vermek istemiyorlardi.


PROTOKOLÜ IMZALADIK, ÜZERINE TATLI YEDIK

Ilk kez Özal bu kirli savasin sonuç vermeyecegini gördü. Celal Talabani araciligiyla Öcalan’la iliski kurdu ve ateskes sagladi. Tam o süreçte Talabani Sam’da görüsmek için bana haber yolladi. Öcalan ile bulusturmak isteyecegini tahmin ettim, tereddüt ettim ama gittim. Talabani’nin Suriye’ye geldigi zaman kaldigi bir evde görüstük. Ben bazilarinin dedigi gibi onun (Öcalan) ayagina gitmedim. Sam onun babasinin mülkü degil. Ateskes sürecinin basarisina destek olmak gerektigini söyledik. Apo ile bir protokol imzaladim. Kendi elyazimla ben kaleme aldim; bu is çatismayla çözülmez, demokratik adimlar atilmalidir, çözüm esitlik temelinde bir federasyondur, dedik. Kürt örgütlerinin arasindaki çatismalarin sona erdirilmesi de vardi protokolde. Apo okudu imzaladi. Üzerine tatli yedik.


SILAHLARI TAM SUSTURMASINI ASKER ISTEMEDI

Öcalan yakalanip Türkiye’ye getirildigi zaman çizgisi 180 derece degisti. ‘Hizmete hazirim, pismanim, silaha son verdik, ne istiyorsaniz onu yapayim’ dedi. Tam teslim oldu, PKK’nin ideolojisini terk etti. Bagimsizlik, federasyon, otanomi, herseyden vazgeçti. Üniter devleti savunmaya basladi. Silahlari da büyük ölçüde susturdu. Tam olarak susturabilirdi ama devlet buna yanasmadi. Öcalan, Imrali’da Genelkurmay’in kontrolü altindaydi. Manipüle ediliyordu. Nitekim Öcalan’i orada denetleyen subaylar simdi Ergenekon davasinda yargilaniyor.


2004’TEKI SAHINLESMENIN NEDENI DARBECILER

2004’te PKK yeniden sahinlesti. Neden? 2002’de AK Parti hükümet oldu, ama tam iktidar olamadi. Iste derin devlet orada devreye girdi. Ayisigi su bu…Darbe hazirliklariyla birlikte PKK tekar eyleme geçirildi. Burada basrolü oynayan darbe tesebbüsünde bulunanlardir. Öcalan rahatça direktiflerini verdi, savas karari alindi. Kandil’de örgütün kongresine Öcalan’in avukati Mahmut Sakar gidiyor, kameralari kapattiriyor, ‘baskanin mesajini getirdim, savasilacak’ diyor.
Biliyorsunuz Mahmut Sakar’in oraya askeri helikopterle götürüldügü ileri sürülür. Bakin, Öcalan avukatlari araciligiyla örgütünü yönetiyor… Bu devlet istemeseydi hiç buna müsade eder miydi?


ALMANLARIN ADAMI OLSAYDIK BIZIM DE TV KANALIMIZ OLURDU

Bana karsi açilan bu haçli cephesi beni sasirtmadi. PKK’nin kuyrugunda siyaset yapan politikacilarla (bazi BDP’lileri kastediyor) birebir konusuldugunda ‘Biz de biliyoruz bunlari ama korkuyoruz, söylesek bizi hain ilan ederler’ diyorlar. Devlet tarafindan kurdurulan PKK basindan beri kendi alnindaki lekeyi bizim alnimiza yapistirmak istiyor. Öcalan teslim oldu ama bizi suçluyorlar. Bir dönem bana Almanlarin adami dediler. Siyasi mülteciydik. Almanya’da, Isveç’te hapse girmeden serbestçe siyaset yapiyorduk. Almanlarin adami olsaydik bizim de bir televizyon kanalimiz olurdu.


