Makale

Tarihe kayit düsmek

Taraf’ta yazmaya son verince, ikinci bir ‘kisilik katli’ne maruz kaldim.

Ilkini üç-dört yil önce ve Taraf’ta yazdigim yil PKK yapmisti. Kendimi savundum ve geri adim atmadim.

Dostlarim bu defa, bana susmami tavsiye ettiler. Bu da bir yol olabilirdi belki, ama susmanin yanlis bir tavir olacagini düsündüm ve yazmaya baslayinca da ortaya kitap olacak kadar epey uzun bir metin çikti.

Bu yazida okuyacaklariniz bu metnin oldukça özetlenmis halidir.

Taraf’a yazmaya son verdigim günden bu yana yazilanlara bakiyorum ve görüyorum ki, tarih, bazilarinin hala içinden uyanmaya çalistigi ama bir türlü de uyanamadigi bir kabustan ibaret.

Oysa ben ve benim gibi insanlarin kan-revan içinde yasadigimiz kabuslar bitti artik.

Kanimizi, terimizi sildik. Baskalari bu kabuslari yasamasin diye, baris ve demokrasi için bir seyler yapmaya çalisiyoruz. Bunun bin bir yolu var. Siyaset, sivil toplum aktivistligi, yazi, sanat ve hatta edebiyat…

Kürt siyaseti içinde olusmus, ve tasinmasi hiç de kolay olmayan bir siyasi kimligi askiya alip tamamen yaziya yönelmem Taraf’la birlikte oldu.

Taraf’a bes yil yazi yazdim. Her bakimdan farkli bir deneyimdi. Taraf’in yazari olmakla övünç duydum.

Simdi Taraf’la yollarimiz ayrildi.

Her sey Ahmet Altan’i elestirdigim yaziyla basladi diyemem. Bir gazeteci ve iki siyasetçi için yaptigim elestiri yazilarindan sonra ‘nazikçe’ uyarildim. O uyari mesajlari telefonumda hala duruyor.

Bu siyasetçilerden biri Serefattin Elçi’dir. Bu yilin Mart ayinda, Radikal gazetesine verdigi bir söyleside, ‘PKK hain olmayani öldürmez, öldürdügü insanlar hain olduklari için öldürüldüler’ demesi sanirim herkese hayal kirikligi yasatti. Bunun üzerine ‘Kürdistani Serafettin’ baslikli bir yazi yazdim.

Kürt milliyetçileri, ‘Kürdistani’ düsünüse önem verir, siyasi argumanlarini bu kelimeyle ifade etmeye çalisirlar ki bu kelime, yerellik, belli bir cografyaya ve o cografyada olusmus ‘ulusal tarihe, degerlere ‘ baglilik ifade eder.

Dolayisiyla yaziya ‘Kürdistani Serefattin’ derken asla bir asagilama veya itibarsizlastirma yapmayi düsünmedim. Yaptigim sey tamamen ironikti ve anlami suydu:

Bize hayati boyunca ‘Kürdistani’ olmayi, ve öyle kalmayi tavsiye etmis biri, Kürdistan için daga çikan gençlerin binlercesinin iç infazlarla öldürülmesi gerçegi ayan beyan ortadayken, ve bunu ne Öcalan ne PKK dahi inkar etmiyorken, bu gençleri hangi vicdanla ve nasil olur da bir çirpida adeta tarih disina itip, hain olmakla suçlayabilir?

Üstüne vazife miydi, senden baska bu savasin kurbanlarini savunacak kimse mi yoktu diyebilirsiniz belki.

O zaman benim de sunu sormaya hakkim var: Bu zihniyeti elestiremeyecekse, bir Kürt aydininin yazmakla ne gibi bir isi olabilir? Gitsin baska seylerle ugrassin daha iyi.

Ahmet Altan, bu yazinin üstünden aylar geçmis, ben gazeteden ayrildiktan iki gün sonra bir yazi yaziyor ve ‘Kürdistani Serefattin’ basligiyla yayinlanan yaziyi kullanirken utandigini ifade ediyor.

O yaziyi yazdigim için asla utanmiyorum, ama Ahmet Altan, ‘PKK’nin öldürdükleri haindi’ diye konusan bir siyasetçiye dönüp tek satir yazmadigi için utanmalidir.

Her sey bir yana, Taraf’in bana hiçbir sekilde sormadan, teyit almadan Akit’le beni yan yana kullanarak mansete tasimasi, aslinda karsi çiktigi sey olan, itibarsizlastirma ve hedef göstermenin bizatihi kendisidir.

