Susurluk ortaoyunu tam kadro devlet sahnesinde
Tiyatrolar salgin nedeniyle perdelerini açamiyorlar ama Türkiye’de tüm zamanlarin en fazla sahnelenen ortaoyunu Susurluk Faciasi temsilleri devlet sahnesinde kapali gise sürüyor.
Devlet aparati içinde yuvalanmis çetelerin, mafya tetikçilerinin ve onlari yöneten, gözeten derin devlet / siyaset aklinin kirli çamasirlarinin ortaya döküldügü Susurluk olayinin üzerinden 25 yil geçti. Ülkeyi ve siyaseti temellerinden sarsan, Türkiye tarihinin en kitlesel, en yaygin ve etkili protestosu “Sürekli aydinlik için bir dakika karanlik” eylemine yol açan Susurluk olayi, o günlerde “devlet-mafya-siyaset” üçgeni olarak yorumlanmisti.
Olayin ayrintilarini, derin devlet zihniyetini, siyasetçilerin ve vesayetçilerin destegindeki mafya yapilanmasinin devleti nasil ele geçirdigini, iktidarin güçlü sahsiyetlerinin mafyalarla iliskisini, bir kisim ordu mensubunun derin devletin cinayetlerindeki suç ortakligini kavramak için elde epeyce malzeme var. Özellikle o günleri yasamamis olan gençler isterlerse basit bir tarama ile gerekli bilgilere ulasabilirler.
Susurluk yasiyor, savasiyor mesaji
Devlet Bey sayesinde derin devletin en güçlü destegine mazhar mafya reisinin (kibarcasi: organize suç örgütü lideri) hapishaneden sahsa özel afla çikarilmasinin ardindan dolasima sokulan bir fotograf, bizlere “Susurluk yasiyor, savasiyor” mesaji veriyordu. “Türk Devleti ilelebet varolsun diye her türlü zorluk ve mesakkati gögüsleyenler” yazisiyla paylasilan fotografta Alaattin Çakici, Mehmet Agar, Korkut Eken, Engin Alan muzaffer gülücüklerle yan yana görülüyorlardi. (Türk Devleti ilelebet var olsun diye ne haltlar karistirdiklari için, bakiniz: Kisilerin siyasî biyografileri).
Alaattin Çakici, Mehmet Agar, Engin Alan ve Korkut Eken
90’larin, özellikle Kürt isadamlarini hedef alan faili meçhul cinayetlerinin ve Susurluk skandalinin bas aktörlerinden olan bu zevat -ki daha sonra göstermelik de olsa yargilanip kisa bir süre hapis yatmislardi- kazada ölen Ülkücü Reis Çatli’nin yerine ayni gelenekten Çakici’yi kollarina takarak “Biz döndük!” diyorlardi. Aralarinda Veli Küçük eksikti ama o gün oldugu gibi bugün de manevî desteginin tam oldugundan eminim.
Fotografi görünce, zamanin özel harekâtçisi (Albay) Korkut Eken hapisteyken Ankara’da Kizilay metro istasyonunun duvarlarina yapistirilmis ilanlari hatirladim. Eken’in, onu daha da ürkütücü kilan kara gözlüklü fotografinin altinda “Dönüsü muhtesem olacak” yaziliydi. Hapisten çiktiginda, mafyaci güruhlar ve “dava arkadaslari” tarafindan karsilanmasi gerçekten muhtesem olmustu.
Epeyce yaslanmis ve mesum islerinde deney kazanmis, küplerini de doldurmus Susurluk aktörlerinin ve derin çetelerin günümüzdeki dönüsleri muhtesem olacak mi, yeniden sahneye konan oyun tutacak mi bilemem ama iktidar koalisyonunun sahneyi olmasa da dümeni onlara terk ettigini, hatta boyda küçük güçte büyük ortak MHP’nin o zihniyetle özdeslestigini söyleyebilirim.
Susurluk üçgeninden Cumhur Ittifaki dörtgenine
Beterin beteri var midir? Demek ki varmis!