MAHKEMEYE ÇIKARTSALARDI LAFIM HAZIRDI: ‘HIZMETE HAZIR DEGILIM’

Hükümet demis ki ‘Kemal Burkay dönebilir’. Dediler, evet. Sonra dava da düstü. Ona ragmen ben tutuklanma riskini göze alip geldim. Hatta dostum Ümit Firat bana gelmeden iki gün önce telefon etti. ‘Seninle ilgili bir tutuklama karari var, gelince gözaltina alinabilirsin’ dedi. Ilk defa anlatiyorum bunu. Bu haber benim için hos olmadi, ama yine de göze aldim. Benim gelisimden bir gün önce dört kuvvet komutani istifa etti. Her an bir darbe olabilir diye düsündüm. Ama bilsem ki darbe olacak, gittigim anda tutuklanacagim, yine de gelmeye kararliydim. Beni mahkemeye çikartirlarsa diye düsünüp söyleyecegim sözü bile hazirlamistim; ‘Ben hizmete hazir degilim!’ Herkes öyle hemen pisman olup anasini Türk yapmaz. Benim pismanlik duyacagim birseyim yok. Kürt halkinin taleplerinden milim taviz vermedim. Türkiye’ye gelmek için AK Parti’nin hizmetine mi girecegim? Gurbette ölürüm ama baskasinin hizmetine girmem.

Siyasette muhatap olabilmek için kitlesel güç gerekir. Bence BDP o kitlesel güce sahip ama o iradeye sahip degil. Bizim o irademiz var ama o kitlesel gücümüz yok. PKK’nin silahlari susarsa BDP daha özgür politika yapabilir ya da onlar yapamazsa baska alternatifler çikabilir. Silahlar susarsa Kürt siyaseti bir bütün olarak PKK’nin vesayetinden kurtulur. BDP’nin PKK’lesmemesi lazim, siyasal alana inmesi lazim. Bu AK Parti hükümetinin ve parlamentonun elindedir.


POLIS KORUMASI ALTINDA SIYASET YAPMAM

PKK sizi alenen hedef gösterdi, yillar sonra yeniden. Korku yok mu?
Bir linç olayidir bu, ama basaramayacaklar. Çetin bir cevize çattiklarini görecekler. Ha tabi beni fiziksel olarak ortadan kaldirirlarsa ayri mesele. Benim bir korkum yok. Söyleyeceklerimi söyledim.

Devlet koruma vermek istemedi mi size?
Devlet koruma vermisti. Yani istemedim ama döndügüm gün karsimda buldum. Ertesi gün Egemen Bagis’la görüstügümde kendisinden geri çekmelerini rica ettim. Hos bir imaj degil bu. O da ‘sizin hayatinizin korunmasi için gerekli bu’ dedi. Ben daha sonra dilekçe verdim, geri çektiler.

Son tehditlerden sonra yine de düsünmüyor musunuz?
Korumayla dolasmaktansa susarim daha iyi. Polis korumasi altinda siyaset yapan bir Kürt siyasetçi olmak istemiyorum. 75 yasima geldim, söyleyeceklerimi söyledim. Korksam geçmiste korkardim. Geçmisten beri bu tehdit hep oldu. Daha 70’li yillarda evden çikarken saga sola bakardim. Avrupa’da ayni seyi yasadik. PKK böyle bir örgüt maalesef. Ama susmak bir aydin, bir siyasetçi için ölümdür.


SON SIIRI

Hayatin sarkisi hep olacak dostum
Sen olsan da olmasan da
Bu gezegende ya da baskasinda
Binbir çesit canli binbir çesit renk
Belki düslerimizin ulasamayacagi kadar uygar
Belki bizden daha barbar
Hayatin sarkisi hep olacak dostum
Yani askin umudun ve özlemin
Bir zincir bu
Ölenle dogan, solanla isiyan
Öylesine sonsuz ki zaman ve mekan
Hayatin sarkisi hep olacak dostum
Sen olsan da olmasan da
Bu gezegende ya da baskasinda

Dengê Kurdistan

Back to top button