Bes yildir yazdigi kösenin adi ‘Yüzlesme’ olan, bu ülkenin magdurlari, Kürtler, Süryaniler, Rumlar, Yahudiler ve Ermeniler için yazdigi kitaplari, makaleleri olan bir aydini, Akit üzerinden vurmaya çalismak; magdurun yaninda durarak verilmis bir mücadeleyi, hak edilmis ve kazanilmis bir saygiyi, ödenmis bedelleri, tek bir haberle katletmek gayreti degil de, nedir?

PKK de Kürt aydinlari için ayni seyi yapmadi mi?

Itibarsizlastirma, kusatma ve sartlar uygun oldugunda da infaz…

Kürt aydininin degismez kaderi budur. Simdi bu kaderin içinden çikmak ve degistirmek için çirpinip duran bizim gibi insanlar nihayet, siddete karsi tutumlari nedeniyle korumalarla gezerken, kendi toplumu içinde siyasi ve sosyal tecride maruz kalirken, Taraf gibi bir gazetede dahi yazi yazamayacak hale gelmek, bir ‘Orhan Miroglu vakasi’ olarak görülebilir mi?

Akit’in yayin çizgisini, insanlarin soyunu-sopunu kendisine dert etmesini, provokatif haberciligini hiçbir sekilde onaylamiyorum.

Son iki ay içinde bu konuda ve direk Akit’i elestiren üç yazi yazdim.

Firat’in ötesindeki Ergenekon’un kullandigi bir ‘Kürt Ogün Samasti’nin darbelerini, hala bedeninde ve hafizasinda tasiyan Orhan Miroglu’nun yeni Ogun Samastlarin yaratilmasina katki sundugunu yazmak, Akit’e yazar olacak diye ortalikta haber dolastirmak, hedef göstermek insafla, akilla bagdasir mi?

Bu ülkede sadece Türk Ogün Samastlar mi yasiyor saniyorsunuz?

Sizin bu haberleriniz ve yaklasiminiz biliniz ki Orhan Miroglu’nun adeta kanina susamis Kürt ve Türk Ogün Samastlar’a büyük bir cesaret veriyor.

Bu ülkenin entelektüelleri, aydinlari henüz hesaba kitaba oturmadi, ama demokratlik asla o kadar da ucuz degil, ve asla Taraf’la baslamadi, bunu bilelim.

Ben o gazeteye, Hrant’i ve Ahmet Kaya’yi ölüme yollayan gazetede, tam sayfa keyifli Pazar yazilari yazarken, birakip gelmedim.

Taraf’a, ömrümü alan bir siyasi hikayeye ters düsmeyi göze alarak geldim.

Kürtler bugün tek lidere, tek sisteme ve tek ideolojiye saygi duymaya davet ediliyorlar.

Davete icabet etmeyenler ise hainlikle suçlaniyor, bu da yetmiyor daga kaçiriliyor ve bir kismi da faili meçhul cinayetlere kurban ediliyor.

Hükümete farkli gerekçelerle de olsa karsi olanlar ve iktidar talep edenler, bu gidisattan oldukça memnun. Ittihatçilar, Kemalistler ve PKK’nin artik periferisinde degil, onun belirledigi alanlarda yerini almis olan ‘solcular’, PKK’nin yeni savas stratejisini destekliyorlar. PKK onlarin iktidar taleplerinin umudu haline geldi.

Taraf ve baska gazetelerde PKK siddetinin ve silahli mücadelesinin devletin uyguladigi siddete benzemedigini anlatan, PKK’nin siddetini kutsayan ve mesru gösteren yazilar okumaya devam ediyoruz.

Benim için doksanli yillarin devlet siddetiyle bugünkü PKK siddeti arasinda hiçbir fark yok.

Ne devletin cumhuriyetin kurulusundan bu yana ve sonrasinda da özellikle 90’li yillarda, hak taleplerini bastirmak için uyguladigi siddet mesru, ne de PKK’nin bugün uyguladigi siddet. Ikisine de inanmiyorum ve ikisini de hakli bulmuyorum.

Bu konuyu Türk medyasi, Türk aydinlari esastan tartismalidir, ama samimiyetle ve dost-ahbap kayirmaciligi yapmadan tartismalidir.

Medya ve Türk aydinlari, Silvan’dan bu yana PKK’nin bilumum muhalefetin yegane umudu haline geldigini ama bunun Türkiye’ye maliyetinin ne kadar da agir oldugunu artik görebilmelidir. Benim Taraf’la yasadigim ayriligin özü bundan baska bir sey degildir.

Taraf’a düsüncelerimi savunabilmek için geldim, bugün bu düsüncelerimi koruyabilmek için ayrildim. Dünyanin sonu degil, ama kisisel bir sorun da degil, kesinlikle medya ve siddet sorunu. Taraf’a basarilar diliyorum.

Star-25 Eylül

Orhan Miroglu

Back to top button