Makale

Tas yok mu tas?…

Basligi yadirgadiniz degil mi? Zaten bana ait degil. Onu S.S. Önder´in NTV için yaptigi, ayni adli kisa filminden aldim. Gerçi onu her ne kadar „Beynelmilel’deki basarili yönetmenliginden taniyorsak da bence kisa da olsa bu filmiyle çok daha mükemmel bir performans sergilemis. Bunun da nedeni filmi sadece yönetmis olmasi degil, daha da önemlisi filmdeki karakteri kendisinin oynuyor olmasi. Bu karakteri daha iyi oynayacak bir baska oyuncu düsünemedigi için bizzat kendisi oynamis. Iyi de etmis…

Izlemeyenler için özet olarak anlatayim: Kahramanimiz Adiyamanli bir turist rehberidir. „Son derece demokrat, hosgörülu ve barissever’ bir Adiyaman milliyetçisidir. Nemrut harabelerini anlatirken onlarin Pers ve Helen tanrilari ve krallari olarak 200 yüz yil hiç savasmadan, baris içerisinde yasadiklarindan ve Adiyamanlilarin da bu tarihsel kültürden beslendigini abartarak anlatir.

Ama turistlerden biri Malatyalidir ve kahramanimizin „tezlerine’ itirazi vardir. Tartisma bir süre sonra Adiyaman-Malatya kavgasina dönüsür ve Malatali turist sonunda „senin Adiyaman dedigin Malatya´nin bir sancagi degil miydi’ diyince barissever rehberimiz artik kendisini daha fazla tutamayarak „tas yok mu tas’ diyip kocaman bir kaya parçasini, çareyi oradan kaçmakta bulan Malatyali´nin arkasindan savurur.

Bunlari niye anlatiyorum?

Kisa metrajli film tarihinin en uyumlu karakter ve oyuncu örnegine vurguda bulunmak için degil tabii..

Önder´in, kendisini oynadigi filmdeki gibi, kendisi gibi düsünmeyen, kendisi gibi olmayanlara savurmak için hala „tas yok mu tas’ diye dolanip duruyor olmasindan…

Hem de kime karsi?

Onun, yasindan daha uzun bir süreyi düsünceleri ve siyasal inançlari dogrultusunda bedel ödeyerek geçirmis Sayin Burkay´a karsi…

Hem de bu ülkede „travestileri, homoseksüelleri, lezbiyenleri, Ermenileri, Kürtleri, Çingeneleri, Yahudileri, sosyalistleri ve daha nice ötekileri’ agzindan düsürmeyen, onlarin avukatligina soyunmus biri olarak…

Tas yok mu tas filmine ondan daha uygun bir karakter bulunabilir mi?

Istiyorsa kendisine bir kisa film senaryosu da benden: Adiyaman hooliganligindan siyaset hooliganligina uzanan yolun özeti: „Sanatçinin ölümü’

Önder, Serafettin Elçi´nin vefati dolayisiyla kaleme aldigi son yazilarindan birinde yine „tas yok mu tas’ diyerek firsat kollamis. Önder bunu sözde ‘Elçi´ye saygi’ adina yapiyor. Gerçekte ise yaptigi arkadasinin ölümden bile firsat yaratarak bir çesit ölü soygunculugu. Eger öyle olmasaydi birakin Sayin Elçi´ye, kendisine dahi zerre kadar saygisi olsaydi Elçi´ye yönelik Isveç´teki linç girisimi için de birkaç söz söylemesi gerekmez miydi?

Ama ona yürek ister.

Savurmak için „tas yok mu tas’ diye dolanip durdugu güçler, onu iki yilda „siyasetin yildizi’ haline getiren güçler degil. Arkasinda, onu omuzlarinda tasiyan kalabaliklara sahip güçler hiç degil. Ne ardinda silahli birlikleri var ne de „sanatçi ya aydin sifatiyla hariçtekileri konusturacak, costuracak hatta onlara tas bile firlattiracak imkanlari var. Tek baslarinalar… Güçlerini sadece sözlerinden ve kalemlerinden aliyorlar.

O da kimilerini iyi sarsmis olmali ki durmadan tas arayip duruyorlar.

O saflarin tek „aticisi’ Önder degil tabii. Önder baskalarinin birakmak zorunda kaldiklari görevi hararetle üstlenmis. Ayni yerden ayni seyleri Yalçin Küçük, Perinçek, Mahir Kaynak ve digerleri fazlasiyla yapmisti. Ve bu isi „devlet için’ yaptiklarini mahkemede bizzat Yalçin Küçük´ün kendisinden duymustuk. Nedense su önde gidenlerin marifetleri hep mahkemelerde açiga çikiyor.

Sahi kaç „görevli’ vardi bu isle mesgul? Bin dolayinda miydi? Birkaç „tasçi’ mahkeme safhasinda açiga çikmisti. Diger tasçilar hangi mesaideler dersiniz?

S. Sirri Önder´in Burkay´in söyledikleri, yazdiklariyla ilgili olarak söyleyebilecegi tek bir seyi yok. Belki de o söyledi biz duymadik. Insallah öyledir. Bu sayede Önder´in itirazlarini tas disinda da ifade edebilecegini görmüs olurduk. Ama ondan duydugumuz tek sey, Burkay´i Diyarbakir´da karsilamaya gelenlerin bir KCK operasyonunda gözaltina alinanlardan daha az olusu ya da arkasindaki „taraftar’ sayisina bakip „dirisi bile hürmet görmeyenler’ gibi son derece „akademik’ kavramlar… „Ötekilerin’ vekiline da ancak bu yakisir!

Yalnis duymadiniz, bunlar bir iktidar partisinin sözcülerinin ifadeleri degil. Çogunlugun oylariyla Basbakanlik koltugunda oturan birine de ait degil bu sözler.

Bu sözler agzinden „öteki’, „azinlik’, „ötekilestirilen’ sözleri düsmeyen birinin ifadeleri.

Eger onda birazcik onur varsa bu söylediklerinden sonra bir daha „öteki’ ve benzeri sözcükleri kullanmaz, onlarin yarasini kanatmaya çalismaz. Biz de bu „güçperestin’ gerçekte kimin temsilcisi oldugunu daha iyi anlariz.

O çok önemsedigi güç fetisizmine gelince, yine ayni günlerde Meclis´te güç gösterisinde bulunan diger partiden üyelere verdigi cevabi hatirlatalim:

„Devede de boy var ancak 40 tanesi bir esegin pesinden gider!’

Ziya Laçin

Back to top button