Susurluk’ta desifre olan devlet- mafya- siyaset üçgeni Tek Adam Rejimi’nde bir ayak daha kazandi: devlet-mafya-siyaset-ticaret dörtgeni oldu. “Ticaret” derken, AKP’li bir siyasetçiyle is baglarken “Milletin a..na koyariz” diyen (Adam sözünün eri, o gün bugün koymadik yeri kalmadi ülkenin) Cengiz grubu basta, besli çeteyi; AKP iktidarinda semiren sermaye kesimlerini, mafyanin uyusturucu trafiginden büyük paylar, büyük servetler saglayanlari, yolsuzluk ve talan ekonomisinin kimi yükseklerde kimi eteklerdeki ajanlarini, yandaslik ve yalakliklarinin ödülü olarak önlerine kemik firlatilan daha küçük çikar gruplarini kastediyorum. Halkimiz, ülkemiz, hepimiz; birbirine kenetlenmis, birbirine mecbur, birbiri içinde erimis bu dört pençenin tirnaklari arasindayiz.
Mafyalar, sermaye ve çikar gruplari her zaman, her yerde siyaset erbabiyla iliski içindedirler. Ancak su siralarda Türkiye’de oldugu kadar pervasiz, fütursuz, ahlaksizca ve saldirgan degildir bu iliski. Ar ettiklerinden degil toplumsal tepkiyi yumusatmak için hukuga, yasalara birazcik uydurulmaya çalisilir, biraz gizli kapakli yapilir, ara sira bir günah keçisi bulunup yargilanir. Artik buna da ihtiyaç duyulmuyor, çünkü devlet ve iktidar tümüyle ele geçirilmis durumda.
Siz karsinizda bir siyasî yapi oldugunu mu düsünüyorsunuz?
Duyan dinleyen, okuyan anlayan olursa, bu soruyu muhalefete soruyorum: Seçimler erken mi olacak zamaninda mi, diye tartisan; AKP’nin iktidardan düsmesi için salginin yarattigi ekonomik felaketten, as is bulamayan milyonlarin “yetti gayri” demesinden medet uman; su parti varsa ben yokum, o partinin ya da o kisinin oldugu yerde ben görünmem aymazligiyla bir türlü biraraya gelemeyen, iktidarin magdur ettiklerinin ayrimsiz tümüne sahip çikamayan muhalefet, neyle karsi karsiya oldugumuzun farkinda mi?
Karsimizda bir siyasî iktidar, siyasî partiler, siyasetçiler yok; çetelere dayanan, ülkenin tasini topragini, servetini, maddi manevi birikimini talan eden, Susurlukçu zihniyetin yönlendirdigi çok bilesenli bir çikar sebekesi var. Siyaset bilimine göre ne AKP’yi ne MHP’yi siyasî parti saymak mümkün degil. Içlerinde durumdan rahatsiz olanlar, namuslu insanlar da vardir mutlaka, ama kimisi çikar iliskileri, kimisi de korku veya vefa duygusu yüzünden merkezlerine biat etmeye mecburlar. Merkez kadrolar ise birbirlerine mafyanin omerta yasasiyla ve suç ortakligiyla baglilar.
Yok yeni anayasa, yok seçim tartismalari, yok meclis konusmalari, vb., bunlar iktidarin siyasetin ve hukugun kurallarina göre davrandigi görece normal bir siyaset ortaminin konularidir. Bu ortam yoksa, var oldugu kadari bile gün be gün daraliyorsa, çete savaslari siyasî tartismalari boguyorsa, “yerli ve millî Türk isi fasizm” tugla tugla örülmekteyse muhalefet bugünkü adim ve yöntemleriyle yetinemez, yetinirse yenilgiye ugramasi kaçinilmazdir ki bu milletçe hepimizin yenilgisi demektir.
Ayinin on hikâyesi varmis, onu da armut üzerineymis. Ben yasli ayinin da bin hikâyem var, bini de demokratik cephe, demokratik ittifak üzerine. Bir kez daha özetle anlatayim armut hikâyemi: Aradaki bütün ayriliklari, bütün siyasî-ideolojik farklari bir yana birakarak, gereginde bagriniza tas basarak, seçmen kitlelerinizden korkmadan, halki ikna ederek; Türk, Kürt, laik, Müslüman, inançli, inançsiz, milliyetçi milliyetsiz, sag, sol demeden, parti gözetmeden ve de bir an bile gecikmeden demokrasinin asgarî müstereklerinde birlesin. Ayni demokratik talepleri ayri ayri tekrarlamak yerine yan yana durup birlikte seslendirin.
Aksi halde Susurluk’un dönüsü gerçekten muhtesem olacak ve iktidar da dahil kimse kendini kurtaramayacak.
—————————————————————————
11. Mayis 2021-T24
Oya Baydar